Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

Neden?

Kategori Kategori: Güncel Olaylar | Yorumlar 8 Yorum | Okunma 1741 Okunma | 05 Nisan 2009 14:36:18

Ayşegül Hanıma Teşekkür ediyoruz...

NEDEN? ? ?

 

 

Birçok haberi üst üste alıp, birçok duyguyu üst üste yaşadığımız ve kimi zaman neyi, nasıl düşüneceğimizi şaşırdığımız şu son günlerde doğru kelimeleri bulmak benim için çok zor da olsa yazıyorum. Çünkü yaşanan tüm bu olaylar ve insanların bu olaylar karşısındaki tavırlarına tepkisiz kalamıyorum. Eğer bir kusurum olursa diye de şimdiden hepinizden özür diliyorum.

 

***

Hiç kimse birbirinin aynı değildir. Farklılık, insanın doğasında vardır ama insan bunu bir türlü görmek istemez. Hep der ki: “Ben olayım; benim gibiler olsun. Biz üstünüz; biz yaşayalım. Geri kalanlara ne olursa olsun. Hatta onlar hiç olmasalar daha iyi olur.” Ve insanın içindeki bu istek öyle büyüktür ki onu hayatının her alanına kolaylıkla yansıtır. Örneğin bir patron, tüm çalışanlarının kendi gibi olmasını ister; ya da bir ebeveyn, yetiştireceği tüm çocukların kendi hayallerindeki gibi olmasını ister ve bu örnekler uzar gider. Bu bencilce istek o kadar yoğundur ki karşımızdakinin de bir birey olduğunu; onun da hayatıyla ilgili kendine ait düşünceleri olduğunu ve bunların saygı duyulması gereken olgular olduğunu unuturuz.  

 

Son zamanlarda gördüğümüz kavga ve çekişmeler de hep bu isteğin ürünüdür. Küçücük bir mahalledeki muhtarlık seçiminden kaynaklanan kavgada 6 kişi ölüyorsa eğer, herkesin biraz durup düşünmesi gerekir: “NEDEN?” Ne var birbirimize bu kadar düşman olacak? Neyi paylaşamıyoruz? Nasıl bir hale geldik ki sinirlerimize hakim olamıyoruz. Bir çiçeği koparırken bile içimizin sızlaması gerekirken. Yaratılmış en yüce varlık olan insanın hayatına son verecek kadar kararabiliyor gözlerimiz.

 

Belli zamanlarda “Demokrasi! Demokrasi!” diye bağıranların istedikleri sonucu alamayınca, demokratik hakkını kullanan Halk’a, “Aptal, Cahil” yaftasını yapıştırması da yine aynı sebeptendir. Bu nasıl bir düşüncedir? İnsanlar, sizin tarafınızdayken insan oluyor ama bir şekilde sizin düşüncelerinizden uzaklaşınca ya da sizi azıcık eleştirmeye kakışınca değersiz birer yaratığa dönüşüyorlar öyle mi? Böyle davrananlar kusura bakmasınlar ama sadece kendilerini komik duruma düşürüyorlar. Hiç kimse bir başkası gibi düşünmek zorunda değil ama herkes -Vatanın bağımsızlığı, Milletin onuru ve şerefi için bir tehdit oluşturmuyorsa birbirinin kişiliğine ve görüşlerine saygı duymak zorunda. Evet zorunda ama kimin umurunda!    

 

Biz, ayrılıklara o kadar alışmışız ki “ Bir olamayız.” diyoruz her fırsatta. Bir taraf diğer tarafa biraz yaklaşsa ya karşıdan esen sert bir rüzgarla geri savruluyor ya da “Bu işin içinde mutlaka bir iş var.” deniyor. Evet, herkes dürüst değil. Neredeyse tüm işlerini dalavere ile yürütenler çok belki ama iyiler de yok değil. Hem bunca ayrılık ne kadar sürecek? Her geçen gün başka bir oyunla ayrılıklarımızı körüklemeye çalışanların ekmeğine yağ sürmeye daha ne kadar devam edebiliriz? Biz bu ayrılıklarla debelenip dururken, içinde bulunduğumuz çukuru daha da derinleştirip kararttığımızı ne zaman fark edeceğiz? Bu sorulara cevap verebilmek gerçekten zor. Hele de şu son günlerde öyle şeyler duyuyor öyle şeyler okuyorum ki tüm bunlar birlik olabileceğimize dair umudumu zora sokuyor. İşte böyle zorlandığım dönemlerde kendi kendime şu cümleyi tekrarlıyorum:

 

 “Bazen öyle şeyler görür öyle şeyler yaşarsın ki bunlar yarınlara dair umutlarını azaltır. Fakat yok edemez. Etmemeli!”

 

Böyle diyorum. Çünkü biliyorum ki Allah(c.c) büyüktür! O’na; O’nun varlığına, birliğine ve burada sayamayacağım nice güzelliklerine  inananlara umutsuzluk yakışmaz…

 

Ve bunca karışıklığın, ayrılığın ortasında; tüm bu saçmalıklara ve bunlara zemin hazırlayanlara karşı dimdik duran biri vardı… Yiğitti… Mertti… Dürüsttü… Örnekti… Adam gibi adamdı… Ayrılıkların en yoğun olduğu zamanlara tanıklık etmiş; nice zorluklar çekmiş biri olarak diyordu ki:

 

“ Yeter!!! Bu millet ayrılıklardan çok çekti. Artık birlik olmalıyız. Oyunları bozmalıyız. Birbirimizi boşuna yıpratmak yerine hep birlikte Vatanımız için, geleceğimiz için çalışmalıyız…”

 

          Herkesin birbirini suçladığı zamanlarda o, her zaman gülen yüzüyle olması gerekenleri anlattı ve “Yapabiliriz, başarabiliriz.” dedi. Umudunu hiç kaybetmedi. O’na da bu yakışırdı zaten.

 

Belki çok fazla değinilmedi ama o aynı zamanda bir babaydı. Bir babanın eksikliğini ancak bu eksikliği bilenler anlar. Ben de bu eksikliği çok iyi bilen biri olarak kardeşlerime sabırlar diliyorum. Bu, tarif edilemez bir boşluk ama bilin ki bu boşluk insanı ne kadar üzüyorsa “İyi ki böyle bir babam varmış.”  diyebilmek de en az o kadar mutlu ediyor ve gurur veriyor.  

 

Kıymetli hemşerimiz Muhsin YAZICIOĞLU’ nu bir kez daha rahmetle anıyorum. Dilerim mekanı Cennet olur… Ve dilerim o’nu örnek alan nice mert, yiğit, dürüst, gerçek insanlar yetişir. Allah(c.c), iyilerin yolunu açık etsin…   

 

 Bu millet ayrılıklardan çok çekmiş. Hala da çekiyor. Ve bizler, her fırsatta ısıtılıp ısıtılıp önümüze sunulan ayrılık lokmalarını ard arda yutmaya devam ettiğimiz sürece de çekilenlerin sonu gelmeyecek maalesef. Fakat şartları değiştirebiliriz. Belki köklü bir değişim olmaz ama insanlar arasındaki o keskin sınırları biraz olsun yumuşatamaz mıyız sizce? Bu kadarına da mı yetmez gücümüz? Yapılabilecek, yaşanabilecek onca güzellik ve bu güzelliklerin yaratacağı huzura ulaşmak varken kendimizi bir karanlıktan diğerine atmanın iç sıkıntısı ve kasvetiyle yaşamayı, daha doğrusu “yaşadığımızı sanmayı” tercih ediyoruz. NEDEN?     

 

 

Ayşegül ERGİN

Nisan  /  2009

 

 

***

 

Kıymet verip okuduğunuz için çok teşekkür ederim.

İnşallah güzel Vatanımızda,  birlik, beraberlik, huzur  içinde yaşar ve bu güzellikleri nesilden nesile aktarabiliriz.   

Hepinize sevdiklerinizle birlikte geçireceğiniz, sağlıklı,  güzel günler diliyorum…

Saygılar…

 | Puan: 10 / 1 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

Ayşegül ERGİN { 08 Nisan 2009 18:30:08 }
Kıymetli yorumlarınız için hepinize teşekkür ediyorum. Elimden geldiğince düşüncelerimi yazıyla aktarmaya çalışıyorum. Sizlere ulaşabiliyorsam ne mutlu bana. Ayrıca yazımla ilgili tüm güzel düşüncelerinizin, sizlerin iç dünyanızdaki güzelliklerin bir yansıması olduğunu da belirtmek isterim.
Yazmaya devam etmemde etkisi azımsanamayacak olan destekleriniz ve yüreklendirici yorumlarınız için hepinize tekrar tekrar teşekkürler...
Saygılar...
Habip BEDİR { 08 Nisan 2009 11:47:22 }
Mekanın cennet olsun Muhsin başkan."Millete doğrulmuş namluya selam durmam"
28 şubatın o sert soğuğunda bu sözleri haykıran bir yiğit ti Muhsin başkan.Sanırım bu cümlesi bile onun hakkında fikir sahibi olmamız için yeterli...
Hedefi,ideali,davası olan insan davası uğrunda hayata veda etti.Yazınız için teşekkürler..
Turan kılıçarslan { 07 Nisan 2009 16:58:19 }
''Biz bu ayrılıklarla debelenip dururken, içinde bulunduğumuz çukuru daha da derinleştirip kararttığımızı ne zaman fark edeceğiz?''
Ne kadar güzel ve ne kadar da oturmuş böyle ifadelerin üzerine ne denir ki..!!
Turan kılıçarslan { 07 Nisan 2009 16:49:31 }
Ben yine sadece elinize,dilinize,emeğinize sağlık diyor ve saygılar sunuyorum...
Ebubekir GÜR { 06 Nisan 2009 09:59:46 }
Değerli yeğenim, yazınız zevkli ve hislerimize tercüman bir yazı olmuş. Beğenerek okudum. Neden? sorusunu bir çok konuda hep soruyoruz. İnsanoğlu farklı fıtratta yaratılmış. Peygamberlerin olduğu toplumlarda ebu cehiller, firavunlar, nemrutlarda olmuş. Bu günde peygamber meşrepli insanlar olduğu gibi firavuniler, nemrudiler ve ebu cehillerde var ve olmaya devam edecekler. Bizler hep birlik beraberlik, kardeşlik olsun istiyoruz. Ama her yer insana bir sinek kadar bile değer vermeyen kabil ruhlularla dolu. İnsanı sevebilmek, insan olabilmek zor iş. Şeklen insana benzemekle insan olunmuyor.İnsanı sevebilmek için Allah'ı tanımak ve sevmek lazım, kuvvetli bir iman lazım. Sevgiden, insanlıktan bi haberlere ne kadar neden sorusunu sorsanda sonuç alamazsın. Rahmetli Muhsin Başkan hep şunu söylerdi."Biz zaferle değil seferle yükümlüyüz" Bizlere düşen insanlığın hidayeti ve kurtuluşu için çok gayret göstermektir. gerisi Allah'ın bileceği bir şeydir. Biz bize düşeni yapmakla mükellefiz.Bizler görevimizi bihakkın yaptığımızı düşünüyorsak hüzne, üzüntüye gerek yok. Muhsin Yazıcıoğlu gerçek bir liderdi. O inandığı gibi yaşadı, hep dimdik durdu. Davası uğruna çok çile çekti ama Allah'a da tevekkülü tamdı, isyan etmedi. O dava arkadaşlarına hep vefalı oldu. Başkalarını hep kendisine tercih etti. O gerçek bir Alperen olmaya çalıştı. Güzel hasletler durup dururken elde edilmiyor.Allah ve Resulüne ittiba olmadan güzel ahlak olmuyor. Allah bir kimseyi severse onun sevgisini diğer insanlarında gönlüne koyar. Bunu Muhsin Başkanda gördük. O gönül adamı idi. İnsan siyaset yapacaksa onun gibi yapmalı. Parti ve lider taassubu bizim birliğimizin önündeki en önemli engellerden birisi. Bir çoğumuz partiyi din haline getirmişiz. Allah için olmayan hiç bir şeyden bu millete fayda gelmez.
Mustafa BOĞA { 06 Nisan 2009 09:36:00 }
Sayın Ayşegül hanım,güzel yazınızı okudum.Kendi kendime sordum bende neden diye,şöyle bir durdum,etrafıma baktım,adam sende dedim kendi kendime boş ver yürü,ama kafayı takmıştım birkere neden diye.etrafımıza baktım düşündüm her şey ibretlik idi kendimiz yanımızdakiler biraz ilerdekiler daha uzaktakiler hep aynıydık.çünki dünyanın kanunu bu idi,her şey zıddıyle vardı.Allah'u teala kainatı zıtlıklar manzumesi olarak yaratmıştı.dünya hep sıcak olsa,insanoğlu soğuk kavramını,dünya hep karanlık olsaidi gündüzü ve aydınlığı bilmeyecekti.Bu bir hikmeti ilahidir,dedim kendi kendime,Kötüler olmasa iyilikler elbetteki bilinmiyecek iyinin tarifi yapılamıyacaktı.insanoğluda işte bu zıtlıkları bünyesinde toplayarak yeryüzünü şereflendirmiştir.Ve bu olaylar sayesinde kendimize bir çeki düzen verdiğimiz için bununda bir ilahi gayesi olduğuna inandım.Bizi yaratanı bir kez daha anladım gayesiz ve sebebsiz birşeyi yaratmıyacağına....Teşekkürler size bizlere biraz durup neden diye hatırlattığınız için,hiç olmasa bir an kırmızı ışıkta durduk ve yolumuza devam ettik.Sebepler'in sebebinden ders alarak gerçeği gören ve ona göre iyi insan olarak yoluna devam eden insanlardan olmak gayesiyle.Hoşçakalın
GÜRBÜZ { 06 Nisan 2009 09:15:03 }
EVET AYŞEGÜL HANIM O BİR BABA İDİ HEMDE ÖYLE BİR BABA Kİ ! ÇOCUKLARI SAHURSUZ KALMAK ÜZEREYKEN OLANCA HIZIYLA YEMEK HAZIRLAYIP YATAKLARINA GÖTÜREN BİR BABA.ONCA YOĞUNLUĞUNA RAMEN ASLA ÇOCUKLARINI İHMAL ETMEYEN BİR BABA.ONU ÇOK ÖZLÜYORUZ.MEKANI CENNET OLUR İNŞALLAH.
Burhan EMRE { 05 Nisan 2009 23:21:44 }
Ayşegül Hanım,yine bir göz atınca okumaktan insanın kendisini alıkoyamadığı kusursuz bir yazı yazmışsınız.Böyle yazıları ancakki usta kalemler yazabilir.Kıymetli hemşehrimiz rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu gerçekten büyük bir vatanperver,ülkesinin birlik beraberlik ve bütünlüğü için mücadele vermiş değerli bir şahsiyetti,nur içinde yatsın.
Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun281 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI