Sararan yapraklar, çayırlara düşen çiseler, dağların tepelerine yağan karlar ve gelen kasım ayı bizim için göç demekti.kendimi bildim bileli böyleydi bu ve halada böyle.
Genelde ağabeylerimden biri gider traktör sahibi amcalarımızdan gün alırdı.Hangi gün uygunsa onlar için bizim içinde o gün uygun olurdu. Ve bir yaz boyunca ekilen tohumların mahsulleri tek tek hazırlanır göçü beklerdi. Neler yoktu ki bunların içinde…
Annemle babamın bir yaz boyunca özenle sulayıp özenle söktükleri patates-soğan, böcekleriyle uzun uzun mücadele ettikleri lahana, annemin hiç üşenmeden toplayıp deste deste bidonlara bastığı asma yaprakları, toplarken hep isyan ettiğimiz ama kışın yemekten büyük zevk aldığımız dutun pekmezi ve pestili, ellerimizi kapkara yapsa da tazesini ayrı kurusunu ayrı sevdiğim güzelim ceviz, cevizin yanında olmazsa olmaz iğde, yazın sıcağında herkesin emekle adeta güneşte pişerek kuruttuğu kayısı, babamın gözü gibi baktığı vişnelerin tadına doyulmaz reçeli, fasulye, barbunya, nohut, kurutulmuş salatalalık-domates, annemin tek tek seçerek kibrit gibi kuruttuğu, mis gibi kokusuyla kışın çorbalarımıza renk katan nane, maydanoz ve son olarak en çok sevdiğim meyve elma. Bahçelerden en son toplanan meyvedir elma, kimisi sapsarı kimisi kırmızı rengarenk ve kasabamıza özgüdür. Meyveleri dökülen elma ağaçları ardından yapraklarını da döker ve gelecek baharı beklemeye başlar.
Bahçe mahsullerinden annem turşu, konserve ve salça yapardı. Tabi, peynir, tereyağı ve pestikan da koyar ve sarı kızımın ürünleri diye sevinirdi. Özene bezene hazırlardı hepsini. Ve traktör gelip kapıya dayanınca bir hüzün kaplardı hepimizi. Yolculuk başlamadan önce elif ebem hemen bir abdest alır ve evimizin arkasındaki mezarlığa bastonuna dayanarak varırdı. Her yolculuk öncesi rahmetli ebem mezardakilerde vedalaşırdı.
Traktöre un, bulgur, patates, soğan, yatak, yorgan sıra ile yerleştirilirdi. En sona turşular, annem ebilerime tembih üstüne tembih ederdi “aman oğlum dikkat edin turşular bir dökülürse her şeyi mahveder” diye. Onlarda daha bir özenle yerleştirirlerdi turşu testilerini. Turşulardan sonra sıra evimizden hiç eksik olmayan tavuklara gelirdi. Zorla yakalayıp ayaklarını bağlar ve bu şekilde onları yolculuk boyunca zaptetmeye çalışırdık. Ayağını bağlatmayan inatçı horozu ise ayaklarını bağlamadan doğrudan torbaya koyardık. Eşyalardan sonra sıra bizim yerlerimizi almamıza gelirdi. Ablam ebemin yanına gider koluna girerdi. Ebem yorgun dizlerinin üzerine zorla basarak doğrulur, mezarlığa son bir kez göz gezdirir, ardından ayet-el kürsiyi, fatihayı ve üç ihlası okur, daire yaparak üflerdi. Bu mezarlar benim hiç tanımadığım, çok küçük yaşta vefat eden ağabeylerim Mehmet ile Salim imiş. Ebem duasını bitirdikten sonra kapı önünde kendi dikip yetiştirdiği sütlü elma, kara yaprak elması ile şeftali ile vedalaşırdı. Ebemin vedalaşması bittikten sonra binbir zorlukla traktöre biner ve ardından biz de traktördeki yerlerimizi alırdık tabi birer ikişer tavuk kucağımıza alarak onları kucağımızda götürürdük. Annem, evimizin kapısını kilitleyip anahtarı kapı önünde bir yere saklardı. Kapı önündeki çiçekleri ile yaşlı gözlerle vedalaşır ve dualarla evi, çiçekleri, bağı, bostanı Allah’a emanet ederdi. Yılan gibi uzayan yollarda koskoca iki mevsim ne çabuk geçti diye düşünerek kasabamıza göç ederdik. Annemle ebemin bir daha görebilecek miyiz, bahara çıkabilecek miyiz muhabbeti hep beni hüzne boğardı. Oysa ne kadar doğruymuş. Bir yıl Elif ebem kasabadan yaylaya göçüşümüzü göremeden gerçek aleme göç etti. İşte esas göç buymuş, bu göçte bende ağladım uzun süre, hıçkıra hıçkıra. Yaylamıza yine gidecektik ama bir eksikle, acaba gelecek bahar göçenlerin içinde bende olacak mıyım?
Sevgili Kardeşim,bu hatıran beni yıllar öncesine götürdü.Hatta dahası da var benim için ;bizim kasabaya göçümüz Selim'le Fatih'!in ortaokula gitmeleri ile başlamıştır.Oysa benim göç hüznüm taa 60 lıyıllardan başlar. Güz gelip te Kemal Amcamlar, Sultran Ebemler,Mulla Emmiler Sazcağızsuyu'ndan gitmeye başladılarmı gelmelerine kadar geçen süre benim için hep bir hüzün vesilessi olurdu.Bilhassa Kemal Amcamların ve buna bağlı olarak ta Hulusi ve Musa'nın bahar gelip te gelmelerini iple çekerdim. Tabiki o ayrılıklar hep sonlu idi. oysa ebedi hayata intikal edenlerimiz ise yerlerinden memnun olacaklarki; geri dönen yok göçlerinden.Allah cümesine rahmet eylesin.Senden de razı olsun.Sevgilerimle.