Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

PİŞMAN DEĞİLİM

Kategori Kategori: Yazı - Makale | Yorumlar 6 Yorum | Okunma 3016 Okunma | Yazar Yazan: ebubekir | 05 Mart 2009 14:26:30

Ebubekir Beyden bir yazı...

PİŞMAN DEĞİLİM

 

Biz insanoğlu çok aceleci bir fıtratta olmamıza rağmen nefsimize ağır gelen hayırlı işlerde hiç de acele etmiyoruz. Nedense hemen yapmamız gereken bir çok şeyi sürekli olarak erteliyoruz. Bu şey bir ticari faaliyet, bir dostu ziyaret, bir ibadet yada bir hizmet olabilir.

Bizlerin sürekli olarak ertelediğimiz şeylerden birisi de tövbedir. Bu konuda gerçekten çok ihmalkar davranıyoruz. Bunda elbette çeşitli nedenler yada vesveseler etken olmaktadır. Ya henüz genç olduğumuzu düşünüyoruz veya bazı kötü alışkanlıklarımızı terk etmek sanki dünyanın sonu gibi geliyor. Ya da “benim zaten kalbim temiz, tövbe edecek neyim var ki” düşüncesiyle bir türlü tövbeye yanaşmıyoruz. Bazıları ise “tövbe edersem bir daha günaha dönmemem gerekir. Bunu da yapamayacağım için tövbe edemem” diye tamamen şeytandan olan böyle bir vesvese ile tövbeye yanaşmıyor.

Tövbe Allah(cc)’ın en çok sevdiği şeylerin başında gelmektedir. Çünkü tövbede kul kendi acziyetini, Allah’ın azametini idrak ve O’na karşı pişmanlığını izhar etmektedir.

İstiğfar ayrıdır, tövbe ayrıdır. İstiğfar, işlemiş olduğumuz günahlar için Allah’tan af ve mağfiret dilemektir. Tövbe ise eski kötü halimizden dönmek ve yönümüzü Allah’a çevirmektir. Kalbi temizlemek, nefsi ıslah etmek ve ahlakı güzelleştirmektir. Tövbe herkesin üzerine farzdır.

Ne zamana kadar tövbelerimizi erteleyeceğiz? Ölüm meleği gelinceye kadar mı? Ölüm belki de aniden çıkıp gelecek. İstesek de bizlere mühlet verilmeyecek. Allah Resulü(as); “tövbe etmek istedikleri halde tövbesini geciktirenler helak oldular” buyurarak tövbe etmekte acele etmemiz gerektiğini ifade etmiştir. Tövbe etmeyen kalplerimizin sıkıntısı dünyayı bir azap yurduna çevirirken bundan kurtuluşun bedeli tövbedir.

Dünyadaki bir çok şey bizi amel-i salih işlemekten, Allah’a hakkıyla kulluk yapmaktan alıkoyuyor. Kimimiz servet, kimimiz şehvet, kimimiz şöhret ve kimimizde siyaset yolunda ömrümüzü heba ediyoruz. Oysa geçen her an sermayemizden gitmekte ve istesek de boşa geçen bir anı bile yeniden yaşama imkanımız yoktur.

Tövbe alim, cahil, zahid, abid herkes için gereklidir. İçki içen, kumar oynayanın tövbe etmesi gerektiği gibi sürekli namazını kılan içinde gereklidir. İçki içen, adam öldüren yada zina edeni çok günahkar olarak görürken belki günde yüzlerce defa yaptığımız gıybeti, hasedi, kibri, riyayı, ucubu, yalanı vs. pek önemsemeyiz. Kıldığımız namazların bizi fuhşiyattan ve kötülüklerden alıkoyacağını Allah(cc) kur’an da zikretmişken bizim kıldığımız namazlarımız neden bizleri kötülüklerden alıkoymadığını düşünmüyoruz? Her birimiz amellerimizi beğeniyor ve kendimizi kamil Müslümanlar olarak görüyoruz. Halbuki yaptığımız tüm ibadetlerden dolayı ve hatta yaptığımız tövbelerimize de tövbe etmemiz gerektiğini büyükler söylemişler.

Nasıl bir tövbe?

Allah bizden tövbey-i Nasuh yani bir daha işlememek azmiyle tövbe etmemizi  istemektedir. Allah (cc) “tövbeyi Nasuh yapanların tövbelerini kabul edeceğini ve yapmış oldukları seyyiatları(günahları) hayıra tebdil edeceğini”(Furkan-70) vaat etmiştir. Bu konuda rahmetli Muhammed Raşid(ks) hz.leri zamanında bir zat tövbe etmek için gelmiş ve Seyda hz.lerinin elinden tövbe etmek istemişti. Seyda hz.leri bu zata “ Ya Rabbi, ben pişmanım, bütün yapmış olduğum günahlardan, keşke yapmasaydım. İnşallah bir daha ben yapmayacağım.” diye tövbe verirken tövbe eden zat ise “Ya Rabbi ben pişman değilim..” diyor. Seyda hz.leri her ne kadar” Ya Rabbi ben pişmanım” dediyse de her seferinde “ben pişman değilim” demeye devam ediyor.. Tövbenin sonunda bu zata;

-          Neden ben pişman değilim diye söyledin? Sorusunu sordular ve;

-          Eğer benim gördüğümü siz görseydiniz sizde aynı şekilde söylerdiniz cevabını aldılar. Bu zata;

-          Sen ne gördün ki? diye sorduklarında ise;

-          Ben Seyda hz.lerinin elinden tutup tövbe etmeye başladığım zaman amel defterim benim gözümün önüne açıldı. Seyda hz.leri ”Ya Rabbi ben pişmanım” diye tövbe vermeye başlayınca gördüm ki daha önce yapmış olduğum tüm günahlarım siliniyor ve diğer tarafa hasenat olarak yazılıyordu. Ben de keşke biraz daha günah işleseydim de sevabım daha çok olsaydı diye düşünerek “Ya Rabbi ben pişman değilim” dedim.  

İşte bu Allah’ın vaadidir ve Allah vaadinden dönmez. Bu ve benzeri olaylar bir hakikatin tezahürü olan ve insanların kalpleri itminan bulsun diye numune olarak gösterilen bürhanlardır. Her tövbe edenin aynı şeyleri hakk-el yakin müşahede etmesi gerekmiyor. Ama madem Allah(cc) böyle vaad etmiştir, bize düşen buna iman etmektir. Yine büyükler, “eğer bir insan samimi olarak tövbe ederde acaba benim tövbem kabul oldu mu diye şüpheye düşerse insana ilk günah olarak bu yazılır” demişler.

 

Gerçek tövbe Mürşit elinde olur

 

Bir çok insan mürşit elinde tövbeyi benimsememiş, böyle bir tövbenin şart olmadığını söylemiştir. Tövbe için bir kimsenin Allah ile kul arasına giremeyeceğini ve tövbenin yalnız başına da yapılabileceğini ifade etmişlerdir. Eğer insanın kendi kendine yaptığı tövbenin sonunda ahlakında, yaşantısında bir değişiklik olmuyor ve yönünü Allah’a döndermiyorsa bu tövbe tövbe değildir. Halbuki Cenab-ı Allah Nisa-64 suresinde günah işleyenler için en güzel tövbe şeklinin nasıl olması gerektiğini tarif etmiştir. Bu ayette Allah(cc); “Eğer onlar kendilerine zulmettikleri(günah işledikleri) zaman sana(Resulullah’a) gelseler de Allah’tan bağışlanmayı dileseler, Resul de onlar için istiğfar etseydi, Allah’ı ziyadesiyle affedici ve esirgeyici bulurlardı.”

Bu ayetin tefsirinde  Fahreddin Razi(ks) hz.leri şöyle demektedir: “Peygamberimiz ile birlikte yapılan tövbenin bir faydası da, tövbe yapanın istiğfarındaki gaflet ve kusurlarının Hz. Peygamber’in istiğfarı ile giderilmesi ve ilâhî huzura sahih ve sağlam bir tövbe olarak ulaşmasıdır. Çünkü kendileri için istiğfar eden Peygamber’i Allah-u Tealâ seçmiş, onu vahyi ile şereflendirmiş, kendisi ile kulları arasında bir elçi yapmıştır. Bundan dolayı, onun şefaat ve vesilesiyle huzuruna gelen bir şeyi geri çevirmemektedir.” (Tefsir-i Kebir)

Demek ki en güzel ve etkili olan tövbe bu şekilde yapılandır. Zira tövbe için gelenlere Resulullah(as) da dua etmekte ve Allah’tan onların tövbelerinin kabul olmasını istemekte, Cenab-ı Allah’ta tövbelerini kabul etmektedir.

İşte Allah Resulü’nden sonra O’nun varisleri olan kamil mürşitler de Peygamberimizin yöntemini kullanarak tövbe edenlerin af ve mağfireti için dua etmektedirler. Allah’a yakınlık ve dostluk hasıl etmiş olan bu zatların duaları makbuldür. Asr-ı saadette cahiliye toplumunda görülen mükemmel değişikliklerin ve irşadın benzer numuneleri Evliyaullah’ın elinde yapılan tövbelerle de ortaya çıkmış, nice eşkıyalar evliya olmuştur. Böyle bir tövbeyi Allah emretmişken mürşit elinde yapılan tövbeleri yanlış yorumlayarak bunu “şeyhin günahları affetmesi yada şirk “olarak telakki etmenin insaflı bir tarafı yoktur. Allah’a karşı işlenen günahlarda hiç kimse mürşitten günahlarını affetmesini istememekte, günah kime karşı işlenmişse tövbe de O’na karşı yapılmaktadır.

Allah Resulü’nün bile günde yetmiş yada yüz defa tövbe ettiği düşünülürse bizlerin tövbemizi ertelemek için hiçbir haklı gerekçemiz olamaz. Herkes tövbeye muhtaçtır ve kulluk için tövbe şarttır. Tövbe samimiyet ister, pişman olmayanın tövbesi de yoktur. Ey emmare nefis! Peygamberimizin;” Tövbe eden hiç günah işlememiş gibidir” buyurduğu gibi tövbe ile temizlenmek ve kulluğun zevkine varmak için pişmanlık ateşini ne zaman yakacaksın? Tövbe etmek için yarını bekleyen aldanmıştır.

 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

Ebubekir GÜR { 10 Mart 2009 11:50:08 }
Güzel kardeşim Allah(cc) kur'an da tövbenin nasıl yapılacağını tarif etmiş. Alimler ve ariflerde en güzel tövbenin böyle olacağını kabul etmişler ve asırlardır da bu uygulanmış. Bunu sahabelerde uygulamışlar. Sen hala ayetin üzerine söz söylüyorsun. Tövbede kimse ben şu günahları işledim diye günahlarını sayıp dökmüyor. Bütün yapmış olduğum günahlara ben pişmanım diye tövbe yapılıyor. Bunun neresinde rencide var. Hıristiyanlıkta papazlara günahları anlatarak papazlar tarafından affedilmeleri olayı ile karıştırıyorsun. Bu şekilde tövbe işi zorlaştırmak değil aksine kolaylaştırmaktır. Bir içki müptelasına yıllarca sohbet etsen istisnalar dışında içkiyi,yada diğer büyük günahları, gıybeti, kibri,hasedi vs bıraktıramıyorsun. Velev ki bin tane hocayı, müftüyü getirsen de sonuç pek değişmiyor. Çünkü onlar bir çok şeyi kendileri de yapıyor. Ama ben böyle insanlarla Kamil mürşitlere çok yolculuk yaptım. Ayık gezmeyen, içki eroin müptelası bu insanlar giderken sarhoş gittiler ve o zatların yanında yapılan tövbe neticesinde bir daha o kötülüklere dönmediler. İstisnalarda var elbette ama bu tamamen tövbe edenin bazı şartları yerine getirmemelerinden dolayı.. Bunun neresi zorlaştırmak. Tövbe etmenin öne alınmasının Müslüman doğmakla alakası ne anlamadım. Adam Müslüman değilse önce ondan iman etmesi istenir. Ama Müslüman ise herkes günah işlediği için tövbe eder. İbadet için zahiri temizlik gerektiği gibi manevi temizlik ve kalp temizliği de gerekir. Kalp temizliği tövbe ile elde edilir. Bu şekilde niyet düzelir, ihlas elde edilir ameller güzelleşir.Söylediğim zatların mürşit aramadıklarını ilim için dolaşıp sonrada irşad görevi yaptıklarını söylüyorsun. Kendisi irşad edilmeyen, nefsini bir terbiye edicinin elinde terbiye etmeyen başkalarını nasıl irşad edebilir ki. Bu eşyanın hakikatine aykırı. Eğer ilimle olur diyorsan bunun bir tane örneği yok. İmamı Gazali, zamanının en büyük alimi iken bir mürşide gidip on sene seyri suluk çekmiş ve ondan sonra kemale ermiştir.Sana onların hayatlarını okumanı tavsiye ederim. İlim tahsili içinde gezmişler ama ilim tahsilini bitirdikten sonra öğrendikleriyle amel etmek için hemen kendilerine mürşit aramışlar. Hem eskiden cami- medrese ve tekkeler yan yana inşa edilmişler.Bu konuda Bediüzzaman "İstanbul’u beş yüz sene siyaseti hıristiyaniyeye karşı ayakta tutan camilerin arkasındaki tekkelerde Allah diyen cuşu huruşlarıdır" diyor. Bunlar İslam’ın gerçekleri. Bizim gibilerin olmaz demeleriyle hakikat değişmiyor. peygamberimizden yazdığım hadisi şerifi Ebu Said El Hudri(ra) rivayet etmiş.Belki başka raviler de vardır. Bu hadis Buhari:3283, Müslim: 2766 ve Riyazüs salihin:21 de var. Allah'ın rahmeti o kadar geniştirki 100 kişiyi öldüren affedilmez diyecek kimse çıkamaz. Bu Allah'ın bileceği bir şeydir. İnsanın O'nun rahmetinden başka sığınacağı bir sığınak yoktur. İnsan hangi günahı işlerse işlesin ümitsiz olamaz. Ümitsizlik küfürdür.Yine Bediüzzaman günah ve hasenat muvazenesi yaparken, işin kemiyete değil keyfiyete bakacağını, bazen çok küçük bir hasenatın çok büyük seyyiata müreccah olacağını, ağır geleceğini ve tasavvufta da kesinlikle hasenatların seyyiata ağır geleceğini delil getirerek söylemektedir. Allah çok tövbe edenleri sever. Peygamberimiz(as):" Bir kimse günde yüz kere günah işlese ve akabinde tövbe etse o günahında ısrar etmemiştir" müjdesini vermiştir. Kul hakkı önemlidir ama affetmek istediklerinin üzerinde kul hakkı varsa hak sabiplerini Cenabı Allah'ın memnun ederek haklarını helal ettireceğini ifade eden hadisler var. Allah'ın affedeceğine kim mani olabilir. Hüküm O'nun.. Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler. Allah bizleri hidayetten ayırmasın..
Mustafa BOĞA { 10 Mart 2009 09:07:27 }
Sevgili kardeşim,bu konuyu biraz uzattığımızın kanısındayım birazda sıktık galiba,ama yinede birbirimizi kırmadan sevgi ve muhabbetle karşılık verdiğimiz için buda bir ibadettir,dostluk adına.İslam adına yapılan ve islama uyan her şey güzeldir.İslamda zorlama yoktur,kolaylaştırma vardır.''''Gerçek tövbe mürşit elinde olur''''demekle her şeyi kestirip atamazsınız,aynı zamanda hem yön gösterip hemde zorlaştıramazsınız.Ben bunu kastediyorum.Zamanında sende bilirsin,bir fitre ve zekat verirken verdiğin kişiye 3 defe aldın kabul ettinmi diyerek o kişi rencide ediliyordu bu şimdi kalktı.tövbe işide buna benzer birinin önünde diz çöküp elini eline vererek tövbe etmek huzurda helede bu kişi genç ve güzel bir bayansa bu işe kimse kalkışmaz değilmi,kolaylatmak lazımdır.Günahlar gizlidir kimse açığa vurmak istemez allah''la kendi arasında kalmasını ister.Hz. peygamber zamanında insanlar putperestti,yahudi idi bunlar elbetteki bilen ve peygamber olan bir kişinin önünde önce tövbe edip sonra müslüman oluyorlardı,ibadete başlıyorlardı,şimdide yeni müslüman olan bir kişiye elbetteki bir rehber lazım önder lazımki önce tövbe sonra müslüman ola.Ama müslüman doğmuş müslüman olan birkişi kendisine ibadet farz olduğu için her şeyden önce öncelik ibadettedir,ve her beş vakit namazın sonunda beş sefer allahın huzurunda duasını yapıyorve mutlaka tövbesinide yapıyordur.Birde saydığın o kişiler tövbe için mürşit aramamışlardır onlar ilim tahsil etmek için memleket memleket dolaşır sonrada irşad görevlerini tamamladılar,onlarla tövbe edecek adamı bir tutamazsınız.Birde hz.peygamberden örnek verdiğiniz hadisin sahih hadis olup olmadığını araştırmak lazımdır,İslamda kul hakkı çok önemlidir,Allah''u teala benim yanıma kul hakkıyla gelmeyin der ve kul hakkı olanı affetmeyi kulun kendisine bırakmıştır,sen 100 kişi öldüreceksin sonrada cennete gideceksin,o yüz kişiden helallik alınmışmıdır,dediğim gibi o hadisi iyi araştırmak lazımdır çok düzme hadisler vardır.Mevlana''nın dediği gibi tövbe ni yüz defa bozsanda yine tövbe etsen tövbe geçerli ama kul hakkı geçerli değildir.Kulun kendisinden af dilemelidir.Saygı ve sevgilerimi sunuyorum,allah''a emanet ol.
Ebubekir GÜR { 09 Mart 2009 15:59:55 }
mustafa kardeşim, ben galiba anlatmak istediklerimi tam olarak ifade edemiyorum. Zira benim kastetmediğim şeyleri bana mal ediyorsun. Bu konuda daha dikkatli olsan iyi edersin.İnsan kendi kendine tövbe edemez demiyorum ama en güzel ve etkili tövbenin Allah Resulü(ve O'nun varislerinin)nün elinde yapılan tövbe olduğunu ayete dayanarak söylüyorum. Yine bu ifadelerde bana ait değil. Kamil zatlar böyle ifade etmişler.Bu ayetin başka manası varsa bizde bilelim."Tövbe eden kişi Allah'dan af dilemelidir,gerisi teferruattır,ayrıntıdır.Aksi halde şeyh'den af dilemesi caiz değildir" diyorsun. Bende "günah kime karşı işlenmişse tövbede O'na karşı yapılmalıdır" demişim.Şeyhten af dilenmesi gerektiğini ifade eden bir cümlemi var ortada. Peygamberde, şeyhte bir vesiledir. Tövbe ederken bunları vesile kılarak tövbe etmek daha güzeldir. Bizim söylemek istediğimiz budur. Elbetteki tövbe Allah'a karşı yapılır ve tövbeleride ancak O kabul eder. Bir hadiste şöyle buyurulmuştur;" Eski ümmetlerden bir kişi vardı. 99 kişiyi öldürmüştü, tövbe etmek istedi. Ona bir alim ismi söyleyerek git onun yanında tövbe et dediler. O zata gitti ve "ben 99 kişiyi öldürdüm, tövbe etmek istiyorum. benim tövbem kabul olurmu dedi. O zat ise senin tövben kabul olmaz dedi ve onuda öldürdü. Bu defa başka birisine gitmesini söylediler. Ve o zatın yanına tövbe etmek için giderken yolda öldü. Rahmet ve gazap melekleri gelerek ölen kişiyi almak istediler. her ikiside kendilerinin alması gerektiğini söylediler. Bu arada bir melek gelerek hakemlik yaptı ve geldiği yer ile gideceği yer arasındaki mesafeyi ölçün. hangi tarafa daha yakın ise o alsın götürsün denildi. Ve tövbe için gittiği zata bir karış daha yakın olduğu için 100 kişiyi öldüren bu insanı rahmet melekleri aldı, zira tövbe etmek için gidiyordu. Bu peygamberimizin buyurduğu bir hadis. Demekki aynı şeyler geçmiş ümmetlerdede vardı. İnanıp inanmamak herkesin bileceği bir şey.Tövbe etmek isteyen kimse afrikanın başındada yaşasa bir mürşit bulur. İlla herkesin ayağının dibinde olacak diye bir şey yok. Geçmişteki kamil zatların hayat hikayelerini okursan bir çoğu mürşit bulmak için memeleket memleket gezmiş. mevlana Bağdadi hz.leri ta Hindistana gitmiş ve Abdullah Dehlevi hz.lerine intisap etmiş. Bu işin ne kadar önemli olduğunu bilen alimler hep böyle yapmışlar.Tövbe ibadetten önce gelir derken buda benim sözüm değil. ben kafamdan bir şey uydurmuyorum. Hak dostları ne demişse bizde onu söylüyoruz."Evlere kapılardan giriniz"(bakara:189) ayetini tefsir eden bazı müfessirler, zahiri manasının yanında birde "ibadet evine tövbe kapısından giriniz" diyede mana vermişler. Yani her ne ibadet yaparsanız önce tövbe edin(zira tövbe temizlenmektir) ve akabinde temiz bir halde ibadeti yapın demişler. Hatta insan ibadetten hemen sonrada tövbe etmelidir, ben hakkıyla Allah kulluk yapamadım düşüncesiyle.Ayrıca son verdiğiniz şaki mürşit olayındada düşünürsen o müritler mürşit elinde tövbe ile amele başlamışlar ve kalp gözleri açılmış. Giden müritlerde şeyhlerini şaki olarak gördükleri için terk etmişler ve işin ilginç tarafı o şaki olan şeyhde kendisini levhi mahfuzda "şaki" olarak görüyor. (Aslında bu şeyhin o anda şaki olduğunu ifade etmiyor. Öyle olsaydı şaki bir insanın levhi mahfuzu görmesi muhaldir.Bu akıbetinin şaki olacağını ifade eden bir şey.Bir hadiste "bir kimse kendisini cennete götürecek tüm amelleri işler, kendisi ile cennet arasında ölüm kalmıştır. Ölse cennete gidecektir ama o cehennemlikler arasındadır" buyurulmuş) Bu olayı iyi anlamak lazım. Elbette ehil ve kamil olmayan bir zat mürşit olarak kabul görmemeli.Mürşide gidenlerde o kapıyı Hak kapısı olarak görerek gidiyorlar. Allaha tam olarak ittiba eden bir mürşidin kapısı hak kapısıdır.Vesilelere yapışmak ve salih insanları vesile kılarak günahlarının affedilmesini Allah'tan dilemenin neresi yanlış. Ve günahların affedilmesini Allah'tan başkasından dileyen bir müslüman hiç gördünmü ki şeyhten af dilemesi caiz değildir diyorsun. Böyle düşünenmi var. Aman Ya Rabbi! Bence tasavvufu yüzeysel, kendi mantığımızla değil, evliyanın yorumlarıyla anlamaya çalışmak lazım.
Mustafa BOĞA { 09 Mart 2009 12:51:15 }
Sevgili kardeşim önce selamlarımı bildiririm,güzel kardeşim ben bir yorumda belirtmiştim ısrarla diyorumki ben mürşite karşı değilim asla ve haktan yana olanlarıda haddimize değil yorumlamak,ama aramızda da bir yorum farkı var siz başka tarafdan bense başka bir tarafdan bakıyorum olaya ama aslında her iki tarafda görüntüde aynıdır.Benim niyetim tartışmada değildir,siz olayaı devamlı bir mürşit ve mürit penceresinden bakıyorsunuz.Tövbe edecek bir adam her zaman mürşidi nerde bulacak,işin zor tarafını alıyorsunuz,afrikada dağın başında mürşit ne gezer,ne yapacak insan.Birde önce tövbeyle başlar ibadet diyorsun ben ona katılmıyorum.bizler elham dülillah müslüman bir ülkede müslüman olarak doğduk ve öylede devam ediyoruz,bizim için öncelik ibadettir.sonradan müslüman değilizki önce tövbe edelim.İslamda tövbe etmek için birilerinin aracı olması şart değildir,islam kaynakları bunu söyler.İnsan kendi kendinede tövbe edebilir.Burda tövbe edenin niyeti önemlidir.Tövbe eden kişi allah'dan af dilemelidir,gerisi teferruattır,ayrıntıdır.Aksi halde şeyh'den af dilemesi caiz değildir,mürit sadece şeyhim,nezaret ve takip ediyor,diye düşünür,ve öyle hareket eder,ama asıl kendini takip edeni unutuyormu bilmem.İmam-ı fahrettin-iRazi ''mefatihul gayb''adlı tefsirinde,tövbenin şartlarını şöyle der1-işlenen günahdan pişmanlık 2-tövbe edilecek günahı terketmek 3-birdaha o günaha dönmemeye niyet etmek 4-hak sahiplerine haklarını geri vermek ve rızalıklarını almak.esası budur gerisi ayrıntıdır ve zorlamadır.Bir yerde müritler mürşiti tek tek terk etmeye başlarlar,mürşit yanında kalan tek müride sorar,arkadaşların tek tek gittiler neden gittiler,Şeyhim der,verdiğiniz derslerle arkadaşlarımın kalb gözü açıldı senin ismini şakilerin cehennemliklerin arasında görmüşler der.şeyh şunu der;ben o ismi kırk yıldır o listede görüyorum,ama ne yapayım başka gidecek yerim yok,yüce allah birgün tevbemi kabul ederde ismim ordan silinir der.Evet günahlarımız çok ama gidecek yer ancak yüce allah'ın yanıdır,sadece o günahlarımızı affeder o bizi arındırır..Selamlar
Ebubekir GÜR { 06 Mart 2009 16:46:15 }
Mustafa kardeşim bizde memleketimiz insanlarına selamların en güzelini yolluyoruz. Tövbe konusu, tövbede durabilme, Allaha hakkıyla kulluk yapabilme, Hakkın rızasını kazanabilme müslüman için çok önemli şeyler.Tövbe ibadetten önce gelir.Yani ibadete tövbe ile başlanmalıdır. Sen her ne kadar farklı düşünsende biz alimlerin ve ariflerin sözlerine itibar ediyoruz. Kaldıki peygamberimizle beraber tövbe etmeyi Allah istemiş. Evliyada Resulullaha tabi olmuş. İnsanın kendi kendine yaptığı tövbe ile Resulullahın yada bir peygamber varisinin istiğfarıyla tövbe eden bir kimsenin tövbesi arasında yerle gök arası kadar fark vardır. Bir evliyanın yanında tövbe ederken o zatın tövbe eden için istiğfarda bulunmasının nasıl bir sakıncası var anlayabilen varsa bizlere anlatsın. Ayrıca sende imam hatipde okudun. Eğer imamlık yapsaydın hoca efendilerin cuma akşamları yaptırdığı gibi sende tövbe yaptırmayacakmıydın? Ama arifi billah olmayanların yaptırdığı tövbelerde etkili olmuyor. Allah Resulünden bu güne evliyayı izamın elinde tövbe ederek eşkiya iken evliya olan sayısız insanı görüpte böyle bir şeye gerek yoktur demenizi hiç bir zaman anlamayacağım. Hıristiyan din adamlarının toplumun tüm hayatına müdahale edip gelişmeye ve ilme engel olmaları ve halkı sömürmeleri karşısında bir kurtuluş yolu olarak ortaya attıkları "Allah ile kul arasına kimse giremez" sözünü bizdede bazıları bilinçli bazılarıda bilinçsizce sahiplendiler. Bununla zannettilerki tevhid inancını muhafaza ediyorlar. Bu dünya sebepler alemi ve Allahta hep sebeplere yapışmayı istemiştir.İslam cemaatle namaz kılmanın daha efdal olduğunu söylemiş,cemaatle kılınan namazda imamlar Allah ile kul arasına girmiyorlarmı? Allah'ta Resulullahın yanında tövbe etmemizi istemişken kim hangi cesaretle buna (peygamber varislerinin yanında tövbe etmeye) gerek yok diyebilir? Bu kadar cesaret iyi değil bence.
Mustafa BOĞA { 06 Mart 2009 08:55:42 }
Sevgili arkadaşım Bekir bey,burdan memleketten bolca selam yolluyorum.Yine güzel bir konuya değinmişsin teşekkürler güzel yazı olmuş sizi bu cesaretlerinizden dolayı ayrıca takdir ediyorum.Her şeyi zamanında yapmak lazımdır,ibadetlerimizide aynen ertelemeden zamanında yapmak bize farzdır.ölüm döşeğinde yapılan tövbe'nin bize yararı yoktur.Asıl olan hiç kusur etmeden ölüme kendimizi hazırlamamızdır.Evet istiğfar etmek Allah'dan af dilemektir.İnsan hem kendisi için hemde başkası için istiğfar edebilir yani af dileyebilir.tövbe ise birdaha yapmamak için Allaha söz vermektir,insan yalnız kendisi için tövbe edebilir başkası için tövbe edemez.Tövbenin yeri ve zamanı yoktur ve bir başkasınada hiç gerek yoktur,tıpkı ibadetlerimizi yapmamız gibi ve sadece Allah'la kendisi arasında dır hiç kimseye gerksinim yoktur,yeterki hatalarımızı zamanında görüp zamanında tövbe etmesini bilelim.Şunda bir başkasına gereksinim olabilir hatalarının ne olduğunu kendisine uygun bir dille anlatabilen birisine ihtiyaç vardır.Hz.peygamber '''pişmanlık tövbedir'' der.İmam-ı Şerani derki''bir bedevi allah'a olan duasında derki-Allah'ım günahda ısrarla beraber,istiğfar etmem,tövbe etmem bir alçaklıktır.Fakat senin rahmetinin genişliğini bildiğim halde,istiğfar ve tövbe etmememde çok büyük bir şaşkınlık ve gaflettir''der.Allah zamanında ibadetlerini yapan ve kusursuz insan olmaz bize son nefesimizde tövbe ve istiğfar etme şansından sonrada bizleri affetmesi dileğiyle.Tövbe etmekde enbüyük erdemdir.Selamlar
Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun874 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI