Çalıntı konusu hakkında kısa bir yazı...
ÇALINTI (İNTİHAL)
Çalmak fiilinden gelen, kimi yerde intihal olarak ta karşımıza çıkan bir kavramdır çalıntı. En kaba tanımla “Eser sahibinin izni olmaksızın bir eserin kullanılması” manasına gelir. Çalıntının olduğu yerde ona zıt bir kavram olan özgünlük kavramı kapımızı çalar ve bize şöyle seslenir “özgün bir değer üretemeyen insanlar çalıntının kölesi olurlar”. Evet, insanlar kendilere has bir şeyler üretemedikleri zaman başkalarının ürettiklerini alırlar ve kimden aldıklarını da belirtmeyerek onu kendileri üretmiş gibi gösterirler.
Çalıntı, akademik camia içerisinde sıklıkla rastlanan bir olay olmakla birlikte kapsamı o kadar da dar değildir. Gündelik hayatta da sıklıkla insanlar bu yola başvururlar. Mesela bir şair(imsi) başka bir şairin yazdığı şiiri kendine has yöntemlerle değiştirerek kendinin malı haline getirebilir. Mesela bir girişimci başka birinin projesini harfiyen taklit eder ve insanlara bu projeyi kendinin ürettiğini iddia eder. Hatta ve hatta kimileri bir diğerinden rol çalar ve bunu ilk kendisinin oynadığını söyler. Örnekleri çoğaltmak mümkündür. Çünkü etrafımızda her gün yaşanan binlerce çalıntı olayı meydana gelmektedir.
“Taş taş üstüne konmadan medeniyet inşa edilmez”. Buna kimsenin itirazı yok fakat medeniyeti inşa ederken taşların nereden alındığı söylenmelidir. Verilen emeklerin karşılıksız kalmaması için emeği verenler anılmalıdır. Bu bağlamda telif hakkı oldukça önemli bir konu olup bu konuya herkesin azami derecede dikkat etmesi lazımdır.
Bedavacılığın günden güne arttığı, buna bağlı olarak laçkalaşmanın yaşandığı günümüzde çalıntı ilerlemiş vaziyettedir. Memleketin selameti için çalıntının hiçbir türüne tevessül edilmemeli, çalıntı yapanlar tespit edildiğinde uyarılmalı ve gerekirse cezalandırılmalıdır. Belki en önemli konu ise çalıntının ne olduğu ve ne olmadığı yetkili kurumlar tarafından açıkça ilan edilmelidir.
Sevgili dostlarım, çalıştırıp bir şeyler üretebilmemiz için bize verilen beyni, sadece başkalarının söylediklerini depo etmek ve sonra da bunları uygunsuz şekilde kullanmak için çalıştırmayalım. Konuşurken, yazarken özgün şeyler ortaya koymaya çalışalım ve eğer çok gerekli ise birilerinin konuya ilişkin fikir ve önerilerini düzgünce kaynak belirterek kullanalım. Özgün eser ortaya koymak zordur, cesaret ister. Ama eğer kendi başımıza özgün eserler üretebilecek durumda değilsek, cesaretimiz yoksa o zaman üretme sevdasına hiç düşmeyelim.
Olayın önemli bir boyutu daha var, o da kul hakkı. Bizler sahibini anmadığımız her eserde kul hakkına riayet etmemiş oluyoruz. Konunun bu boyutunun da gözden kaçırılmamasını diliyor herkese özgün eserlerle dolu başarılı bir hayat diliyorum.
Saygılarımla,
Hidayet TAKÇI