Ekrem Madenli beyden bir yazı
Eğitimde Denetim Sorunu ve Eğitim
29 yıllık meslek yaşantımın ilk 5 yılını lisede Fizik, Kimya ve Biyoloji öğretmeni olarak geçirdim. Bu beş yıllık dönemde bir kez Bakanlık Müfettişlerince denetlendim. Bu denetimlerde katı bir hiyerarşik sistem uygulanmakta, hatta diyebilirim ki zorlama bir naziklik sezilmektedir. En azından ben öyle algıladım diyebilirim. Sizin görüş ve önerileriniz asla kabul görülmemekte hatta bu öneriler öneren kişinin noksanı gibi algılanmaktadır. Çalıştığım okulda kendi alanım olan ders araç gereçlerinin noksan olduğunu sayın denetçiye anlatmayı denemiştim. Denetim sonunda yapılan toplantıda isim vermeden sözde nazik davranarak bazı arkadaşların (Kimya öğretmeni ”Beyefendinin” bu unvanı bana saygısından değil yukarda sözünü ettiğim gayri ciddi bulduğum hiyerarşik sistemin gereği olarak söylüyor) araç gereçlerin noksan olduğunu söylüyor, birçok aracı biz kendi çalıştığımız dönemlerde kendimiz üretirdik diyerek bir ithamda bulunuyor. Bu ithamlara cevap verme hakkınız yok. Zaten toplantıya başlarken ilk kuralı açıklıyor başmüfettiş. Değerli öğretmen arkadaşlar; bu toplantı da özel soru sormayın, genel konuları içeren soru sormayın…
Bu açıklamanın anlamı biz görüşlerimizi size dikte edeceğiz sizlerde bu söylediklerimize aynen uyacaksınız.
Hal böyle olunca da kimse soru sormaya, öneri sunmaya cesaret edemiyor. Özenle seçtiklerini sandıkları, güzel buldukları cümleleri peş peşe sıralıyorlar ve çok iyi anlattıkları ön kabulü ve soru sorulmayacağını iyi bilerek sorusu olan var mı? Diye ekledikten sonra gayet ciddi şöyle bir toplantıda bulunanlara bakıyor ve evet müdür bey buyurun diye sözü okul müdürüne veriyor. Okul müdürü şöyle boğazını bir temizliyor birkaç kere yutkunduktan sonra; efendim okulumuzun öğretmen ihtiyacı ve… Cümleyi tamamlamadan hemen müdahale geliyor müdür bey onu zaten biz biliyoruz başta söylemiştik genel olmasın diye. Müdür bey kızararak peki efendim af edersiniz” müdür kendine yeniden çeki düzen verip bir kez daha yutkunduktan sonra –efendim okul binamızın çat… Cümle bitmeden sevgili müdürüm özel soru yok diye konuşmuştuk lütfen konulan kurallara uyalım. Şunu iyi bilin ki tüm sorunlarınızı iyi biliyoruz ancak devletimizin imkânları bu kadar birazda sizler bu konuda çaba göstermelisiniz. Yerel kaynakları iyi kullanmalısınız. Koruma derneklerinizi iyi çalıştırarak bu sorunları çok kolay aşabilirsiniz.
“Ben yıl ………..sanırım hiç unutmuyorum…………………ilinin ……………………ilçesinin …………..bucağına bağlı ………………………..köyünde çalışıyorum. Okul harap, sıra yok, su yok. Hemen köylüleri topladım muhtarı çağırdım imamda geldi sorunları konuştuk. İnanır mısınız? Bir ay sonra pırıl pırıl bir okulumuz, yepyeni sıralarımız ve şırıl şırıl akan suyumuz olmuştu. (Şu an hala o köyde içme suyu eşeklerle sağlanmakta) Diğer müfettişlerde evet evet ya ne kadar güzel olmuştu biz de o bölgede çalışırken gidip görmüştük diye tasdik ediyorlar.
Müdür ezilip büzülerek bir şey daha söylemeye hazırlanır gibi yaptıktan sonra, nasıl olsa cümlemi tamamlama olanağım yok düşüncesi ile “sayın baş müfettişim verdiğiniz çok aydınlatıcı bilgilerden dolayı tüm öğretmenlerim adına sizlere çok teşekkür ediyorum !!!!!! diye sözlerini tamamlıyor.
Ben hayatın bütün bölümlerinde denetimin olmasından yanayım. Ama ölçütleri, kriterleri ve sınırları iyi belirlenmeli. Denetimler denetlenen kurumda ve denetlenen kişilerde bir teftiş havası estirilmemeli. Daha da önemlisi okul ikliminin bozulmaması için gerekli itina ve özen gösterilmelidir. Eleştirmek belki dünyanın en kolay işidir.Bir düzeni sağlamak sanıldığı kadar kolay değildir.
Kurumlardaki başarı yada başarısızlık bir çok nedene bağlanabilir. Başarı da bence kişilere göre değişir. Akademik başarıyı belli kriterlerle ölçebilirsiniz. Ama öğrencilerin sağlam karakterli, akıl ruh ve beden sağlığı yerinde, kendi kendisi ile barışık, hayatı seven, yaşadığı ortamı önemseyen, gelecek nesiller için endişe duyan insanlar olarak yetişmesini kimse ölçmez, ondan sonrada kendisine otobüste yer vermeyen insanları acımasızca eleştiri bombardımanına tutarlar. Burada asıl eleştirilmesi gereken hayatı sadece 100 puan barajına bağlayan, 90 puan alanı fena değil yetmiş alan idare eder, 60 ve daha aşağı puan alanı beceriksiz başarısız diye aşağılayan bir sistem ve bu sistemi hararetle savunan yönetici ve anne babalardır.
Bir hastane koridorunda son derce şık giyimli 3 bayan yan yana yürüyorlar içlerinden birisi kardeşim benim aptal oğlanı kucak dolusu para vererek dershaneye gönderiyoruz geçen sınavda 75 almış yerin dibine girdim vallahi. Geçen gün 5 çayında arkadaşlarla konuşuyoruz kaca….. haticenin sümüklü kız 90 puan almış çıldıracağım arkadaş……………………….devam edecek.
Ekrem MADENLİ
02.02.2009