Hulusi Tatar'dan bir yazı
KÖYÜMÜZÜN ZANAATKARLARI (4)
Ağaçtan çocuk beşikleri,yayıklar,boy boy yağ külekleri,yemek kaşıkları,bir tarafına un öbür yanına bulgur konan ambarlar,oklavalar,ekmek tahtaları,rahle,iskemle depgi...gibi günlük kullanılan alet edevatın yanı sıra yeni yapılan evler için de pencere,ve kapı yapım ustaları denince bizim köyde ilk akla gelenler A.Suçatı'da Deliehmetler ile Y.Suçatı da Gaşık mahmutlardır.
Gaşıkmahmutlardan Talat Emminin kardeşiyle beraber çalıştırdığı marangozhanesi: Gürün çarşısını geçip eski devlet hastanesine doğru giderken çocukluğumuzda günlerce para biriktirip gitmek için can attığımız Emek sinemasına varmadan hemen yolun sol tarafındaydı.Son derece halim- selim bir kişiliğe sahip olan Talat Emmi'yi köyde ne Mescit önünde dikilirken nede dükkanlarda otururken asla göremezdiniz.Talat Emmi hem Gürün içerisinden hemde çevre köylerden gelen siparişleri gününde yetiştirmek için marangozhanesinde yanındakilerle beraber hiç durmadan çalışırdı.
Deliehmetlerden Aşır Emminin ( Aşır Tatar) marangozhanesi ise: Hanyeri'nde ki evlerinin altında idi.Aşır Emmi daha önceleri kardeşi Ali Emmi ile beraber o zamanlar çokça kullanılan yukarda bahsetmiş olduğum el yapımı eşyalardan epeyce yapıp eşeklere yükleyip günlerce köy köy dolaştırıp satarlar ve para yerine buğday nohut gibi kışlık erzak alarak geri dönerlermiş.
Aşır Emmi başında şapkası, gözünde kalın çerçeveli gözlükle kışın atölyesinin içerisinde hemen cama yakın güneşin geldiği yere, yazın ise eğer bahçeye gitmemişse ilerlemiş yaşına rağmen kapının önüne oturarak ya elinde rende ile bir ağaç parçasını yontar ya da elindeki keserle durmadan birşeylerle uğraşır dururdu.Gündüz olsun gece olsun ne vakit bu dükkanın önünden geçseniz içeriden gelen çalışma sesleri asla eksik olmazdı.Daha sonraları bu işleri geliştirip oğullarıyla( Duran,Hacı Ahmet,Ebubekir abilerle) beraber köyümüze ilk olarak bir hızarla bir planya getirerek seri halde tahta çekip kapı ve pencere üretmeye başladılar.Şu anda da aynı yerde Duran abi,Hacı Ahmet ağabey ve Duran Abinin oğlu Sırrı ile bu işleri devam ettirmektedirler.
Ayrıca Ebubekir Abi:(Ebubekir Tatar) ticari anlamda kasabamıza ilk kaynak makinesini getirerek, evlere demirden kapı ve pencere,bahçe kenarlarına da yine demirden korkuluklar yapan ve halen kasabamızda oğluyla beraber bu işleri devam ettiren kişidir.
Yine kasabamızda Ali ve Kemal Ağabeylerin (Ali Önder Kemal Önder) Sarıkaya'da ki eski değirmeni atölye haline getirip ağaç oymacılığını ileri seviyede yaparak Çeşitli Camilere minber ve cami içi ağaç süslemelerinin en güzel örneklerini vermektedirler. Yaptıkları güzel işlerin yanı sıra,çalışkanlıkları, dürüstlükleri, haklarından başka şeye tenezzül etmemeleri, dostluk, arkadaşlık, kardeşlik (hele de kardeşlik) hakkında da en güzel örnekleri ortaya koyan bu güzide insanlardan ,ebediyete intikal etmiş olanlara Allah'tan rahmet, yaşayanlara ise sağlık, sıhhat ve hayırlı bir ömür diliyorum.
HULUSİ TATAR
İZMİR
Teşekkürler Hulusi bey,seriniz yine heyecan yaratıyor.Maksat rızkı helalinden kazanmaktır.Çoluk çcuğunu elaleme muhtaç etmemektir.Ne güzel böyle düşünenlere..Hz. peygamber''Helal aramak ve elde etmek için çaba sarfetmek farz'dan sonra farz'dır''Çoluk çcuğunu kimseye muhtaç etmeden,ihtiyacını kazanmak dinimizde cihad olarak kabul görmüş ve çok ibadetten daha üstündür.Milletleri millet yapan,ortak ve milli bir hafızalarının olmasıdır.bu hafıza bir insanın hafızsı gibidir ve yıllar geçsede böylesi eli öpülesi çilekeş insanlar,sanatkarlar anılacak,onlar taklit edilmeye yollarından zamanın tekniklerine ayak uydurarak gidilmeye çalışılacaktır.Öylede olması lazımdır.ama nereye kadar,bir nesil sonraya azami iki nesil sonraya kadar...Kimler unutulmadıki..Bizim suçatı'da 30 tane hafız varmış.Şimdiki nesile sorsan hiç kimse bilmez adlarını dahi sayamaz..Aksaklık nerde,hata nerde.yeni yetişen nesildemi yoksa eskileri doğru aktaramadıkları için büyüklerimizdemi...
Anladım işi,sanat Allah'ı aramakmış;
Marifet bu,gerisi yalnız çelik-çomakmış...
N.fazıl Kısakürek