Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

DAYIM BÖĞÜNLERE ÇIKASINIZ

Kategori Kategori: Yazı - Makale | Yorumlar 6 Yorum | Okunma 1995 Okunma | Yazar Yazan: yavuz | 21 Aralık 2008 00:34:05

Yavuz Selim Beye Teşekkürler...

Biraz geç oldu ama “DAYIM BOĞÜNLERE ÇIKASINIZ” yada Ömer’in deyimiyle,

“minareden atlarım
mendilimi katlarım
bayramınızı da kutlarım”

Bayram gideli neredeyse iki hafta oldu ama benim dilimde Ömer’in gönderdiği bu mesaj kaldı. Suçatıdaki o eski bayramları bulabilmek için kazı yapmak lazım.. Bayram süresince kapıya şeker amaçlı gelen çocuk sayısı dörtte kaldı maalesef.

Bayramın ardından, “hava soğuktu, misafirler falan geldi, şöyle oldu böyle oldu, o sebeple evden çıkamadık kusura bakmayın” teraneleri bir müddet devam edip gitti. Aynı kasabada, hatta aynı mahallede yaşarken, bayramlaşma olayını sadece mesaj atmak gibi kıytırık bir protokolle atlattık çoğumuz. Bu tavır zaten nüfusu göçle erozyona uğrayan kasabadaki bayram havasını daha da ağırlaştırdı. Sadece bizim mahallede kış aylarında kapısına kilit vurulan ev sayısı 20’den fazlaymış! Galiba yakın bir tarihte mezra olacağız. Bir an önce bayramlar yaza dönsün de şenlensin biraz memleket. Asla eskisi gibi olmaz eminim, ama yinede bir parça eskilerden sesler yankılanır her halde sokaklarda.

Korkarım Ömer, bu gidişle yakında ne minare kalacak ne minareden atlayacak kahraman, ne de bayramı kutlanacak Müslüman.. Bak İbiş abi’de İstanbullu oldu.

Sen bilmezsin Ömer, bizim çocukluğumuzda öyle büyük bir şamata ile geçerdi ki bayramlar. İlk iki gün yoğun bir çocuk saldırısı yaşanırdı! kapıyı bacayı şekerleri savunmak imkansızdı. çocuklar için ayrı yetişkinler için ayrı Şeker şeklinde savunma yapılırdı ama yinede şimdilerdeki gibi bayram sonrasına kimsenin evinde şeker artmazdı. Bizler bazen olayı abartır farklı mahallelere bayramcı giderdik, hangi evde daha fiyakalı şeker var onu derslerimizden daha bir itinayla aklımızda tutardık. Hele birde harçlık verebilen ev sahibi varsa, işte o dünyanın en sevimli en babacan en KAHRAMAN insanıydı! Mesela kasabamızın güleç yüzlü bakkalı, sünnetimde benle birlikte ağlayıp, sünnetçi Hasan emmiden fırça yiyen kirvem rahmetli Fahri EMRE.. mesela İhsan amcam, Lutfi dayım, Mehmed EMRE, Burhan abim, Hasan dayım… verdikleri harçlıkları hiç soğutmadan, bakkaldan aldığımız torpillerle, tapa tabancaları ile patlatır, füzelerle havaya uçururduk. Onlarda bizim neşemizle neşelenir, mutluluğumuzla mutlu olurlardı. Doğrusu, şimdi benim harçlık verdiğim çocuk, parasını torpille değerlendirse, neşelenmeyi mutlu olmayı bir kenara bırak beni torpillemiş kadar olur.

O zamanlar öyle minareden atlamak sureti ile kutlama yoktu Ömerciğim.. olsaydı eğer ben işte o heykeli dikilesice şahıslar için damdan da atlardım minareden de…

(Bu arada her şeye rağmen bayram çoooook güzel... tabii kasabamız daha doğrusu köyümüzde.
Bakkal FAHRİ EMMİnin dükkanında oğlu Sebahattin var. Aşağıda Ersani abinin dükkanında YÜKSEL abi(bu sene kesinlikle kaysı işine girmeyecekmiş) yanında muhtarımız NUSRET ve TACETTİN abi. DEDE’nin yerinde SALİH amcam ve müdavimleri gittikçe ısınan siyasi havaya, ÖZGÜN! yorumlar yapıyorlar. Berber ADİL amcanın mekanında yeni usta YAKUP ve gençler takılıyor. Ve tabii en önemli mekan ADEM abinin kahvehanesi… kasabanın kalbi… beyni… böbreği… ciğeri… (ama biraz duman altı)
Bu arada bir kişinin yeri çok belli Yolçatında.. Mithat BAHÇECİ… ALLAH c.c. rahmet eylesin.)
Selamlar….
DAYIM BOĞÜNLERE ÇIKASINIZ…

 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

y.selim { 23 Aralık 2008 10:45:48 }

      değerli yorumlarınız için hepinize çok teşekkür ederim. İnşallah bundan sonra elimden geldiğince yazacağım.
       selamlar.
Tülay Koyuncu { 22 Aralık 2008 11:01:02 }
selamlar komşu bu siteye önceleri çok takılırdım neden dersen sadece senin yazılarınla hüzünlenir yazılarınla güler ve eskilere gidiyorduk ama ne oldu ise bir ara kayboldun ya dedim bizim neşe kaynağımız nerelerde derken yine piyasaya çıktın inanki bu gurbet ellerde sizlerinde böyle güzel yazılarıda olmasa zamanmı gecer ellerine yüreyine kalemine sağlık be dayı oğlu ha bu arada evlenmişsin mutluluklar gelinede selemlar yazılarını geciktirme Tılloğ sulalesinden selamlar sağgılar herkese
İsmail TAKCI { 22 Aralık 2008 10:23:40 }
:) yüzümde bir gülümsemeyle okudum yazıyı geçmişte, çocukluğumuzda yaşadığımız bayramları hatırlamak bugüne bağlayıp aynı tadı bulmaya çalışmak ama buna bir türlü muvaffak olamamak hakiketen acı; bazen şöyle düşünürüm bugüne çok haksızlık ediyoruz yaa aslında çocukken her şey insana şirin görünür diye haklı nedenler arıyorum gine başaramıyorum.Selim kardeşim anlattıklarını bugünde de aramaya kalkışıyorum maalesef yok, bayramlarda şeker toplamaya gelen çocuklar aslında bayramın geldiğinin habercisi çocukluğumuzda birçok eve iki kere gittiğimiz olurdu:) cıvıl cıvıl rengarenk giysiler bayramdı;el öpme yarışına girmek bir yandan da şeker alma telaşı bayramdı; en büyükten başlayarak ev ev ziyaretler yapmak bayramdı...Rahmetlik Hacı Ali emmi (Müdür Ali) anlatırdı bir dağ köyünde bayramlaşmayı anlatırdı istihzalı, uzaktan bağırırmış köylüler birbirlerine   'ula haso bayramıg mübarek ola' şimdilerde teknoloji bu olayı çözmüş görünüyor mesajlar hallediyor.

Elbette ki dünü olduğu gibi bugüne getirmek değil çabamız; geçmişte bizi mutlu eden hatırlandığında dimağımızda güzellikler hoşluklar yaşatan değerleri insanlıkları unutmamak yeniden yaşatmak, bunun da çaresi bayramlara köy bayramlarına katılmak orda olmak; gurbetçiler hadi şimdiden söz verelim.:)

Selam ve Saygılarımla...
Nurten Takcı { 21 Aralık 2008 13:38:45 }
Abiciğim çok güzel yazmışsın zevkle birazda hüzünlenerek okudum.Umarım kasabamız eski güzel günlerine geri döner.
Ayşegül ERGİN { 21 Aralık 2008 13:25:22 }
Yürğinize sağlık Yavuz Hocam!!!
Ne güzel anlatmışsınız. Eskiden bayramlarda yalnızlık hüznünü şehre göç edenler yaşarmış. Onlar böyle eskiye özlem dolu yazılar yazarlarmış. Göç arttıkça köyler boşaldıkça yazanlar değişmiş ama özlem hep aynı kalmış. Sizin de söylediğiniz gibi bayramlar her şeye rağmen çok güzel. İnşallah bundan sonra çok daha güzel olur. İnşallah yakınımızdaki insanlara, sevdiklerimize mesajla değil de sımsıcak gülümsemelerle, kucaklamalarla iletiriz güzel dileklerimizi.
Teşekkürler Hocam. Uzun bir ara verdiniz ama çok güzel bir yazıyla geri döndünüz. Umarım bu güzel yazıları daha sık okuma mutluluğunu yaşarız. Saygılar...
Zeynel TAKCI { 21 Aralık 2008 12:18:15 }
Emmoğlu, ilçemizde yaşanan üzücü olaydan sonra bir pazar günü böyle bir yazı kaleme alman inan bizlere ilaç gibi geldi.Akıcı ve sade bir dille, eğip bükmeden, samimi bir şekilde yazmışsın.Olaylara fıkra gibi yaklaşman ayrı bir meziyet...Hay sağolasın, berhüdar olasın..
Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun116 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI