Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

YAĞMUR ALTINDA BİR KEDİ, BİR MECZUP

Kategori Kategori: Yazı - Makale | Yorumlar 17 Yorum | Okunma 3950 Okunma | 26 Kasım 2008 22:28:51

Teşekkürler Yunus Ağabey...

YAĞMUR ALTINDA BİR KEDİ, BİR MECZUP

 

Bir Cumartesi günü, evdeyim. Güneşli bir güz günü. Öğle saatlerine yakın, oturma salonunda gazeteye göz gezdirirken, giriş kapısının hemen yanında bulunan aynaya gözüm ilişti. O da ne? Deniz kıyısının sakin suları aynada! Önce salon penceresine vuran kıyı görüntüleri, tam karşıda bulunan aynaya yansıyor ve ortaya harika bir tablo çıkıyor; aynada denizi seyretmek!

 

Sonra döndüm, pencereden  baktım. Bahçede, yaprakları sararmış akasya ağaçlarının arasında yeşil çam ağaçları ve ileride deniz. Yine mağrur. Güneş ışıklarına bezenen küçük dalgalar ağır ağır yaklaşıyor ve kıyıya küçük bir tokat vurduktan sonra kayboluyor. Tabi martılar…kendilerine has çıkardıkları seslerle kıyıların müdavimleri. Kah uçuyorlar, kah konuyorlar. Daha uzakta, İstanbul veya Çanakkale Boğazlarına yol olan irili ufaklı gemiler ve  berilerde balıkçılar…

 

Güneş, deniz, dalgalar, martılar, balıkçılar ve gemiler… 

 

Sonra, Güneş kayboldu. Meşhur gri bulutlar sağdan soldan sökün ettiler ve orta yerde buluştuktan sonra sessiz sedasız göz yaşlarını bırakmaya başladılar! Yağmur taneleri pencereyi kapladı, görüntüler bulanıklaştı. Martılar ortadan kaybolup, küçük dalgaların tokatları işitilmez,  gemiler de görünmez oldu. Bahçeye akasya ağacının sararmış bir yaprağı düştü. Birden peyda olan esinti onu alıp sokağa taşıdı ve oradan geçen bir otomobilin altında ezildi. İlk düşen yaprak değildi, üzerinde tekerlek izi ve sokak kokusu vardı artık.

Akşam…yağmur hala yağmakta. Deniz tarafı koyu bir karanlığa büründü. Lambalar sokağı aydınlattı. Gelip geçen otomobillerin sıçrattığı yağmur suları, üstü kapatılmış çöp kutusunun hemen kenarında pinekleyen kediyi ıslattı. Ancak o umarsız, öylece beklemekte. Çok talihsiz doğrusu. Yazık, onun bir Lütfiye Ebesi yok ki önüne taze inek sütü koysun! Sonra bir adam geçti. Kedide kendini gördü sanki ve bastı arabeskin teline, yağan yağmura inat.

Sokak kedileri…onunla bir şehirde hiç göz göze geldiniz mi? Korku, nefret ve yılgınlığın bütün izlerini bakışlarına yansıttığını siz de fark ettiniz mi? Eee.. büyük şehirde hayatı idame ettirmek kolay mı sanırsınız? Yerine göre acımasız, yerine göre kalleş, yerine göre hırsız, yerine göre korkak ama yeri geldiğinde de dövmekten ve dövülmekten kaçınmayacak kadar gözü pek! Nerede bizi evin önünde karşılayıp üstümüze atlayan, bacaklarımıza sarılan tatlı bakışlı kediler! Nerede en değme minderlerde miskin miskin uyuyan, sonra poposuna aldığı şamara aldırmayıp uzun uzun esneyen kediler! Bir gün evi terk edip gittiğinde, yolunu bekleyecek kadar benimsediğimiz kediler…

 

Arabeskin teline dokunan meczupla, sokak kedilerinin kader arkadaşlığına ne demeli?

Çoğu zaman aynı mekanları paylaşırlar,

Birlikte üşürler,

Birlikte sabahlarlar,

Aynı çöp kutularını karıştırırlar,

Şehrin bütün kirlerini üzerlerinde taşırlar,

Hesapsız, bilinemezliklerle dolu günleri birlikte yaşarlar,

Bir gün, belki karşıdan karşıya geçerken, belki de bir bankın hemen bitişiğinde,

Hareketsiz, öylece kalakalırlar,

Sahipsizdirler…sahipsizdirler…

Perdeyi çoktan kapattım. Lodos, mütevazı dalgaları azgınlaştırmış olmalı. Bu kez kıyıyı okşamıyor adeta dövüyor. İçimde bir boşluk, bir ürperti bir yalnızlık duygusu…

Meczup ve kedi üşüyor…21.11.2008

Yunus Emre

Avcılar/İstanbul

 | Puan: 10 / 2 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

Hidayet Takçı { 05 Aralık 2008 22:35:06 }
Sevgili Burhan Ağabey,
Siz de kasabamızın değerli eğitimcilerinden birisiniz ve sizin ne kadar espri anlayışı kuvvetli bir insan olduğunuzu biliyorum. İnşallah sizin de özellikle mizah içerikli yazılarınızı görmek istiyoruz. Saygılarımla,
Burhan Emre { 05 Aralık 2008 22:07:15 }
Kardeşim Yunus;tabiatta yaşanan çokta detayına inmediğimiz olayları bir yazar gözü ile detaylandırarak yazmış olduğun bu nefis yazını ve kendileride birer yazar oldukları belli olan yorumcu kardeşlerimizin yazılarını okudum.Böylesine güzel yazı ve yorumları bundan sonrada okuyacağıma inanıyorum.
hıdır kaya { 02 Aralık 2008 17:29:40 }
duygusal bab'da ele alınca yazarı kutlamamak elde değil, ancak hulusi beyin dikkat çektiği nokta çok önemli... çıkarı uğruna sömürgeleştirdiği toplumlarda insanların açlıktan ölmesini kaale almayan, hatta bizzat kendi katliamlar yapan batılı toplumlarda envai çeşit hayvanların örgütlenip dernekleştirilmesi akıl sahipleri için bir hayli düşündürücü...
hulusi takcı { 01 Aralık 2008 21:46:00 }
"İçimde bir boşluk, bir ürperti bir yalnızlık duygusu…

Meczup ve kedi üşüyor"
Yunuscuğum selam olsun. Meczup ve kedinin üşüdüğünü bilmiyoruz.Ancak hepimizi ara sıra veya sık sık yoklayan o yalnızlk duygusuna yalnızlık duygusuna eşlik eden diğer duygulara yabancı değilizdir.Yalnızlık duygusu ve boşluk hissi hakkında çok şey denilebilir.İnsanı insan yapan insanı diğer insanlar nezdinde üst bir konuma taşıyan tarafı Merhametli oluşudur.Bir şey emanet edeceğiniz zaman merhametliyi seçersiniz emanet edeceğiniz ne olursa olsun.Merhamet etmeyene rahmet olunmayacağınıda biliyoruz.Bu merhameti ederkende merhametli olmalıyız. Varlıklar aleminde İnsan kardeşlerine merhamet edemeyenler hayvanlara bitkilere vs vs merhamet ederek kendilerini kandırıyorlar.Tabiki onlarada merhamet edlecek onlar bize emanet ama önceliklere dikkat etmemiz lazım. Uzatmayayım kardeşim kendine iyi bak kolay gelsin selamlar
Zuhal ÇELİK { 30 Kasım 2008 14:49:28 }
Merhaba Yunus Amca.
Yazın çok güzel..Gerçekten harika bir kıyı düşmüşsün hayata. Bir tas sütte bulunan bulgur bulgur emeğe, o kadar çok ihtiyacımız var ki...
yunus emre { 28 Kasım 2008 23:35:38 }
ebubekir bey, yazı hakkında yapmış olduğunuz yorumdan dolayı size teşekkür ediyorum. kelimelerin seçilmesi konusunda gösterilmesi gereken özen konusundaki uyarınıza sonuna kadar katılıyorum.karşılıklı etkileşimle daha iyi yazıların ortaya çıkacağını düşünüyorum. hayatın akışında karşılaştığım kimi estantaneler beni etkiliyor, duygulandırıyor. yapmaya çalıştığım bu etkilerin olabildiğince kelimelere dökülmesi. mustafa ağabeyini de belirttiği gibi ne anlıyorsam o anlamda kullanmak! tabi bu seçimi yaparkenortaya kuralsızlık çıkarmamak gerekir veya büyük anlam kaymalarına sebep olacak şekillerde de kullanmamak gerekir. dolayısıyla "meczup" kelimesinin anlamı üzerine yapmış olduğunuz açıklamalara da tamamen katılıyorum. gerçi bu kelimeyi kullanmadan önce türk dil kurumunun sitesine girip öncelikle yazılışı olmak üzere ne anlama geldiğine baktım.ancak esas itibarıyle tasavvufi anlamda yapmış olduğunuz tarife katılmamak mümkün değil.
Ebubekir GÜR { 28 Kasım 2008 23:28:11 }
Mustafa kardeşim bilmukabele bizdende baki selamlar.Belki meczupların evliya olduklarını herkes anlamaya bilir ama onların her sözleri manalı ve her hareketleri hikmetlidir.Delide ise hikmetli iş olmaz.Anlattığınız Behlül Dane olayında sizinde bahsettiğiniz gibi sonunda yaptığı işin hikmeti ortaya konulmaktadır. Yani zahirde yaptığı iş yanlış gibi gözüksede işin hakikatini bilenler için normaldir.Ve insanlar bunlardaki hikmeti görmüşler ve bunlardan istifade etmek için onlarla hemhal olmuşlardır. Zamanının padişahları bile onlardan nasihat istemişlerdir.Kur'anda geçen Hızır(as) ile Musa(as) kıssası da biraz bahsedilen meseleye benzemektedir. Bu olaydada biliyorsun Hızır(as) sebepsiz yere bir çocuk öldürmüş, bir gemiyi kırmış ve yıkılmakta olan ve kendilerine kötülük yapanların duvarını düzeltmiştir. Bunlarda belki meczubların işine benziyor. Ama işin hikmeti anında ortaya konulmuştur.Delileri ise meczublardan ayırmak o kadarda zor değil.Delinin işinde ve sözünde ne hikmet nede derin manalar vardır.Ayrıca meczublar hep sokaklarda gezmezler. Nice alimler onlardan hikmet dersi almışlardır. Mesela Mezhep imamı olan Ahmed İbni Hanbel hz.leri Bişri hafiye gitmiş, istifade etmiştir. Ona "neden gidiyorsun" diyenlere, "gördümki o Allahı benden fazla tanıyor" demiştirve marifet ilmini ondan almıştır. Bence sokakdaki akıldan hikmetten yoksun olan delilere meczub denilmemelidir.Mürebbi konusunda ise bu kelime her şeyden önce "terbiye edici"mansında kullanılmakta ve sadece bu manayı çağrıştırmaktadır. Farklı manayı çağrıştırsa veya yanlış manada kullanılıyor olsa bile yanlışlığı düzeltmek ve doğrusunu kullanmak gerekir. Kaldıki mecellede bir kural vardır ve orada "asıl olan kelimeler değil onların ifade ettikleri manalardır" denilmekte yani senin söylediğinin tam tersini söylemektedir.Yani bir kelime bazı kimseler tarafından farklı şekilde manalandırılabilir. O zaman kimse "mademki birileri bu şekilde yanlış mana veriyorlar bizde bu manada kullanalım" diyemezler, dememelidirler..Saygılar
Mustafa BOĞA { 28 Kasım 2008 16:14:47 }
Sevgili kardeşim Bekir bey,bolca burdan memleketten selam yolluyorum.Evet ''''meczup''''dendiğinde ilk akla gelen ''''Deli''''dir.Osmanlıcaya baktığımızda ise,deli ile meczup arasındaki fark inanılmaz derecede farklıdır.Meczup,belli bir etkiye kapılmış,o tesirle kendisinden geçmiş kimse demektir.Hak aşkında varlığını yitirmiş kimse demektir.Bizlere göre deli zannedilen ama aslında hak aşığı bir veli demektir.Meczup''un halleri makamı gereği diğer ''''Evliya''''gibi değildir.Yani onların veli olduğunu veliler bilir.Bizler bilemeyiz.Yunus kardeşimin de yukardaki yazısında ''''Meczup''''u deli olarak kastettiğini zannetmiyorum.Zaten deli olarakta bahsetmemiştir.Meczp''larda genellikle köşkte,saraylarda değil,sokaklarda,dağlarda,bayırlarda umulmadık yerlerde ve her çeşit hareketlerde bulunurlar.Behlüldane hazretlerinin sokaklarda ve insanların arasında tuvalet ihtiyacını karşıladığını ve bunu kardeşi haruna şikayet ettiklerinde ise kardeşine sorar bunu niye böyle yapıyorsun diye o hazrette elini kardeşinin gözüne sürer ve bak bakalım der,burda insan nerde der.her biri hayvan şeklindedir.Ama bu o evliyanın gözünde öyledir.Aslında bize göre yanlıştır.O hareket deliliktir.Meczup''larda bize göre yalnızdırlar ama zahirde yalnızmıdırlar bilinmez.Sizin affınıza sığınarak bende size ''''Mürebbi''''konusunda bir yorum yapmıştım.Kelimelerin ne manaya geldiği önemli değil bana göra nerde kullanıldığı önemli demiştim.Manaları iyi olabilir ama bize ilk etapta neyi çağrıştırdığı önemli vede nerelerde kullanıldığı.Saygı ve muhabbetlerimi sunuyorum.selamlar
HABİP BEDİR { 28 Kasım 2008 11:36:21 }
Çok değerli dayım merhabalar;İnsanın hayata bakış açısı,olaylardan çıkardığı mana,canlı cansız nesnelerde okunması gerekeni bulma ne kadar önemli değilmi?Bu yazınız ile belki çok sıradanlaştığımız olaylara bakış acımızı genişlettiğiniz için teşekkürler..selam ve saygılarımla..
Mustafa BOĞA { 28 Kasım 2008 08:16:20 }
Sevgili kardeşim Yunus bey,takdirleriniz için teşekkür ediyorum.Şunu samimiyetimle söylüyorum bu güzel sitemizde hiç kimseyi aratmıyacak yazarlarımız mevcuttur.Hepside birbirinden üstün kendilerini saygıyle karşılıyorum.Zevkle takip ediyoruz.Amacım da yazı yazmak yoktur,bir tesadüf eseri bu siteye bazı yorumlar yazıyorum,her arkadaşa yorum yazmak istiyorum ama bilmiyorum bana biraz amaç dışı veyahutta bir reklammış gibi geliyoryazamıyorum.HEPİMİZ HEPİNİZİ SEVİYORUZ.saygılarımı sunuyorum

Diğer Sayfalar: 1. 2. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Gürün ve Suçatı'nın daha iyi bir hale gelebileceğine inanıyor musunuz?
Evet
Hayır
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun285 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI