Köyümüzün dokumacılarını anıyoruz...
KÖYÜMÜZÜN ZANAATKARLARI (2)
Nereden gördüler? Kimden öğrendiler? Baba mesleği miydi? Onu bilmiyorum ama, culfacı deyince köyümüzde ilk akla gelen kişi, Culfacı Sali Emmi (Salih Acar) idi.
Babacan tavrı, güler yüzü, orta boylu olmasına rağmen iri görünüşü ve muhkem yürüyüşü ile Şuğul'da ki evinden her gün Hanyeri'nde ki dükkanına gelir kilim tezgahının başına geçerek, akşama kadar kilim dokurdu. O zamanlar insanlar eskiyen giysilerini, kumaş ve bez parçalarını atmazlar cırım cırarak(Cırım:Eski kumaşları ince şeritler halinde kesme işi) cırılan bu cırımları uç uca ekleyip kirmenide (Kirmeni:Yünleri eğirerek ip haline getirmeye yarayan ağaçtan yapılmış araç) eğirerek kilim dokunacak hale getirilir ve Sali Emmi'nin dükkanına götürülerek çaput kilim dokutulurdu. Yine ayrıca yeni alınan iplere kirmenide yün yedirilerek eğirilir. Kelepler halinde ki bu eğirilen ipler kök boyası ile rengarenk boyanır ve yün kilim dokutulurdu. Çaputtan dokutulan kilimler ya oturma odasına yada aralığa serilirdi. Yünden çeşitli motifler işlenerek rengarenk dokunan bu kilimler ise hem misafir odasının duvarlarını süsler hem de misafir odalarına serilerek bu odalar kilitlenir ve misafir gelinceye kadar da bir daha açılmazdı. Yine binbir motif işlenerek yünden dokunan bu kilimlerden birkaç tanesi mutlaka gelinlik kızların çeyizine konurdu.
Bizim çocukluğumuzda kilim dokuma işi bir hayli ilgi görürdü. Önünden gelip geçerken Sali Emmi'nin dükkanına baktığınızda içerisinin dokunacak kilim hammaddesiyle dolu olduğunu görürdünüz. Öyle ipleri bugün verip bir kaç gün içerisinde kilim olarak almak yoktu. O ipler en az iki ay dokunmak için sıra beklerdi.
Yine ayrıca Ali Emmi de (Deliehmet Alisi Ali Tatar)Hanyeri'nde ki evine kilim tezgahı kurarak, köylünün getirmiş olduğu çaput yada yün kilimleri binbir özenle dokurdu.
Ali Emmi akrabamız olduğu için sık sık onlara giderdim özellikle kış günleri kilim dokuma tezgahının sesi evlerinden hiç eksik olmazdı.
Ya yemek için yada başka bir iş için dokuma tezgahının başından Ali Emmim kalkar kalkmaz, hemen tezgahın başına Eşe Bibim geçer, aynı maharetle dokuma işine devam ederdi. Şu anda gerek kasabamızda gerekse ülkemizin herhangi bir yerinde hatta yurt dışındaki Suçatı'lıların evinde kilim varsa bu kilimler mutlaka ya Sali Emmi'nin ya da Ali Emmi'nin tezgahından çıkmıştır.
Bir ömür boyu köyümüzde bu mesleği yaşatarak ebediyete intikal eden gözü tok, gönlü zengin bu değerli insanlara Allah'tan rahmet diliyorum.
Dokumacılık mesleğine yıllarını veren bu güzide insanlar mesleklerini en ince ayrıntısına kadar kendi nesillerine mutlaka aktarmışlardır.
Bilmiyorum bu zanaatkar insanlar rahmetli olduktan sonra bu mesleği kasabamızda sürdüren var mı? Yoksa onlarla beraber bu meslekte kasabamızda son mu buldu?
HULUSİ TATAR
İZMİR
Hulusi abicim bu yazın için teşekkür ediyorum. ben delehmet alinin torunuyum. Memlekette bu işi yapan sadece Delehmet alininoğlu Mustafa kaldı oda yakında bu işi bırakacağını söylüyor galiba bu meslekte yakında yok olup gidecek...
Hulusi Bey, yine çok güzel yazmışsınız. Kimi zaman tanıdığımız kimi zaman tanımadığımız daha doğrusu tanıma şansımızın olmadığı büyüklerimizi çok güzel ve çok akıcı bir dille bizlere aktarıyorsunuz. O kadar ki sanki onları görmüşüm tanıyormuşum gibi hissediyorum. Yazının arasında bazı kelimelerin açıklamasını da vermeniz ayrı bir incelik. Yüreğinize sağlık. Ben de bir küçüğünüz olarak ellerinizden öpüyor bu güzel yazı için teşekkür ediyorum. Saygılar...