Habip Bedir Kardeşimize Teşekkürler...
KARA KUTU
Sosyal bir varlık olan insan için olmazsa olmaz unsurlardan biri de iletişim kurmaktır.Yani istek ve ihtiyaçları,tepkileri ve fikir beyanatında insan sözel iletişim yolunu seçer.
Aile içi iletişim çok önemlidir.Eşlerin birbirleriyle ve ebeveynlerin çocuklarıyla olan iletişimi mutlu bir yuvanın oluşmasında ciddi etkendir.Anne babalar çocuklarını yetişkin insanlar kabul edip,sözlerine,fikirlerine değer verdiklerinde çocuklarda özgüven ve rahat konuşma,kendini rahat ifade etme becerisi erken yaşta gelişecektir.Bu davranış sayesinde bireyin yaşantısında ileride karşısına çıkabilecek zorlukları daha rahat ve kontrollü bir şekilde aşacağı unutulmamalıdır.
İletişim kurmanın, kendini rahat ve kararlı ifade etmenin bu kadar önemli olduğu günümüzde maalesef evlerimiz bu yeteneği büyük ölçüde yok eden kara kutular yani televizyonlarla dolu.Ne yapalım televizyonları çöpe mi atalım yani diyorsanız tabi ki hayır ama hepimiz çocuklarımızın eğiticileri olarak tv ve program seçimine çok dikkat etmeliyiz.
Düşünün sigara,içki,uyuşturucu gibi gençlerimizi bataklığa çeken illetler özenti ve merak sayesinde başlanılıyor.Sizce bunda televizyonun bir payı yok mu ?Yada her gün şiddet,kavga içerikli film izleyen gençler okul veya evlerinde bunu tatbik etmeye kalkarlarsa ne olur?Asi bir genç kızın anne babasına posta koymasını,kanı yerinde durmayan bir delikanlının ceketini kollarına takmadan giyip kabara kabara yürümesini kim öğretmiştir sizce?Neden genç kızlarımız hep bir büyünün sihrin peşinde koşarlar? Ufacık çocuklar neden çizgi film kahramanı gibi pencereden aşağı uçmak isterler sizce?Bu soruları çoğaltmak mümkün.
Evet evlerimizin baş köşesine kurulmuş bu makineye bence gereği kadar değer verilmeli.Hiç olmamalı demek hayalperestlik belki ama dikkatli anne babalar sayesinde yararlı programların seçileceği muhakkak.Çocuklarımızın televizyonla değil anne baba ve evin diğer fertleriyle vakit geçirmeye ihtiyacı var.
Geçenlerde yaşayış olarak hassas doktor bir velimizi ziyarete gitmiştim.Eve girdim çocuklar babaları ile oyun oynuyorlar.Biz çay sohbet derken saatler geçti televizyondan ses yok kimsenin ona ihtiyacı yokmuş gibi kapalı duruyor.Bu durum üzerine teşekkür ettim.Hocam dedi ailecek anlaştık haftalık birlikte bir iki programa bakıyoruz ve ayrıca belirlediğim çocuk kanalından ödevleri bitme karşılığı izledikleri belirli saat aralığı programları var hepsi bu.Çok sevindim çocuklar televizyonların kıskacından alınmış.Ve derslerinde gayet başarılı sınıfta özgüven ve başarıları ile lider konumundalar.
Beri taraftan yakın bir tanıdığımın bir oğlu var.Pasif,konuşmayan insan görünce kovuğuna çekilen cinsten.Evlerine gittim saatlerce anne babası ile oturduk çocuk ortada yok nerde dedim televizyon izliyordur dediler çok rahat bir şekilde.Şimdi bu çocuk kimleri örnek alsın Allah aşkına bir ebeveyn nasıl bu kadar arahat olabilir onu da anlamak imkansız.
Ayşegül hanıma yazısı için tekrar teşekkür ediyorum ne zamandır aklımda olan bir konu için kibriti yakmış oldu.Birlikte çözüm yoları üretelim demiştik.Bir eğitmen olarak bence acizane televizyona alternatif şeyler bulmalıyız.Çocuklar canlı nesnelerle daha iyi iletişim kurarlar ve bağlayıcı olur ,cansız şuursuz televizyonu basit birkaç olayla gerektiği kadarına çekebiliriz.Mesela ilk önce ailecek izlenecek birkaç program çocuklar ile birlikte istişare edilerek belirlenmeli ve olması gereken yerde tutmalıyız.Daha sonra her gün için yarım saat oyun zamanı koyabiliriz.20 dakika ailecek kitap okuma programımız olabilir.Günlük müspet gazetelerde her ferdin takip ettiği bölümü akşam çayında özetlemesi istenebilir.Ve daha kendimizin üretebileceği neler neler…
İnanın bunlar kesinlikle olamayacak ütopik şeyler değil.Evet her aile yapısına,ailenin şartlarına uymayabilir ama her ailede uygulanabilecek çok şeyin olduğuna inanıyorum.Okumayan fikir beyan etmede pısırık olan ,inandığı değerleri ifade etmede zorlanan bir nesil yetişiyor.Her sene üniversiteli arkadaşlara sohbetlere gidiyorum kitap okuyan insan sayısı neredeyse hiç yok.Dikkatli bazı ailelerin çocukları dışında kendisine hedef belirleyen de yok.Gençler süfli kör hevesleri peşinde maceradan maceraya koşuyorlar.Zannediyorum bir kere daha merhum Cemil Meriç’e kulak vermeye ihtiyacımız var “Okumak,çılgınca okuma isteği taki gözlerini kaybedinceye kadar” …Saygılarımla….
Habip BEDİR
KASIM 2008 BOLU
Yazar yada şair insanların hayatlarına şöyle bir baktığımızda yazılarına zemin olmuş onları yazmaya çekmiş yani etkilemiş arkadaşlarını buluruz.Yazmak toplum için,inandığı değerler için yazmak,bir yöne meyl ettirmek,fikir sahibi olmasına vesile olmak çok güzel duygular.
Ayşegül hanım güzel yorumlarınız için teşekkür ederim.Yazma aşkı bir kıvılcımla başlar ve daha sonra müspet eleştiri,iltafat yörüngeli ifadeler ile tutuşur sarar insanın hayatını.Bunun için yorumlarınızda sürekli arkadaşları yazıya ortak etme isteğinizi takdirle karşılıyorum.Nice güzel yazılarda doğruya sevke etme heyecanıyla buluşmak üzere..Saygılar...
Bence bu kutudan kurtulmanın en kolay ve en hızlı yolu, unuttuğumuz aile kavramını yeniden hatırlamak ve hatırlatmak. Hani elektrikler kesildiğinde yarım saatliğine de olsa
-Büyüklerimizin anlattığı, memleketimizdeki o kürsü muhabbetleri kadar olmasa da-
nasıl hemen muhabbete başlıyor ortamdaki insanlar. İşte o ortamı elektrikler varken de yakalayabilmeliyiz. Tüm hayatımızı o minik kutuya göre düzenlemekten vazgeçmeliyiz artık. Bu hiç de zor bir şey değil. Hele de çocuklar için hiç zor değil. Mesela küçük bir çocuğa, “Televizyon izlemek yerine seninle birlikte oyun oynayalım mı?” dediğinizde hiç hayır cevabı aldınız mı? En azından ben hiç almadım. Onlar o kadar hazır ki paylaşmaya, öğrenmeye… Yeter ki kendilerini dinleyecek, anlayacak birini bulsunlar. Sizin de söylediğiniz gibi tamamen hayatımızdan çıkaralım demek doğru değil. Ama iyi yönleriyle kötü yönlerini ayıklayıp gerekeni gerektiği kadar almak elimizde. Eminim bu yazıyı okuyan herkesin bu konuda bir tane de olsa çözüm önerisi vardır.Lütfen paylaşın. Birimizin önerisini beğenmeyen diğerini beğenir.
Habip Bey, böyle önemli bir konuyla ilgili düşüncelerinizi ve bu sorunun çözümü için bulduğunuz bazı önerileri bizlerle paylaştığınız için çok teşekkür ederim… Eli kalem tutan, düşüncelerini yazıyla dile getirebilen insanların en önemli görevlerinden biri çevrelerini aydınlatmaktır. Bu anlamda sizin tabirinizle yakmış olduğum kibrite uzattığınız çıra için de ayrıca teşekkür ederim. İnşallah bu bilinçlenme ateşinin yaydığı ışıkla önce kendi çevremizden başlayarak sürekli genişleyen büyük bir kitleyi aydınlatabiliriz. Ve inşallah bu kara kutudan başlayarak hayatımızdaki tüm kötü alışkanlıklardan mümkün olduğu kadar uzaklaşırız…
Ama önce boş ve anlamsız tartışmaları bırakmalıyız. İncir çekirdeğini doldurmayacak şeyler için olmadık laflar söyleyip sadece kötü eleştiri yapmayı marifet sananlar var hala. Aynı şekilde bu düşüncedeki insanlara göre, eğer ortada iyi bir eleştiri varsa bu da mutlaka birilerine yaranmak için yapılmıştır.
İnşallah bir an önce kendimize gelir, geleceğimizi kurtarmak için uğraşır ve çocuklarımızı bekleyen tehlikeler konusunda önceden konuşup onları bu tehlikelerden kurtarmanın yolunu buluruz…
Güzel yazınız için tekrar teşekkürler… Saygılar…