Habip Kardeşimize Teşekkürler...
Doğa Harikası
Yollar düz bir ovadan sonra tüm heybetiyle duran dağlara çekiyor insanı.Sonra başlıyorsunuz,kıvrım kıvrım yollarda,rengarenk yapraklar la sarmaş dolaş olmaya.
Yaprağa hangi rengi yakıştırıyorsanız onu buluyorsunuz burada.Yeşil,sarı,turuncu,kırmız ve daha rengini tarif edemeyeceğim onlarca ton.Gecenin soğuğunu damarlarına kadar hisseden yaprak ,hafif esen bir rüzgar yada ince bir dokunuş bekliyor yaprağa kavuşmak için.Aynı anda yüzlerce belki binlercesi elveda diyor dalına,gövdesine ve ayrılık nağmeleri ile bırakıyor kendini rüzgarın ritmine.Hep bir ağızdan aynı şarkıyı duyuyor kulaklarım…Elveda…Elveda…
Bu sesler kalbimin bam teline dokunup beni rikkate sevk ederken yürüyorum yapraklar arasında avare avare.Ayakkabımın altında kalan kuru yapraklar bana sesleniyor (belki homurdanıyor) sende bir gün sararıp kuruyacaksın diye.Şaha kalkmış gönlümü bastıramıyorum.Firakın çıldırtıcılığını iliklerime kadar hissediyorum.Hazan mevsimi işte güz ayı aldın yine beni benden.Ruhuma tarifsiz duygular yaşattın.
Kıvrımlı yollar meşe,palamut,çam,kayın ve değişik dağ meyvelerinin renkli yapraklarıyla döşenmiş olarak ulaştırıyor nihayet tefekkür için yaratılmış,sönen kalpleri dahi tutuşturacak doğa harikasına beni.
Evet yine sana geldim,senin bağrına bıraktım benliğimi,kendimi…sen tanırsın beni…Ruhumu yıkadım yine gölünle,ormanınla,yaprağınla,tefekkür buudlu havanla…Sana geldim ey Gölcük bak kalbim yine sönük….
Hazan mevsimi, güz ayı, ayrılık zamanı bir başkadır Gölcük te. Düşen her yaprak bir şeyler fısıldar size. Bu ortamı paylaşmak isteyen herkesi davet ediyorum Gölcük’e, Bolu ya. Bir hafta sonu kaçamağı ile ruhunuzu dinlendirmeye, semaverde çay keyfi sürmeye davetlisiniz… Saygılarımla
HABİP BEDİR
BOLU EKİM 2008
Yeğenim Habip;Yunus Dayından hiçde aşağı kalmayan Bir yazı uslubuyla kaleme aldığın, içerisinde bulunduğumuz mevsimi tasvir eden nefis yazını okudum.Bu tür güzel yazılarınızı her zaman bekliyorum.