Osman Beye Teşekkürler...
SİVAS KÜLTÜR
“Gülden değirmeni döner
Onun ile gül döverler
Akar arkı döner çarkı
Bendi pınarı güldür gül”
Dergiler, hür tefekkürün kalesidir, der üstad Cemil Meriç. Kitapların ağırbaşlılığı, gazetelerin günceli kovalaması, dergilerin ise daha zarif ve farklı görüşlerin yansıtması, hakikaten hür bir tefekkürdür. Yazarların kendine mahsus yazı ve irdelemeleri, değişik konulardaki fikir teatileri, dergileri hep okunur kılmıştır.
Her dergi, adeta yanında yöresinde bir okulu da açma göreviyle hemhaldır. Bu dergi okulunda yetişmenin verdiği bir heyecan olsa gerek, nerede bir dergi çıktığını duysam, içimdeki karlar erimeye başlar. Coşkun bir dere misali savrulur dururum. Değişik bir fikir hareketidir dergicilik. Ortak akıl ve düşüncenin harmanlandığı bir zaman versiyonudur adeta. Kaygılardan uzak iklim şarkıları gibi, ne kadar insana ulaştığının ölçüsü değil de, bir tek insana ulaşmanın gayreti ve hayali ile devinip durur. Zaten bir insan gönlü değil midir onarılması gereken. Ulaşılması istenilen binlerden ötedir bir kişi. Bir dergi, bir kimsenin yüreciğinde, nefeslenmişse değmeyin yazarın keyfine. Sahi modern zamanlara niçin kurban verdik, bir yüreği keşfetmeyi?.. Bir keşfe yelken açmayı unutalı ne de çok zaman oldu.
***
Çağın, insana getirdiği bunalmışlıktan kurtulmak için dergilere sığınır ademoğlu. Onun bir sahifesinde yaşanan fikir dinginliğinde yok olur adeta. Her bir düşüncenin gönül süzgecinde seyri suluku, daha bir olgunlaştırır, okuyanı ve dahi de yazanı.
Gazeteler, radyolar ve televizyonların mahremiyeti berhava etmesi her geçen gün arta dursun, dergilerin mahremiyet kokan üç noktaları, belki de onları ulaşılmaz kılmaktadır. Müstesna zamanlardan çıkıp gelen, bilge düşlerle örtüşen bir zaman seyyahı gibi dolanıverir dergiler belleğimizde. Nurettin Topçu’nun “isyan ahlakı” abidesinin bir nevi kağıda mürekkebe bulaşmış; velhasıl ete kemiğe bürünmüş halidir adeta.
***
İç dünyasındaki depremlerle yüzleşen müzmin yazarların, kıyıda köşede çiziktirdiklerini bir hal çaresi edasıyla bayraklaştırmasıdır. “Her yazı bir sevda öyküsüdür” der bir feylesof. Hakikaten kemale ermiş bütün bir yüreğin hemhalıdır dergiler. Sözden kaçan ve sözü arayanların tenha sığınağıdır dergiler…
***
Nedendir bilinmez, Sivas’ta değişik bir yazı sevdası vardır. Ata yadigarı olsa gerek, kağıt ve kalemle iştigal. Selçuklu’nun Osmanlı’nın ve dahi bir cümle Kızılırmak ahalisinin meftun olduğu yegane sığınaktır yazı sevdası. Tekerlemelerle başlayıp, manilerle olgunlaşan ve hece de serbest şiirde doruğa ulaşan soy bir gelenektir Sivas insanının yaşadığı.
***
Bu bağlamda “Sivas Kültür” merhaba dedi okurlara. Bir çok yazarı ve araşmacısıyla, Sivas insanını gönlüne doğru ip ince bir nida salıverdi. Epey bir yaşam arzusu ile yola çıktı. Onun ömrünü, şehrin insanı belirleyecek elbette. Onu, yeni doğmuş bir çocuk gibi karşılamak lazım. Hatasıyla sevabıyla, şehir kültürünü yansıtma gayreti içinde olacağı muhakkak. Elbetteki her fani yanlışla da imtihanlıdır. O zaman kim bilir, bu yanlışı, kalemle ve sözle düzeltecek gönlü ganiler de mevcuttur bu Selçuklu toprağında.
***
Sivas Kültür’ü, uzun bir çöl yürüyüşü beklemekte. Yürürken olgunlaşan, olgunlaştıkça olgunlaştıran bir yürüyüş beklemekte. Kayıp zamanların telafisi kadar zor şey yoktur aslında. Kaybolmadan zamanlar, atılan her adımı desteklemek lazım. Her adımda açacak tomurcuklarla birlikte, bir gül harmanı denkleştirebiliriz.
Üç ayda bir okurlarla buluşacak olan Sivas Kültür Dergisinde, tanıdık simalardan bir kaçını da sayamadan geçemeyeceğim:
Dr. Doğan Kaya, Emrullah Toprak, Hasan Coşkun, Dr.Nazım Elmas, Süleyman Ünal, Halil Pehlivanoğlu, Kadir Üredi, Mustafa Birinci, Fatih Çınar gibi bir çok yazar bulunmaktadır.
OSMAN ÇELİK