Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

Ramazan Bayramı Hatıraları

Kategori Kategori: Yazı - Makale | Yorumlar 2 Yorum | Okunma 2933 Okunma | Yazar Yazan: hidayet | 08 Ekim 2008 21:47:18

Bir bayramı daha böyle geçirdik...

En kalbi duygularımla selamların en güzelini sizlere sunarak yazıma başlamak istiyorum. Ne çok ne az yazma niyetindeyim. Yazı içerisinde özel kaçan yerler olursa kusura bakmayın ama o kısımları da yazmasam yazı tam olmaz diye düşünüyorum.

 

Sevgili dostlar, memleket sitesinde yazılacak en güzel şey memleket hatıralarıdır diye düşünerek bayram boyunca memlekette geçirdiğim güzel anları sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu sene bayramı kasabada geçirenlerin sayısı hiç az değildi ama yine de gidemeyen de sanırım çok fazlaydı. Yazım özellikle gidemeyenler için olsun.

***

 

Bayramın birinci gününü eşim ve çocuklarımla İstanbul’da geçirdikten sonra birinci günün akşamı memlekete gitmek üzere Esenler Otogarına doğru yola çıktım. Gebze Koop midibüsü her zamankinden çok daha kalabalık idi ama Allah’tan trafik yoktu ve tahminimden bir saat önce otogara vardım. Otogarda bir saat ne yapacağımı düşünerek gezerken birde baktım ki ne göreyim, kitap satışı yapılan bir yer. İlk kez gördüğüm bu kitapçı beylere teşekkür edip daha önce görmediğimi ve kendileri gördüğüm için çok mutlu olduğumu söyledim. Meğerse 5 yıldır kitap satışı yapılıyormuş. Gayet sevindirici bir durum.

 

Saat 20:30 da başlayan Malatya Medine turizm ile memleket yolculuğumun önemli bir kısmı uyumakla geçti. Geriye kalan kısmı ise dinlenme tesislerinde çay içerek ve yan koltuğumda oturan Malatyalı çiğköfteci gençle sohbet ederek geçti.

 

Sabah Gürün’e vardığımda saat 10:00’u gösteriyordu. Bayram olduğu için midir bilmiyorum fırıncılar haricinde hemen hemen hiçbir ticarethane açık değildi. Bende Gürün’ü sırtımdaki çantamla turladıktan sonra Ulu caminin çaprazındaki fırından elimi yakan pideleri alarak taksi durağına vardım. Taksici Orhan ustaya gideceğim yeri tarif etmek biraz zaman aldı ama sonunda anlaştık. Meğerse bizim yıllardır Sazcazğızsuyu diye tarif ettiğimiz yaylamız Müdürler yaylası şeklinde daha kolay anlaşılıyor muş. Bence böyle de güzel, hatta daha da güzel. Ne de olsa Müdürler benim sülalemin adı.

 

Müdürler yaylasına varana kadar Orhan usta ile gırgır muhabbet gittik. Orhan usta sağ olsun gurbettekilerin değerinden bahsetti, sizler buralara hizmet edeceksiniz diye bizleri onurlandırdı. Ben de diğer gurbetçiler adına inşallah diyerek ona söz verdim.

 

Yayla evimizin kapısında her zaman olduğu gibi annem ve babam beni kapıda karşıladı. Sıcacık ana kucağı yaylanın soğuğunu bir anlığına da olsa kırdı. Babamla da hoş beş ettikten sonra sırayla o töreni herkesle yaptık. Ve yayla evinde kahvaltı keyfi. Nasıl oluyor demeyin, insan bazen hayal kurar ya hayal edilenden biraz daha iyi diyeyim.

 

Bayramın ikinci günü olmasına rağmen, yol yorgunu olmama rağmen babam ve biraderimle beraber doğruca yaylamızın en güzel bahçesine gittik. Babam ceviz döktü biraderim ile ben ceviz topladık. Babam ceviz bu sene az dedi ama suç sanırım biraderim ile bendeydi. O kadar fazla ceviz yedik ki babam cevizlerin bu sene olmadığını düşündü galiba. Her neyse, ama memleketimizin cevizi maşallah bir harika. Yüz güldürmeyen kayısı ve elmaya oranla şükürler olsun ceviz hala yüz güldürüyor. Ayrıca, diğer yörelerin cevizlerine göre bizim memleketin cevizi maşallah bembeyaz. İstanbul’da Beykoz cevizinin iyi olduğu söyleniyor ama bizim ceviz nere Beykoz cevizi nere.

 

Bayramın üçüncü günü kız kardeşimin nişan töreni vardı. Nişan sebebiyle yaylamızda uzun zamandır görmediğim bir kalabalık gördüm. Fırsat bu fırsat deyip birkaç güzel resim de çekildik hep birlikte. Hatta gençlerle sohbet esnasında bundan 10-15 yıl önce yaptığımız gibi aşağı bağda futbol oynama planı yaptık ama ne hikmetse nasip olmadığı için maç yapamadık. Başka bahara dedik ve üzerine bir tas su içtik o planın.

 

Artık bayram geçmiş, kardeşimin nişanı da aradan çıkmıştı. Babam evde toplanan kalabalığı kaybetmeden cevizlerin tamamını dökmek istiyordu. Kararlı şekilde bu fikrini bize empoze etti ve bayramdan bir gün sonra sabahın köründe 15 kadar ırgat hepimiz birlikte bahçeye akın ettik. Babamın bir yıldır sorun ettiği ceviz işi Cuma namazından önce neredeyse bitmişti. Kalan iş daha fazla uzamasın diye namaz için yakın bir yere gidelim dedik. Ve yanı başımızdaki Sularbaşı köyüne gittik namaz için.

 

Camiye vardığımızda köylüler caminin avlusunda sohbet halinde idi. İmam ise içeride vaaz vermekteydi. Köylüler cami girişinde bize hoş geldin ettiler. Hatta babamı tanıyanlar onunla sohbet etti. Caminin imamı genç bir arkadaş idi. Vaaz verirken heyecanını herkes gibi bende hissettim. Yaşından beklenenin çok üstünde bir performans ve heyecan ile vaaz veriyordu. Böyle küçük bir köyde bu kadar bilinçli bir imamı görmek beni şaşırttı ve kendi adıma köylüler için böyle birinin bir şans olduğunu düşündüm. Aynı imamın namaz esnasında kıraati ise tek kelimeyle harika idi. Öyle güzel okudu ayetleri ki ben yıllardır böyle bir kıraat duymamıştım. Cami çıkışında namazı kılan kime sorduysam herkes benimle benzer şeyleri düşünmüş. İmam efendiyi tebrik ediyorum.

 

Namaz sonrası hep birlikte sarıkaya ırmağının kaynağına gittik. Burası o civarda denizin gözü olarak ta biliniyormuş. Aşağılarda suyunu içemediğimiz için üzüldüğümüz ırmağın suyunu kaynağında kana kana içtik. Taşların arasından o kadar suyun çıkmasına hayret ederek oradan da ayrıldık.

 

Öğleden sonra bahçedeki diğer kalan işleri de bitirdikten sonra akşama doğru Gürün’den aldığımız Alabalıkları erik odununun kömüründe güzelce pişirdik ve afiyetle yedik. Balığın getirilmesinde, ateşin yakılmasında ve diğer aşamalarda emeği geçenlere teşekkürler…

 

Bayram yoğun ve bir o kadar da güzel geçti. Bayram dönüşü de benim için oldukça neşeli idi. Sadece neşeli değil bir o kadar da verimli. Dönüş yolculuğundaki bu güzellikleri yaşamama sebep olan Şinasi Önder bey ve Sevgili Eşine teşekkürlerimi sunuyorum.

 

Pazar günü saat 10:00 gibi başlayan memleketten ayrıldık. Saat 11:00 civarında mancınık köyüne, 12:00 gibi de Sivas merkeze ulaştık. Sivas merkezdeki ilk uğrak yerimiz Şinasi Ağabeyin arkadaşı Mehmet Çitil ağabeyler oldu. Kendisi fırıncı olan ve ticaretle uğraşan Mehmet ağabeyimizin bize ikramı meşhur Sivas Etli Pidesi oldu. Ardından yenge hanımın yaptığı mis gibi çay, ikisinden de Allah razı olsun. akşam Sivas’taki dost ve tanıdıklara uğramak için Mehmet abiden izin alarak ayrıldık.

Önce Şinasi ağabeyin amca kızlarına uğradık sonra amca oğlum Sami beyin evine uğradık ve en sonunda Mutuflar olarak ta bilinen ailenin düğününe katıldık. Hüsnü Takcı bey’in oğlunun düğününde o aileden görmediğimiz kimse kalmadı. Hüsnü amcayı, eski reisimiz Lütfullah amcayı, Mustafa amcayı, Sadullah (öğretmen) amcayı, Mehmet Ali amcayı, Yusuf amcayı ve onların oğullarını gördük. Özellikle Yusuf amca ile site üzerine epeyce sohbet ettik. Yaptığımız işleri takdir ettiklerini söyleyerek bizi çok mutlu ettiler. İnşallah çok daha iyi hizmetleri böylesi büyüklerimize layık olabilmek için yapacağız.

 

Pazartesi günü Sivas’tan İstanbul’a doğru yola çıktık. Kayseri Malatya yolu üzerinde olmayıp ta Sivas Yozgat yolu üzerinde olan bir fark hemen insanın dikkatini çekiyor. Sivas Yozgat yolu üzerinde o kadar fazla pınar var ki. O pınarlardan su içe içe yolculuk yaptık. Pınarları yapanlardan Allah razı olsun.

 

Yolculuk sırasında özellikle Yozgat ve ilçelerini, köylerini çok iyi şekilde gözlemledik. Çok sevdik memleketimizin güzel kasaba ve köylerini. Memleketimiz bir başka güzel.

 

Yolculuk sırasında önce patates ve soğan almak için konakladık ardından ise bahçelerden toplanmayıp ta bırakılmış ve çoğu çürümüş karpuz ve kavunlardan topladık. Karpuz tarlasına dağılışımız ve şu iyi, şu çürük şeklinde karpuz seçişimiz resmen ganimet toplama gibiydi. Ayrıca, ilk kez o kadar çok karpuzu bir arada gördüğümüz için hepimiz çok mutlu olduk. Gerçi üretici adına tabi ki hoş bir durum değil, adam kurtarmadığı için tarlada bırakmış ama bizim için güzel bir hatıra oldu. İnşallah en yakın zamanda tarla sahipleri zararlarını kara çevirirler.

 

Evet, dolu dolu bir bayram daha geçirdik Allah’a şükür. Daha nice bayramlara ulaşmak temennisiyle.

 

Bu arada şehit olan güvenlik görevlilerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyorum.

 

Hidayet Takçı

8 Ekim 2008 İstanbul

 | Puan: 10 / 1 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

İsmail TAKCI { 10 Ekim 2008 11:03:16 }
Kardaş, bayramlar memlekette güzel...hayatımda sadece bir bayramım aileden ayrı geçti onuda hiç hatırlamak istemem.

Bu Yılın Ramazan Bayramı benim içinde farklıydı daha anlamlı, daha güzeldi.Güzelleştiren; büyüklerimizi, akrabalarımızı görmemiz onlarla sohbet edebilme imkanımız oldu, ayrıca benim hayatımda önemli bir gelişme oldu; nişan yaptık.

Memlekeket dönüşleri ızdırablı olsa da Şairin Şu sözüyle teselli bularak tekrar gideceğimiz günün hesabını yapıyoruz.''Ne görsem ötesinde hasret çektiğim diyar; kavuşmak nasıl olmaz madem ki ayrılık var.''

Yeni bayramlarda buluşmak duasıyla...

Hoşça kalın.



Mustafa BOĞA { 09 Ekim 2008 13:10:52 }
Saygı değer Hidayet bey,hayat ne garib değilmi.O gün burdaydın,bugün ordasın.İşte yaşamın bizlere sunduğu azizlik,hayat hep böyledir.Kah orda,kah burda;ama zihinde kalan şey ise,tatlı ve acı hatıralar.Yeterki bulduğunla avunmasını ve şükretmesini,gördüğünlede övünmesini bilelim.İşte bu sıla-i rahimdir.Ana babayı,dostu memleketi görmek ve onlarla muhabbet etmek de bir görev ve ibadettir.Hz.peygamber''Yakınları sıla-i rahimde bulunmak;Malda zenginliği,ailede ise sevgiyi artırır,ömrüde uzatır''.Sıla-i rahim,dini bir görev olmanın yanında,toplumsal birde gerekliliktir.Faal hayatın işlerliliğini yitirmemesi konusunda oldukca önemli bir konuma sahiptir.Saygı ve sevgilerimle.Hoşca kal
Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun959 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI