Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

BİZ DEĞİL MİYİZ?

Kategori Kategori: Yazı - Makale | Yorumlar 1 Yorum | Okunma 1394 Okunma | 09 Eylül 2008 12:01:24

Yanından geçen adama ağlamaklı gözlerle baktı çocuk...
"Amca!" dedi."Ne olur amca al şu mendillerden bir tane!..."

BİZ DEĞİL MİYİZ?___(1)

[ Ne olur amca al şu mendillerden bir tane!.. ]

 

Yanından geçen adama ağlamaklı gözlerle baktı çocuk…

“Amca!” dedi. “Ne olur amca al şu mendillerden bir tane!..”

Adam bir an durdu, başını hafifçe çevirip çocuğa baktı. Küçüktü çocuk, çok küçüktü… Hava da soğuktu üstelik. Titriyordu küçük çocuk mendilleri uzatırken… Adam lanet etti içinden. Bu küçücük çocuğu bu yaşta sokaklarda çalıştıranlara lanet etti etmesine ama cebinden çıkardığı 1 lirayı da vermeyi ihmal etmedi. Bir de üstüne “Tamam para vereyim ama mendil istemem.” dedi. Güya iyilik etti ona. Sayesinde çocuk bir mendil daha satacak… Parayı aldı çocuk, gülümsedi ve gitti başka bir adamın yanına…

Biraz önce lanet ettiklerinden biri olduğunun farkında değildi adam. Ona göre yaptığı bir çocuğu mutlu etmekti. Ama bir şeyi atladı  “Çocuklar Parayla Mutlu Olmaz !”

-.-.-.-.-

 

Onları mutlu etmenin çok daha güzel binlerce yolu var. Evet, çocuk parayı alınca gülümser, sevinir. Bilir çünkü onu çalıştırandan biraz daha az dayak yiyecektir. Hangi çocuk istemez koşup oynamayı? O minik ellere dünyanın parasını saysanız, herhangi bir parktaki bir salıncakta yarım saat sallanmanın, bir külah dondurmanın, bir bebeğin, bir topun, hatta yerde bulduğu küçücük bir misketin yaşattığı mutluluğun yarısını yaşatamazsınız.

Hepimiz hayatımızın bir döneminde bu hataya düşmüş, o çocuklardan birine mutlaka para vermişizdir. Demek ki hepimiz suçluyuz. Bizler bu şekilde davranmasak o çocukları kim çalıştırabilir? Yaz, kış, sıcak, soğuk, demeden kim salabilir onları sokağa? Biraz daha dikkatli olalım. Hata yapmaktan çok daha kötü bir şey vardır ki o da aynı hatayı tekrarlamaktır…

Bu çocukların içinde gerçekten ailesinin ihtiyacı olduğu için çalışanlar da vardır mutlaka. Onlara söyleyecek sözüm, bakacak yüzüm yok açıkçası. Diğerlerinin çalıştırılması ne kadar bizim suçumuzsa onların çalışması da en az o kadar bizim suçumuz. Biz değil miyiz komşusu açken tok uyuyamayacak olan; biz değil miyiz birbirini koruyup kollayacak olan; biz değil miyiz  düşeni kaldıracak olan; biz değil miyiz?

 

Peki, yapmamız gerekenlerin ne kadarını hakkıyla yapıyoruz?

 

-.-.-.-.-

 

Yeri gelmişken… :

 

Toplum olarak birbirimizi -gerçek anlamda- sevmeyi; birbirimize –gerçek anlamda- şefkat göstermeyi pek beceremiyoruz. Ama acımak konusunda harikayız diyebilirim. Yeter ki zor durumda birini görelim karşımızda. Hemen tavırlarımız değişir. Seçtiğimiz kelimelerle bile ezeriz onu. O kişinin ne düşüneceğini ya da bir gün bizim de o durumda olmayacağımızın bir garantisi olmadığını hiç düşünmeyiz. Yılda bir mübarek Ramazan gelir. Yükleriz kamyona et, ekmek ne varsa dururuz bir mahallenin köşesinde. “Yardım yapacağım!” diye bangır bangır bağırırız. O bağırtıyla toplananların üstüne saçarız getirdiklerimizi. Düğünlerde piste çıkıp para saçan sonradan görmeler gibi… Oh ne ala bir yıl sırtımız yere gelmez artık. Bizden iyi Müslüman yoktur. Bu yıl da doyurduk garipleri…

Yazıktır… Günahtır…

Biz böyle mi olmalıyız? Gerçek ihtiyaç sahipleri oraya gelmeye bile utanır kaldı ki saçılanları kapmak için birilerini ezsin… Böyle yardım olmaz. Olmamalı… Şimdi söyleyeceklerimi bu şekilde yardım yaptığını sanan herkes üstüne alınabilir.

Siz kim oluyorsunuz da o insanları küçümsüyorsunuz? Kusura bakmayın ama sonradan görmenin en önde gidenisiniz bana göre. Üstüne üstlük bir de basına haber verecek kadar acizsiniz. Ne olacak? Akşam televizyonda sizin saçtığınız şeyler için birbirini ezenleri görüp “Çok şükür bu yıl da yardımımızı yaptık” mı diyeceksiniz? Kendinizi kandırdığınızın farkında değil misiniz? İnsan nasıl bu kadar aymazlık içinde olur? Ne olur dönüp bir kendinize bakın. Sonra da insanlığa en büyük örnek olan, Peygamberimiz Hz. Muhammed(SAV)’ e bir bakın. Hala yaptığınızı doğru buluyorsanız siz bilirsiniz…

 

-.-.-.-.-

 

Bizler olmamız gerektiği gibi olmadığımız için bu minicik elli küçük çocuklar sokaklarda çalışıyor, çalıştırılıyor.

O minik elin uzattığı 1 liralık mendili 5 liraya alan bayan; kırmızı ışıkta aracının camını sildirdikten sonra şöyle iyi bir bahşiş verip bir de dalga geçer gibi çocuğun kafasına vurup “kerata seni” diye güya sevimlilik yapan şoför bey ve daha niceleri…

Artık yeter! Siz o an ya da en fazla o gün için vicdanınızı rahatlatacaksınız diye daha kaç çocuğun hayatı kararmalı? Hiç mi düşünmüyorsunuz acaba o çocuk yarın ne yapacak? Ama yok yok ne gerek var. Yormayın güzel beyninizi böyle sıkıcı şeylerle. Nasıl olsa sizin gibi vicdanlı biri daha vardır. İnsanlık öldü mü? Böyle davranmaya devam ederken arada bir şunu da hatırlayın: O çocuğun yerinde bir gün sizin çocuğunuz da olabilir. Çocuğunuz o durumda olsa ne yapardınız? Ona sadece o gün için para verip geçer miydiniz? Tabi ki hayır!

O halde neden kendi çocuklarımıza layık görmeyeceğimiz bir şeyi başkalarının çocukları yaşarken hiçbir şey yapmıyoruz? Üstelik onlara verdiğimiz her kuruşla geleceklerini biraz daha karartıyoruz. Sizce de bazı şeyleri -gerçekten-  düşünmenin ve düşündüklerimizi uygulamanın vakti gelmedi mi?

 

-.-.-.-.-

 

Yanından geçen kadına ağlamaklı gözlerle baktı çocuk…

“Teyze!”dedi “Ne olur teyze al şu mendillerden bir tane!”

Kadın bir an durdu başını hafifçe çevirip çocuğa baktı. Küçüktü çocuk, çok küçüktü… Hava da soğuktu üstelik. Titriyordu küçük çocuk mendilleri uzatırken… Kadın cüzdanından çıkardığı parayı titreyen minik avuca bırakırken lanet etti içinden. Bu küçücük çocuğu bu yaşta sokaklarda çalıştıranlara lanet etti.

Onlardan birinin de kendi olduğunu düşünemedi…

 

                                                                                                                    

                                                                                                                           Ayşegül ERGİN

                                                                                                                               Eylül / 2008

 

 

“Ailecek paylaşılan sıcacık bir pidenin; uzattığımız şekeri minik elleriyle alırken bize gülümseyen bir çift gözün; ufacık bir yardımın ardından, ihtiyar dudaklardan bizim için dökülen duaların; soluduğumuz havanın, içtiğimiz suyun, kısacası en küçüğünden en büyüğüne kadar bize sunulan tüm nimetlerin kıymetini bilip şükrederek dolu dolu geçireceğimiz muhteşem bir Ramazan dileğiyle…

Hepinize sağlıklı, güzel günler diliyorum…”

 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

Emrullah TOPRAK { 09 Eylül 2008 16:34:42 }
Ayşegül Hanım, önemli bir konuya temas etmişsiniz. Bir yanda çalıştırılan, sömürülen çocuklar bir yanda fakirin gözüne çaka çaka yapılan yardımlar. Kimseler görmeden sessizce kapılara bırakılan, incitmeden yapılan yardımlar geçmişte kaldı artık. Yaşanılanlardan sadece fakirler incinmiyor, vicdan sahibi herkes inciniyor. Tıpkı şairin dediği gibi:

Gökteki yıldızlar kadar sayısız
Ah yurdumun kimsesiz ve yoksul çocukları
Anladım farkınız yok koparılmış başaktan!
Alın bu gözleri benden, alın bu yüreği artık
Utanıyorum yaşamaktan.

Dileriz ki yardımlar reklama, gösterişe dönüşmeden yapılsın, dileriz ki bir gün yardıma muhtaç çocuk kalmasın. Eline gönlüne sağlık Ayşegül Hanım.
Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun456 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI