GÖKPINAR Zamana Hapsolmayacak!!!
Kategori: Yazı - Makale |
1 Yorum |
2167 Okunma | 27 Ağustos 2008 21:40:13

Ayşegül Hanıma Teşekkürler...

“GÖKPINAR Zamana Hapsolmayacak!!!” ___[ Tabi İzin Verirsek!!! ]___
Bazı konular vardır ki bu konularda tek bir kişi veya kurumun iyi şeyler yapmak için çabalaması yeterli değildir. Herkes o konuyu önemsemeli ve üzerine düşen görevi mutlaka yerine getirmelidir. İşte çevre temizliği ve düzeni de bu özelliğe sahip en önemli konulardan biri.
Her ne kadar önemsenmese de toplum olarak en çok ihmal ettiğimiz konu çevre temizliği. Bu konuda hemen her gün yeni şeyler okuyoruz ama nedense değişen hiçbir şey yok. Hala eline geçen her şeyi hiç vicdan azabı duymadan sokağa atan, otobanda kül tablasını boşaltan, hatta daha ileri gidip poşete biriktirdiği çöpleri otomobil hareket halindeyken camdan fırlatan, önüne gelen her yeri tükürük hokkası sanan tipler olduğuna göre, demek ki yazılanlar yeterli değil; yazmak yeterli değil…
Yazık ki doğa harikası diye övündüğümüz Gökpınarımız da bu tip insanlar yüzünden her geçen gün daha çok kirleniyor. Hiç kimse kendini sorumlu tutmuyor. Kimse kirletmediğine göre demek ki doğa intihar ediyor. Böyle şey olur mu? Size son gidişimde yaşadığım bir olayı anlatayım. Birkaç tanıdığı da yanımıza alıp gittiğimiz Gökpınar’ dan dönmeye karar verince kuzenlerimle birlikte etraftaki çöpleri toplamaya başladık ki her canımız istediğinde gidip dinlenebileceğimiz güzel bir yer olsun. Bu arada ben bir yandan da çevreyle ilgili sitem etmeye başladım. Bir ara şöyle bir cümle kurdum: “Hem bu kadar güzel bir yeri bu kadar berbat bir hale getirip hem de sürekli hizmet bekleyen anlayışa hayranım. Ne yüzle ha bire o da olsun bu da olsun diyebiliyorlar?”. Aslında ben kendi kendime konuşuyordum ama ne hikmetse biraz önce çocuklarının yere attığı dondurma paketlerini hatta kendi düşürdüğü peçeteleri bile tenezzül edip almayan bir anne bana aynen şöyle dedi: “Birileri kirletiyorsa bizim günahımız ne? Biz tabi ki hizmeti hak ediyoruz.” Bu durumda siz ne yapardınız bilmiyorum ama ben sadece gülümsedim ve içimden: “Sen de senin gibiler de hiçbir hizmeti hak etmiyorsunuz.” dedim. Aslında söz konusu kişiyi uyarmam gerekirdi ama o an sert bir uyarıyla ters tepki almaktansa susmayı tercih ettim. Eğer bir insanı her hangi bir konuda uyarmak istiyorsanız bunu saygı ve nezaketle yapmalı, yapamıyorsanız susmalısınız. Anlayacak insan için bu yeterlidir. Bu kişinin annelik özelliğini de belirttim; çünkü annelik önemli bir özelliktir. Anne çocuğa en büyük örnektir ki böyle bir annenin yetiştirdiği çocukta da buna benzer bir davranış görülmesi kaçınılmazdır. Bu sadece küçük bir örnek. Kim bilir bu kafa yapısına sahip daha kaç insan var. İş işten geçmeden bu gidişe hep birlikte dur demeliyiz. Her ne kadar etkisi çok küçük olsa da kişisel uyarılarımıza devam etmeliyiz. Ancak kişisel uyarı tek başına yeterli değil. Mutlaka yetkili kurumlar tarafından caydırıcı cezalar uygulanmalı diye düşünüyorum. Bilmiyorum haksız mıyım ama caydırıcı ceza da öyle “ Buraya çöp atmanın cezası 500 YTL dir.” şeklinde sadece pankart üzerinde kalıp uyarıya dönüşen değil de 20 YTL de olsa hata her tekrar edildiğinde uygulanan türden olmalı ki olumlu sonuç alınabilsin.
Yazının üstündeki fotoğraf 7 Ağustos 2008 tarihinde Gökpınar Gölü’nün kenarında yakalanmış karelerden oluşturulmuştur. İnşallah en kısa zamanda bu soruna etkili bir çözüm bulunur. Bu konuda herkesin yapabileceği bir şey var. Bizler bireysel olarak üzerimize düşeni yapacağız; etraftaki tüm masaları ziyaretçilere kiralayan işletme, kurum olarak üzerine düşeni yapacak; Gökpınar’la ilgili gerçekten önemli ve güzel bir projenin temelini atan Kaymakamlığımız ve Belediye Başkanlığımız da özellikle caydırıcılık konusunda üzerlerine düşeni yapacaklar ki bu proje tamamlanabilsin.
Eğer bu proje başarıyla tamamlanırsa ki umarım olur; Gürün, turizmde bir adım daha ileri gidecek. Memleketinin ilerlemesini kim istemez? Fakat başta da söylediğim gibi bazı konularda birlik olmak gerekiyor. İnşallah proje tamamlandığında Gökpınar ve çevresi çok daha temiz ve güzel olur ve umarım o zaman bu doğa harikasını çevre bilincine sahip insanlar ziyaret eder. Zaten bu bilinçsizlik devam ederse büyük ihtimalle proje tamamlandığında Gökpınar, Gökpınarlıktan çıkmış olacak. İnşallah bu ihtimal hiçbir zaman gerçekleşmez. Tüm olumsuzluklara rağmen bu projeyle Gürünümüzün önemli bir eksiğinin büyük ölçüde kapanacağına ve Gökpınarın bu muhteşem güzelliğini hep koruyacağına inanıyor; projenin fikir aşamasından uygulama ve sonuç aşamasına kadar hangi alanında olursa olsun emeği geçen ve geçecek olan herkesi yürekten kutluyorum.
Biraz canınızı sıktım özür dilerim. Ama bazı konulardan sıkıcı da olsa bahsedilmeli diye düşünüyorum. Başta kötü bir fotoğraf ekledim. Sona da güzelini ekleyeyim. “Her gecenin bir sabahı vardır.” derler ya, bence umudun bitmemesi için söylenmiş en güzel sözlerden biridir. Ne mutlu ki elimizdeki değeri kurtarabilmek için hala fırsatımız var ve içimde bu fırsatı en iyi şekilde değerlendireceğimize dair büyük bir umut...
Hepinize sağlıklı, güzel günler diliyorum…
Saygılar…
Ayşegül ERGİN
Ağustos / 20008

|
Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy |
Yazdır
Yorumlar
Sevgili yeğenim, çevre konusu gerçekten çok önemli bir konu. Son yıllarda tüm dünyanın gündemine oturan ve herkesi kara kara düşündüren bir konu. Zira önce kainattaki dengeyi kendi ellerimizle bozduk. Ve neticesinde gördük ki dünya yaşanmaz bir hale gelmiş. Şimdi ise düzeltmeye çalışıyoruz. Ama hala çoğumuz işin vahametini kavrayabilmiş değiliz.
Çevre, tüm insanlığın istifadesine sunulan bir emanettir. Ve sadece insanlara ait olan yer değildir. Bu dünya aynı zamanda diğer canlıların da yurdudur. Dolayısıyla insan diğer varlıklara karşıda sorumludur, çevreyi korumakla mükellef bir emanetçidir. Zira insan eşrefi mahluktur ve kainatta her şey onun eline verilmiştir.
Çevreyi hızla kirletmemizin neticesinde insan, hayvan ve bitki sağlığı büyük bir tehdit altına girmiş, insan ölümlerinin yanında hayvan ve bitki türleri de hızlı bir şekilde yok olmaya başlamıştır. Artık çevre kirliliği “küresel” bir boyut kazanmıştır.
Toprağa atılan bir plastik, cam vs. yüzlerce sene yok olmadan kalabilmektedir. Kimyasal atıklar, yanlış ve aşırı gübreleme ve ilaçlama toprağı kirletmekte ve tüm canlıların hayatını tehdit etmektedir. Ekosistem yok olmaktadır.Diğer taraftan ormanlık alanlar yok edilirken hava kirliliği artmakta ve buna bağlı olarak yeni yeni hastalıklar ortaya çıkmaktadır.
Özellikle gelişmiş ülkeler eliyle atmosfere salınan karbondioksit ile küresel ısınma meydana gelmekte, ve dünya hızla yok olmaya doğru gitmektedir.
Yüce dinimizde ibadetin birinci şartı temizliktir. Ve temizlik “imandan bir cüz’dür”. Bu temizlik insan bedeni ile beraber tüm çevreyi kapsamaktadır. Çevre yani tüm dünya Müslüman için bir mescit hükmündedir. O halde mescitleri temiz tutmak Müslüman’ın şiarıdır.İslam da insanların kullandıkları yolları, dinlenme yerlerini, ağaç altlarını, suları temiz tutmak, kirletmemek emredilmiş ve “yollardan insanlara zarar veren bir taşı, dikeni kaldırmanın imanın en zayıf noktası “olduğu söylenmiştir.Dolayısıyla “çevreyi kirletmekte” direk imanla ilgili bir konudur.
Toprakta, suda, tüm çevrede diğer canlılarında hakları vardır. O zaman Müslüman çevreye zarar veremez, hor ve hakir kullanamaz, israf edemez. Zarar verildiğinde diğer canlılarında haklarına tecavüz edilmiş olur ki bu canlıların haklarından da hesaba çekilmeyecek miyiz?.
Peygamberimiz(as); “Kıyamet koparken sizden birinizin elinde bir hurma dalı bulunurda, kıyamet kopmadan dikmeye gücü yeterse mutlaka onu diksin” buyurmuştur. Bundan daha güzel bir çevre bilinci olamaz. Kıyametin dehşetinde bile çevreyi düşünme bilinci. Bu aslında konunun önemini de çok güzel ifade eden bir hadis. Demek ki Müslüman çevresine lakayt kalmamalı ve işi çok ciddiye almalıdır.Müslüman çevrenin dostu ve çevre ile bütünleşmiş ve uyumlu bir insandır asla onu tahrip edemez.
Bu iş, yaratılan tüm mahlukatı sevmeden olmaz. Bunun için ise kalplerin düzelmesi ve seven kalplere sahip olunması gerekmektedir. Allah’ın koyduğu ölçülere dönmeliyiz. Bence önce kalplerimizi temizlemeliyiz. Kalbi temiz olmayanlarda insan ve mahlukat sevgisi olamayacağı gibi çevreyi temiz tutma bilinci de oluşmaz. Çevreyi kirletenin kalbide kirlidir.Kalbini kirleten çevreyi hadi haydi kirletir. Bu noktada ceza da çözüm değildir. Çözüm kalbi temizlemektir.
Diğer Sayfalar: 1.
Yorum Yazın