Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

GURBET

Kategori Kategori: Yazı - Makale | Yorumlar 4 Yorum | Okunma 1797 Okunma | 27 Ağustos 2008 14:04:59

Yunus Beye Teşekkürler...

GURBET

Gerçeğimiz, özümüz…

Vuslata göre hep gurbette olmadık mı? Kavuşma hissiyle hep yanıp tutuşmadık mı?

Bu, böyledir aslında; farkında olmasak ta.

Gurbet, her daim yaşanılan bir “hal”dir.

Özellikle Anadolu insanına hiç te yabancı değildir. Bizim kadar bu duygularla hemhal olmuş başka bir millet var mıdır, bilmiyorum. Tabi gurbet deyince ilk akla gelen ayrılıklardır; eşten, dosttan, anıların yaşandığı mekânlardan. Gurbet duygularıyla yanıp tutuşan birisiyle konuştuğunuzda hemen çocukluk yıllarına dönecek, o bir daha yaşanması mümkün olmayan dönemleri masalsı bir anlatımla yâd edecektir. Oysa yokluk vardır, sıkıntı vardır ama olsun. İşte şu kuru bayır, şu çimenlik, şu küçük bahçe gözünde tüter.

Kadınlarımız… Yar yolları bekledirler aylarca hatta senelerce. Şarkılara, türkülere döktüler hasretlerini. Karlı, dumanlı dağlar, uzayıp giden yollar ve tren evet kara tren ne çok hatırlattı gurbeti. Gözler hep karşı tepe eteğindeki yolu gözledi. Bir gün ama bir gün elbette yar çıkıp gelecek ve hasret bitecekti. Öyle ki bu bekleyişlerin beyhude olduğu vefasızlıkları da yaşadı kadınlarımız. Ancak yine de sevgisine toz kondurmadı. Tabi memleket, çoluk-çocuk özlemi ile yanıp tutuşan ve bulunduğu mekânlara bir türlü alışamamış olanlara haksızlık etmeyelim. Onları da yazdıkları mektuplardan anlayabiliriz.  Hani şu bize öğretilen kurallara uygun olarak yazılmamış, uzunca bir selam ve hürmet bahsiyle başlayan mektuplardan…

 

Gurbet deyince mektuplardan bahsetmeden geçemeyiz tabiî ki. Her kelimesi özlem hissi taşıyan, heyecan, duygu yüklü mektuplar. Bir de içinden çıkan siyah-beyaz fotoğraf… Sonraları büyütülüp duvarları süsleyen, garipliğin, özellikle bakışlara yansıdığı fotoğraf… Arkasında bir dörtlük bulunur, gurbetin çekilemez olduğu üzerine ve sonra tarih düşülür.

Evet, sevgili dostlar bir de insanın kendi iç dünyasında yaşadığı ve bir türlü vuslata dönüştüremediği gurbet vardır. Belki daha da acı ve elem verici olan budur. Gel gitler, gerilimler… Nedense yapıp etmelerin hiçi biri tam değildir. Bir yerlerde eksiklikler, doğru gitmeyen bir şeyler vardır. Sürekli sorgular, hatta kendini hiçler ancak huzuru bulamaz bir türlü. Buna rağmen hep bir ümit vardır içinde; bir gün ama bir gün mutlaka bu çelişkiler bitecek ve istediği gibi istendiği gibi olacaktır. Heyhat, zaman geçer bir bakar ki saçında, sakalında beyazlar sökün etmiş, ancak ruhunda yaşadığı gurbet bir türlü sona ermemiş. Ne yapmalı, nasıl etmeli, bir mürşide baş mı koymalı? Olamaz mı, bireysel irade bu zorlu sınavı başaramaz mı? Sorular cevabını bulamaz mı, nefis dizginlenip hedefe doğrultulamaz mı?

 

Okuma, okuma ama sürekli okuma. Niçin? Beyni tırmalayan, gönlü yaralayan sorulara cevap bulmak için. İyi de bunun bir sonu yok mu, geçen zaman cevaplara şahitlik etmeyecek mi? Ne oldu? İçinde beslediğin sonsuz sevginin karşılığını mı bulamadın? Ah şu insanlar, neden seni anlayamazlar ki… Nasıl da boş bir hülya içinde yüzüp gidiyorlar. Oysa gerçek burada, hemen yakınımızda. Öyle de sendeki sorun ne? Sen nereye gidiyorsun?  Kendine ne kadar yakınsın? Sorular, sorular…

 

Yoksa Yunus gibi mi yapmalı; gönül sazına dokunup aşka mı sarılmalı. O, ruhunda esen fırtınaları böylelikle dindirmemiş miydi?  Sahi gerçek yoksa bu kadar yakın mı, öyleyse neden bu gurbet? Çok mu meşakkatli, dayanamaz, götüremez mi insan, kendi nefsine anlatamaz mı bütün bunları?

Ah nefis, keşke elimde asker olsaydın,

Bak, hala gurbetteyim.

 

Yunus EMRE Avcılar/İSTANBUL

 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

İsmail TAKCI { 28 Ağustos 2008 15:41:27 }
''Ne görsem ötesinde hasret çektiğim diyar; kavuşmak nasıl olmaz madem ki ayrılık var.'' Gurbetin belkide en güzel anı kavuşmak, özlediğine hasret çektiğine kavuşmak; İnsan sevdiğini özler sevdiğinin farkına varır ayrılıklar kimi zaman değerlerin farkına varmaktır.Gurbetin acısı kavuşmanın hazzıyla,sevinciyle heyecanıyla diner.

Memleketin taşı toprağı özlenir gurbette, farkında olmadıkların önemsiz gördüklerin gözünde tüter ne çok güzelliğe sahib oduğumuzu farkederiz.

Gurbeti yaşamak acı, meyvesi tatlı ...

Gurbettekilere selam olsun.
Hidayet Takçı { 28 Ağustos 2008 10:17:24 }
Gurbet ne acı şey, kendimizi kandıra kandıra yaşıyoruz buralarda, bir gün döneceğiz ümidi bizi ayakta tutuyor. Hadi gündüzler bir türlü ama geceler gurbeti daha bir zorlaştırıyor, hadi sağlık bir türlü ama hastalıklar gurbeti daha bir zorlaştırıyor. Ne diyelim Allah sabrını versin. Bu güzel yazıdan dolayı Yunus abiye teşekkür ediyorum.
Mustafa BOĞA { 28 Ağustos 2008 09:48:40 }
Evet kardeşim,Bu kasabanın kaderi bu GURBET.Doğan her çocuğumuz önce bu kelimeyle tanışırlar,ve büyüyünce bu gurbetten hiçmi hiç korkmazlar.Gurbet denince,kardeşimin,yiğidimin,sevdiğimin,emin olduğumun,senin,benim olmadığım yerdir...gurbet denince,karnım doysada,ruhumun ac kaldığı,kulaklarımın hoş tanıdık ses aradığı,gece yastığa baş koyduğumuzda,sabah uyandığımızda mutlu olmadığımız herhengi bir yer demeliyiz.VATAN deyincede,selalar verilince döndüğümüz yer demeliz...Gurbet ellerde hayatından ve geleceğinden emin,mutlu günler dileğiyle.Selamlar
Emrullah TOPRAK { 27 Ağustos 2008 17:07:29 }
Yunus Abi eline gönlüne sağlık. Gurbet ne çok kelime barındırıyor içinde, ne dertler anlatıyor bize meğer. Ayrılık, mektup, ana, yar, sıla. Deştikçe deşiliyor, sonra kendi içimizdeki gurbeti keşfediyoruz. Galiba insanoğlunun dünyaya sürgün edilişiyle başlamış asıl gurbet. Ta ki Yunus gönüllülerin hakiki vuslata erişmesine dek. Teşekkürler Yunus Abi.
Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun282 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI