Ebubekir Beye Teşekkürler...
AR DAMARI
Utanma duygusu(ar) her insanda fıtri olarak vardır. Her insanın bir ar damarı vardır ve bu damar insanın yaratılışında Yüce Yaratıcı’nın insana giydirdiği onurlu ve edepli bir hayatın şifresidir. Resulullah(as):”Her bir dinin kendine has bir ahlakı vardır. İslam’ın ahlakı hayadır” buyurarak Müslüman’ın en önemli vasıflarından birisinin haya olduğunu beyan etmektedir.
Her insanda başkasına gösterilmesi haram sayılan yerler(avret) vardır. Ecdadımızın kadınlara avrat demeleri aslında bu hikmete istinaden söylenmiş gayet yerinde bir sözdür. Ama bu gün bu söz de bir kabalık olarak algılanmaktadır.
Rahmetli Necip Fazıl Üstad;” Bu gidişle, utanmaktan utanan bir nesil gelecek” demişti. Galiba böyle bir nesil geldi..Bizler kendi kültürümüzden ve inançlarımızdan hızla uzaklaşıp batı medeniyetine hayranlık duyarken güzel şeylerden çok zararlıları alarak aradaki mesafeyi çabucak kapattık. Artık açılmak saçılmak zor olmuyor, yüzler kızarmıyor. Utanma duyguları yok edilmiş. Hayâ perdeleri yırtılmış, öyle olmasaydı yüzler kızarırdı.
Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki mahremiyet perdelerinin açılması modernlik sayılıyor. En mahrem yerler kolayca açılabildiği gibi en mahrem konularda rahatlıkla başkalarıyla paylaşılabiliyor. Hem öyle bir anlatılıyor ki yapılan hayâsızlıklar güzel bir şeymiş gibi insanları özendirici bir şekle sokuluyor. Birileri batının edepsizliğine özenip onları taklit etmeyi çağdaşlık, ilericilik zannediyorlar. Bu aslında çağ dışılık ve yobazlıktan başka bir şey değildir. Mevlana Celaleddin-i Rumi(ks) hz.leri:” İnsanlarla hayvanlar arasındaki farkın haya olduğunu” söylüyor. Üzerindeki “haya süsü”nü yok edenlerin insanlıktan sıyrılıp hayvandan da daha aşağılara düşmesinin neresi erdemdir, fazilettir? Bu tam bir rezalettir, insanlığa ihanettir.Eğer çıplaklık ve hayasızlık modernlik ise hayvanlardan ve Afrika’nın yerlilerinden daha ileride kimse olamaz.
Özellikle tv.lerdeki magazin, yarışma programları ve dizilerdeki hayvani ve şehvani esprilerle insanımız bu hayasızlıklara yavaş yavaş alıştırılıyor. Bir süre sonra da olağan şeylermiş gibi kabul edilir hale geliyor. Bizler ise işi bir komedi olarak algılayarak gülüp geçiyoruz. Ne acı ki bunlar bizleri güldürürken ülkeyi fesada sokuyor. Günah kavramı yok edilmeye çalışılıyor. Aslında birileri kendi nefislerine ve şeytana olan kölelikleriyle yaptıkları yanlış şeylere başkalarını da ortak ederek rahatlamak istiyorlar.
Hayâ edilmeye en çok layık olan Allah(cc)’tır. Mümin önce Allah’tan hayâ eder, utanır. Allah’tan ve insanlardan hayâ etmeyenlerin yapamayacakları şey yoktur. Hayâ duyguları yok olarak en gizli mahremiyetlerinin ortalığa dökülüp saçılmasından ve konuşulmasından üzüntü duymayan, utanmayan aksine zevk alanların ar damarı çatlamıştır.
Müfessirler, şeytanın Hz. Âdem(as) ile Hz. Havva’yı kandırması olayından bahseden A’raf suresini tefsir ederken asıl maksadının yasaklanan ağacın meyvesini yedirmek suretiyle avret mahallerinin açılmasını ve buna bağlı olarak da günah işleme potansiyellerini açığa çıkarmak olarak açıklamışlar. Demek ki hayasızlık şeytanın işidir. O insanı haramlara meylettirmekle nihayetinde ar damarının çatlamasına sebep olmakta ve kendisine itaatle artık her türlü kötülüğü yapar hale getirmektedir.
Hayasızlık bulaşıcı bir virüs gibidir. Toplumu hızla sararak felakete sürüklemektedir. Hayâsı olmayan için hiçbir ölçü kalmaz. O her istediğini rahatlıkla yapar. Onun için kanun, hak, hukuk, ahlak önemli değildir. Ar damarının çatlaması sadece hayâ ile ilgili değildir. Toplum içindeki her türlü yolsuzluk, hırsızlık ve ahlaka aykırı her şeyin sebebi de yine ar damarının çatlamasıdır. Keyf için adam öldüren, vuran, kıran kimsenin fay hattı kırılmıştır.
Allah’tan ve insanlardan hakkıyla haya edenlerin başında peygamberler ve Allah dostları gelmektedir..Ebu Saidi-l Hudri(ra) anlatıyor: “Resulullah çadırdaki bakire kızdan daha çok haya sahibi idi. Hoşlanmadığı bir şey görmüşse biz bunu yüzünden hemen anlardık” Allah Resulü bir hadislerinde ise” eğer mümkün olsaydı azalarımı elbiselerimden bile gizlerdim” buyurarak kendilerindeki hayanın büyüklüğünü ortaya koymaktadır.
Yusuf(as)a yaklaşmayı arzu eden Hz. Züleyha odadaki putun üzerini örttüğünde neden böyle yaptığı sorulunca “puttan utandığım için” demiştir. Yusuf(as) ise “sen sahte olan ilahından haya ediyorsun, ya ben Rabbimden nasıl utanmam? diye cevap verir.
İçeri girdiği zaman Allah Resulü’nün toparlandığı, meleklerin kendisinden haya ettiği haya timsali Hz. Osman(ra)…Banyodan çıkıp giyininceye kadar Allah’a olan hayalarından dolayı iki büklüm olan, peştamalsız yıkanmaktansa defalarca ölüp dirilmeyi daha hayırlı bulan sahabeler. Yine Allah’a olan hayalarından dolayı ömürleri boyunca ayaklarını uzatarak oturmayan ve yatmayan, her hallerinde edeplerini muhafaza eden Allah dostları… Bizler onlardan ne kadar da uzağız!..
Ya tüm perdeleri açanlara nazar ederek onlara iltifat edilmeseydi bu hayâsızlıklar bu kadar artar mıydı sorusunu sorduğumuzda burada erkeklerin payının ne kadar büyük olduğunu anlayabiliriz. Hayâsızlıkta kadın ve erkek ayırımı yoktur. Ama ne gariptir ki kadın yaparsa çok kötü, erkek yaparsa bazen övünç kaynağı bile olabilir. Oysa Rahmet Peygamberi(as): “Siz iffetli olursanız, kadınlarınızda iffetli olur” buyurarak bu konuda erkeklerin sorumluluğunun boyutunu ifade etmektedir. Acaba şöhret ve servet uğruna haya perdelerini yırtıp atanları izlerken bizim gözümüz mü yoksa yüzümüz mü kızarıyor? Ne dersiniz?
Peygamberimiz; “Haya on kısımdır, dokuzu kadında biri erkektedir” buyurmuştur.Allah kadını daha hayalı ve iffetli yaratmıştır. Hayayı korumada kadın daha güçlüdür ve erkeğe nazaran hayasızlığa sapması çok daha zordur. Bu nedenle de eğer kadında haya duyguları zayıflarsa o toplum çok çabuk çöker. “Haya güzeldir, fakat kadında daha güzeldir” buyuruyor Allah Resulü. Demek ki toplumun ayakta kalması için kadının ayakta kalması çok önemlidir.
Kim ne derse desin, insanın utancından dolayı yüzünün kızarması ne güzel bir şey. Çünkü bu hayat emaresidir. Bu insanın manen ölmediğinin belirtisidir. Zira utanınca hayat membaı olan kan insanın yüzüne hücum eder. Yüzlerimiz, yüz kızartıcı suçlardan değil de Allah’tan ve insanlardan utanma duygularıyla kızarsın..
Ar damarı çatlayanların aile yapımıza soktukları bu virüse karşı “Zinaya yaklaşmayın” emr-i ilahisi ile zinaya götüren yollar ve kanallar kendi nefislerimize ve şeytana meydan okuyarak tıkanmalıdır. Bunun için örtü ne güzel bir muhafızdır. Gözleri harama bakmaktan korumak koruluğa yaklaşmamaktır. En güzeli “takva elbisesi”ni giyerek açıkta ve gizlide her türlü ayıbı terk etmektir. Bu müminin izzetidir.
Utanmak kusur olmuş
Gönüller nasır olmuş
Ar, namus, hayâ ne ki?
Yirminci asır olmuş
İnsanlık azmış gider
İzzetini terk eder
Mahremin adı dursun
Açılmış hep perdeler
Çatlamış ar damarı
İmanadır zararı
İnsanı hayvan eder
Hayvani arzuları
Başımıza taş yağar
Nice gazaba uğrar
Hayâsızca yaşamak
Hangi kitaba sığar
Kalp siyah siret siyah
Her yanı sarmış günah
Sen cürmümü faş etme
Settarü’l Uyub Allah
Örtünmek örter pisi
Hayâ herkesin süsü
Hakk’a dost olanların
Takvadır elbisesi
Rahmet Ozan vah sana
Yüz verirsin şeytana
Hangi yüzle varırsın
Rabbi’nin huzuruna
sevgili kardeşim eline diline sağlık.Gerçekten toplumumuzun kanayan en büyük yarasına dikkat çekmişsin.İffet ve haya,utanma duygusuyle beraber çalışır.topluma baktığımızda,utanma,arlanma duygusu,temizliğin işareti olan iffeti bulmak bir hayli zorlaşmıştır.Ar damarı çatlamış olmak,tehlikelidir.Çünki allah'dan korkmayan,kuldan utanmıyan,her türlü kötülüğü rahatlıkla yapabilir.hayadan mahrum kişi arlanmaz,utanmaz.Hz.peygamber(S.A.S)''Haya,imanın nizamıdır.Bir şeyin nizamı bozulunca parçaları darmadağın olur.Her dinin bir ahlakı vardır.islam'ın ahlakıda hayadır.''buyuruyor.Haya yoksa imanda tehlikeye girmiştir.Saygı ve sevgilerimi sunuyorum.Hoşça kal