Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

Bu Gördüğüm Bizim Camii mi?

Kategori Kategori: Yazı - Makale | Yorumlar 4 Yorum | Okunma 2843 Okunma | Yazar Yazan: emrullah | 27 Aralık 2006 23:19:11

Nerede olursak olalım, doğup büyüdüğümüz toprakların özlemi hep içimizde yaşar.

Bu Gördüğüm Bizim Camii mi?
  
   Nerede olursak olalım, doğup büyüdüğümüz toprakların özlemi hep içimizde yaşar. Bazen de bu özlemi, yer, şahıs ve zaman göstererek anlatır veya kâğıda dökeriz. Ancak dönüp baktığımızda, anlattığımız mekânların, bizimle beraber değişime uğramış, hatta yozlaşmış, sıradanlaşmış olduğunu görürüz. Zamana şahitlik eden bu mekânları kendi ellerimizle tahrip etmekteyiz. Bu tahribattan ne yazık ki camilerimiz de nasibini almaktadır.
  
   Çocukluk yıllarımızın zihnimizde en çok yer eden resimlerinden biri de Aşağı Suçatı’daki Yeşilyurt Camii idi. Kâbe-i Muazzamayı andıran kara taşlardan örülü kübik yapısıyla özgün bir görünümü vardı. O yıllarda kardeşimle Caminin altındaki bahçemize giderken siyah duvardaki kertenkeleleri görür, hareketsiz duruşlarından anlam çıkarmaya çalışarak, namaza durduklarını düşünürdük. 1960’lı yıllarda inşa edilmiş olan camiinin bugün artık orijinal yapısından bir hayli uzaklaştırıldığını görüyoruz. Camimizin yıllardır süren bu değişim serüvenini şöyle bir hatırlamaya çalıştım. Kendi kendime, keşke camii ilk haliyle kalsaydı dedim.
  
   Önce siyah taş duvarlar sıvanarak betonun arkasına hapsedildi. Sonra üstüne beyaz badana çekilerek adeta geçmişle gelecek arası perdelendi. Teknik açıdan da, bu işin yapıyı sağlamlaştırdığı düşüncesine katılmıyorum. Zira, yapının duvarları bir hayli kalın ve duvarı oluşturan siyah taşların, güneşten yada nemden etkilenmeyen çok sağlam bir özelliğe sahip olduğu bilinmekteydi. Hatta bu bilgiyi kasabamızda yetişmiş, değerli inşaat ustalarından ben de duymuştum. Daha sonraları camiinin girişine iki büyük oda, ardından odalara üst katlar yapıldı. Bununla da yetinilmedi, yine girişe (hiç yer yokmuş gibi) estetikten yoksun bir şadırvan yamandı. Daha da kötüsü onun altına, fosseptik çukuru caminin temeline akan bir tuvalet gömüldü. Böylece camii önündeki küçük meydan tamamen yok oldu. Ardından, camiinin içine pvc den bir bölme yapıldı. Kasabamıza en son gittiğimde de gördüm ki girişe, yola paralel, camiye çapraz, muska biçiminde, yine pvc den ayakkabılık niyetine bir bölüm yapılmış. İçeride kalan cümle kapısı bu kez tamamen yok olmuş. Son haliyle saydım, camiye eklenmiş veya içinde oluşturulmuş tam sekiz bölüm vardı.
  
   Hülasa, kasabamızın merkezi konumundaki Yeşilyurt Camii,  manasına uygun tek merkezli yapısını kaybetmiş, labirenti andıran bir görünüme bürünmüştür. Bunları yaptıran kişilerin yada kurumların art niyetli olduklarını düşünmüyorum. Ama ne yazık ki, kaş yapayım derken göz çıkarılmıştır. Camiinin ruhuna uygun yapısı tahrip edilmiş, teknolojiyi kullanırken estetik göz ardı edilmiştir. Camimiz bu şekliyle Anadolu’da herhangi bir kasabada, biraz varlıklı bir ailenin betonarme tekniği ile pekâlâ yaptırabileceği bir cami halini almıştır. Peki, camide hiç mi doğru bir iş yapılmadı? diye sorarsak. Elbette doğru şeyler de yapıldı derim. Birincisi minaredir ve gayet de estetik durmaktadır. İkincisi camiinin içine yapılan asma kattır. Çünkü bu yapı hem camiinin bütünlüğünü bozmamış hem de kadınlar mahfili için çok kullanışlı olmuştur.
    
   Yukarı Suçatı Camii’nden de kısaca bahsetmek istiyorum. 19. Yüzyıl köy camilerinin özelliğini taşıyan Yukarı Suçatı’daki tarihi camimiz, ahşap tavanıyla hakikaten çok özgün bir yapıya sahiptir. Bu camiye de çeşitli ilaveler yapılmış olsa da orijinalliğini tamamen kaybetmemiştir. Bir ara caminin tavanına “ters tavan” yapılması gündeme gelmişti. Rahmetli Cemil Sorgun Hoca karşı çıkmış ve bunun üzerine tavan, şeffaf vernikle boyanarak özgün yapısı korunmuştu. Bu camimizin bir benzerini 2000 yılında Konya Meram Tepesinde gördüğümde, hayretle karışık bir mutluluk içinde, aynı ardıç sütunları ve tavanı süzmüştüm.
  
   Camilerimizden bahsederken söz konusu problemleri daha geniş manada düşünmemiz gerekir. Sadece Suçatı ölçeğinde değil ülke genelinde sivil mimarimizde yaşanan yozlaşma, gecekondulaşma problemleri, özgün eserler ortaya çıkaramama, taklitten öteye gidememe, bizim 100–150 yıllık meselelerimizdir diye düşünüyorum. Bugün Anadolu’da yol üzerindeki çeşitli kasabalarda yeni yapılmış devasa camiler görmekteyiz. Bu eserler estetik kaygıdan ziyade o kasabanın büyükşehirlerdeki zengin zevatının parasal gücünü yansıtmaktadır. Tamam, yapılan iş çok hayırlıdır, ama beşyüz, bilemedin bin kişinin yaşadığı bir köye ikibin kişilik cami yaptırmak, sonra da camii ısınmıyor diye içine pvc den oda çıkarmak ne ile izah edilir bilmiyorum. Oysa ecdadımız, taş ve ahşap tekniği ile ne kadar güzel eserler ortaya koymuşlar. Köyse köy, şehirse şehir, her mekâna uygun eserler inşa etmişler.
   
   Sonuç olarak diyebilirim ki mabet, okul veya ev, fark etmez. Eskiyi tamir ederken tahrip etmeyelim, onu en güzel şekilde koruyalım. Yeniyi yaparken de eskiyi taklit etmeyelim özgün yapılar ortaya çıkaralım. Beton sıvalı beyaz bir duvar dilsizdir ama işlenmiş, özenle yerine konulmuş bir taş, bize geçmişten bir şeyler anlatabilir. Hem geçmişimize sahip çıkalım hem de yeni fikirlere açık olalım.
 
Köy camii. Meşruta. Muvakkit yeri. Meydan.
Meydanda köyün çeşmesi. Kestane. Çınar. Çam.
Çay, nargile: Mermerde tüten çifte buhurdan…
Gönlümle gözüm tütsülenir böyle her akşam.
 
   Sözlerimi Üstad Faruk Nafiz’in bu dörtlüğü ile tamamlamış olayım. Kalın Sağlıcakla…
 
Emrullah TOPRAK
Aralık–2006
Melikgazi/KAYSERİ
 | Puan: 10 / 1 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

Selma Sarıpınar { 07 Ocak 2007 20:44:30 }
çağımız insanın en büyük yanılgısıda bu galiba ..kendini herdaim modern olarak nitelemesi..ve bunun için her çirkinliği bu kılıfa sokması...ama ne yapılarımız yıllar öncesinden Sinan kadar modern nede düşüncelerimiz ibni Arabi kadar modern...boyle önemli bi konuya değindiğiniz için teşekkürler
ömer faruk { 29 Aralık 2006 17:11:58 }
modernleşme adına yapılan bu tür bilinçsiz uygulamalar değerlerimizi tahrip etmekte böyle önemli bir konua değindiğiniz için çok teşekkür edrim yazınızı ilgiyle okudum
Hidayet Takcı { 29 Aralık 2006 13:33:45 }
Çarpık yapılaşma ve bozulan yapı, hakikaten planlamadan yoksun olarak yapılan işler iyi niyetli bile olsa çok faydalı ve iyi olamıyor.
ömer faruk { 28 Aralık 2006 18:43:16 }
modernleşme adına yapılan bu tur anlamsız değişklikler insanın içindende bir parçayı söküp götürüyor.böyle önemli bi konuyu gündeme getirdiğiniz için teşekkürler
Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun1018 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI