Yavuz Selim Hocamıza Teşekkürler...
HACI ZİYARETİ
Hali vakti yerinde olan her Müslüman’ın üzerine farz olan hac ibadetini yerine getiren Abdullah dayı, sağ salim memleketine döner. Tabii adettendir, eş dost, hısım akraba, konu komşu, yaşlısıyla genciyle hoş geldin ziyaretleri başlar.
Hurmalar yenilir,zemzemler içilir dualar edilir.
Sıra gelir muhabbete. Ziyaretçilerden bir tanesi sorar Abdullah dayıya :
Eee hacı, de anlat hele, nasıl bir yer şu Arabistan?
Hayatı, Sivas’ın o yaz aylarında bile insanı titreten serin havasında geçen Hacı, derin derin düşünür ve o tasavvufi konuşmasını yapar.
Eyle bir sıcak, eyle bir sıcaaak Allah hiçbirinizin yolunu o taraflara düşürmesin!...
Bütün misafirler huşu içerisinde aynı sözü tekrar ederler.
Amiiin amiiin….
(Kangal'da görev yaparken Ulaş’lı bir arkadaşımın anlattığı ve bizzat yaşadığı bir olaydır.)
Değerli Selim kardeşim senin mizahi hikayelerini özlemiştik, teşekkürler. Söz açılmışken ben de Kayseri'de dinlediğim bir hac fıkrasını nakledeyim. "Bir Türk vatandaşı hac farizasını yerine getirir ve yurda döner. Aynen senin anlattığın gibi zemzemler içilir, hurmalar yenilir ve bizim hacıya sorarlar: "Anlat bakalım Araplar nasıl?" Bizimki der ki: "Yahu bu Araplar alem insanlar, namazları aynen bizim gibi kılıyorlar, ezanları da öyle, bizimki gibi. Ancak konuşmaya gelince sapıtıyorlar" der."