Herkese iyi bir hafta diliyorum...
Kasabamız Atölyemiz Olsun
Kimi zaman kasabamıza kış mevsiminde gidiyor ve kasabamızın terk edilmişliğine şahit oluyorum. Kapılar kapalı, evler harabeye dönmüş, evlerin etrafında çocuklar olmadığı gibi diğer canlılar bile yok, in cin top atıyor …
Öğrencilik yıllarımda kış mevsimlerinde gittiğim kasabam ne kadar da şen olurdu. Hele de kar yağmışsa herkes dışarıya akın ederdi. Gençler ellerine geçirdikleri şeylerle, ustalıkla yaptıkları kızaklarla ve merdivenlerle topluca kızak eğlencesi düzenler, bazen de kartopu oynarlardı. Biraz daha yetişkinler ise dam başındaki karı atar veya evin etrafına dökülen karları daha uzaklara sürerdi kürek ve kar sürgüleri ile. Kasabamız kışın bile çok şen şakraktı. Diğer mevsimler ise kasabam en az kış kadar şen olurdu.
Ya şimdi??? Hadi kış mevsimini anladık ama artık yaz mevsiminde bile yeteri kadar kalabalık olmuyor kasabam. Geçim sıkıntısı mı kasabamın yalnızlığına sebep yoksa başka şeyler mi bilemiyorum ama yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğu aşikar. Bir şeylerin ihmal edildiğini ağzı süt kokan çocuklar bile biliyor artık.
Gittikçe bireyselleşen, bireyselleştikçe yalnızlaşan ve maalesef toplumsallaşmadan uzaklaşan bir toplum olduk. Niyetim kimseye sitem etmek değil ama kasabamız ile ilgili, onun kaderini ilgilendirecek konularda bazen kasabamızın yetişmiş ve iletişim becerisi ileri düzeyde olan insanlarına elektronik postalar gönderip onların fikirlerini istiyoruz ama inanın 200 kişiye gönderiyorsak bu postaları ancak 3 veya 5 kişiden cevap geliyor. İletişim çağında iletişimsiz insanlar olmuşuz. Dernekteki arkadaşlar üye aidatlarının ödenmemesi ile ilgili şikayetçi olurken ben kendi içimden diyorum daha postaya cevap verme kültürü bile oluşmadan derneğe aidat kültürü biraz zor oluşur. Konu sahiplenme konusu mu bilemiyorum ama inanın ortak kaderimizi ilgilendiren konulara maalesef çok ilgi duyulmuyor. Üye aidatlarını ödeyen, postalarımıza cevap veren değerli dostları tenzih ediyorum bu arada.
Sevgili arkadaşlar bizler konuşmayı (yazışmayı) beceremeden diğer işleri beceremeyiz. Konuşmadan anlaşamayız, birbirimize danışmadan düz ovada bile yolumuzu şaşırırız (bizim memleket düz ova bile değil), fikir alışverişinde bulunmadan kasabamıza güzel işler yapamayız ve ömür boyu kah derneği iyi çalışan bir köye özenir, kah başarılı olmuş şehir ve kasabalara özenir dururuz.
Bakın son zamanlarda bir heyecan ile Gürün Elması projesine giriştik (Allah utandırmasın). Bu çalışmada da sizlerin desteği önemli, konuyla ilgili bilgi, görgü, deneyim ve her nevi katkıya açığız. Bu proje başarılı olduğunda bütün kasaba kazançlı çıkacak çünkü. Gelin bu çalışma bizim için milat olsun, gelin hep birlikte el ele verelim ve kasabamızın ekonomisine, bitki örtüsüne, garipliğinin ortadan kaldırılmasına az da olsa yardım edelim. Niyetlerimizi halis tutarak, birbirimize sevgi ve saygı ile aynı zamanda anlayışla yaklaşarak kasabamızı şen bir atölye yapalım ve bizler de o atölyenin mutlu ve mesut gönüllü çalışanları olalım.
Uzun zamandır eksikliğini çektiğimiz bir konu daha inşallah çözüme kavuşuyor. Artık SuçatıHaber çok daha fazla güncel haberin olduğu bir site olacak. Son transferimiz Halil İbrahim kardeşimize şimdiden yaptığı ve yapacağı hizmetler için teşekkür ediyoruz.
Gürün Elması projesinin olgunlaşmasındaki emeklerinden dolayı Ebubekir beye teşekkürlerimizi sunuyoruz. İnşallah proje başarılı olana kadar birlikte çalışacağız. Projede aktif rol almak isteyen arkadaşlar mail adresimizden bizimle iletişime geçerlerse kurulacak ekipte onları da değerlendirmek isteriz.
Avrupa Birliği projeleri konusunda uzman olan ve bize gönüllü danışmanlık yapan Mehmet ağabeyimize de çok teşekkür ediyorum.
Sağlıcakla kalınız…
Hidayet Takçı
Haziran 2008 İstanbul