
Değerli çalışmasından dolayı yazarımız Ebubekir Beye teşekkür ediyoruz.
GÜRÜN ELMASI İÇİN NELER YAPILABİLİR?
Ülkemiz bitki gen kaynakları açısından oldukça zengin bir ülke olmasına rağmen çeşitli nedenlerle ve ekolojideki değişmelerin yanında toplumsal bilincimizin de yetersiz olması nedeniyle gen kaynaklarımız hızla kaybedilmekte ve ıslah çalışmalarında kullanabileceğimiz popülasyon yok olmaktadır. Bu da geleceğimiz açısından büyük bir risk oluşturmaktadır. Bu nedenle bu genotipik varyasyon mutlaka korunmalıdır.
Elimizde büyük bir değer olan bu bitki genetik kaynaklarını korumak ülkemizin geleceği açısından son derece önemlidir. Zira üstün nitelikli yeni çeşitlerin geliştirilebilmesi ve bitkisel üretimin sürdürülebilmesi için bu mutlaka yapılmalıdır. Elimizdeki bu biyolojik çeşitlilik mutlaka ülke kalkınmasında kullanılmalıdır.
Anadolu, ülkemizde yayılış gösteren bir çok bitki türünün gen merkezidir. Türkiye florasında toplam 10.754 bitki taksonu(birbirine akraba olan grup basamakları,alem-tür) vardır ve bu floranın % 34,5’i (3.708) endemiktir(yerli-özgün). Tüm Avrupa’daki toplam bitki taksonu sayısı 12.500 olduğu düşünülürse Türkiye’nin sahip olduğu bitki zenginliği daha iyi anlaşılır.
İşte endemik bitkilerin yoğunlaştığı yörelerimizden biriside Gürün- Darende vadisidir. Bu vadide yüzlerce farklı bitki türleri vardır ve yalnız bu vadiye aittirler. Bunlar aslında bizim için çok önemli değerlerdir. Ancak ne yazık ki bizler elimizdeki bu varlıkların değerini yeterince idrak edememişiz. Tüm dünyada bu gen kaynakları ıslah çalışmalarında kullanılarak dünya piyasalarının taleplerine uygun yeni çeşitler geliştirilirken bizler daha ziyade bu yeni çeşitleri ülkemize getirip bir adaptasyon çalışması ile üretime kazandırmışız. Çünkü bu kolayımıza gelmiş. Ama bu yeni çeşitlerin adaptasyonunda da zaman zaman büyük sıkıntılar meydana gelmekte ve çiftçilerimiz büyük ekonomik kayıplara uğramaktadırlar. Kendi elimizdeki gen kaynaklarımızı yeteri kadar değerlendiremediğimizden dolayı mesela bir elmada dünya standartlarında kendimize özgü bir elma çeşidimiz olmamış. Piyasamızı hep yabancı çeşitler işgal etmiştir.
Elimizdeki bu endemik olan ve olmayan bitkiler uluslararası tehlike kategorilerine girmektedir. Bu genetik materyalin bir çoğu zamanla ortadan kalkmış ve bazıları ise maalesef yurt dışına kaçırılarak ve ıslah çalışmalarında yeni çeşitlere dönüştürülerek bu materyalleri bizden çalanlar büyük paralar kazanmışlardır.
İşte bir türlü değerlendiremediğimiz gen kaynaklarımızdan biriside bölgemizde meşhur olan ve birçok literatürde yer almış “Gürün elması”dır. Yazlık ve kışlık farklı elma çeşitlerimiz vardır. Bu elmalarımız Gürün çevresindeki illerde aranan, sevilerek tüketilen ve diğer elmalara göre daha yüksek fiyatlarla alıcı bulan çeşitlerimizdir. Ne yazık ki bir çok türde olduğu gibi koruma altında olmadıkları için günden güne elma klonlarımız yok olmaktadır. Aslında bu klonlarımızın hepsi bir değerdir. Her birinde işimize yarayacak ve gelecekte bitkisel üretimdeki devamlılık ve çeşitlilik açısından bir çok genetik karakterler bulunmaktadır.
Biz küçükken “güz eriği” dediğimiz geççi kayısılarımız vardı. Eylül ayında üzerinde meyve olurdu. Bizim bahçedeki ağaç yıllar önce kuruduğu gibi başka bahçelerde de artık göremiyorum. Erkencilik önemli bir özellik olduğu gibi geççilik de önemli bir özelliktir. Bu tür özellikler farklı hatlara aktarılarak çok kıymetli çeşitlerin elde edilmesi mümkün olmaktadır. Ama bu tür çalışmalar için fedakâr ve azimli idareciler, müteşebbisler ve araştırmacılara ihtiyaç bulunmaktadır.
Bu kısa bilgiler ışığında kendi öz değerimiz olan “Gürün Elması” konusunda kısa ve orta vadede neler yapılabilir? Bu konudaki düşünce ve önerilerim şu şekildedir;
1- Her şeyden önce Gürün- Darende vadisi koruma altına alınmalı ve yok olma tehdidi altında bulunan bu gen kaynaklarımız kendi ekosistemlerinde muhafaza edilmelidir.
2- Bitki genetik kaynaklarının muhafazasının önemi konusunda çiftçiler bilgilendirilmeli ve bu kaynaklara sahip çıkmanın önemli bir görev olduğuna inandırılmalıdırlar.
3- Bölgeden kesinlikle elma çeşitlerine ait aşı gözü, fidan, çelik vs dışarıya çıkarılmamalı ve bu ağaçların izinsiz olarak kesilmeleri engellenmelidir.
4- Her şeyi devletten bekleme yerine STK’ların önderliğinde, kamu ve akademi çevreleriyle de işbirliği yapılarak elimizdeki bu imkanlar en iyi şekilde değerlendirilmeli ve ülkemiz için yeni fırsat alanları oluşturulmalıdır. Bu amaçla belirlenecek vizyon ve hedeflere bölgesel siyasiler ve diğer ilgililer inandırılmalı ve bu konuda somut adımlar atılmalıdır.
5- Bu konuda öncelikli olarak bir klon seleksiyonu çalışması yapılmalı ve bu çalışma sonucunda üstün performans gösteren klonlar seçilmelidir. Hatta dar bir alanda ve kısıtlı sayıda bulunan bu genetik materyaller tek tek tespit edilerek kayıt altına alınmalıdır.
6- AB projeleri ile bölgemizde bir gen bankası oluşturulmalı ve seçilen bu klonlarla bir parsel oluşturularak genetik materyaller korunmalıdır.
7- Bu bitkilerin karekterizasyon çalışmaları yapılarak moleküler düzeyde tanımlanmalı ve kimlikleri ortaya konulmalıdır. Bu şekilde bu materyallerin korunmaları kolaylaşacaktır. Bu tanımlama neticesinde tescil işlemlerinin de yapılmasıyla bu materyallerin yurt dışına kaçırılıp başka ülkeler adına tescil edilmelerinin önüne geçilebilecektir.
8- Moleküler ıslah yöntemleri ve doku kültürü teknikleri kullanılarak klasik ıslah süreci önemli ölçüde kısaltılabilmektedir. Bu tekniklerle kısa sürede yeni çeşitlerin elde edilmesi mümkün olacaktır. Kuraklığın artması ve suyun azalmasıyla birlikte biyotik ve abiyotik stres koşullarına dayanıklı, verimli ve kaliteli yeni çeşitlerin hızla geliştirilmesi gerekmektedir.
9- Gürün – Darende vadisine yabancı elma çeşitlerinin girmesi kısıtlanmalıdır.
10- Yine bu vadide çiftçilerin kayısı üretiminden elmaya kaymaları yönünde teşvikler uygulanmalıdır.Bu nedenle suçatı’da bulunan özel idareye ait arazide Gürün elmalarına ait fidanlar üretilerek çiftçilerimize ücretsiz yada düşük fiyatla dağıtılmalı ve üretilen ürünlerin bölgedeki tarımsal amaçlı koop.ler vasıtasıyla pazarlama ağı kurulmalıdır.