Ayşegül Hanıma Teşekkürler...
BELKİ... ve Suçatı 2008 Fotoğrafları
Bu aralar dilimde Cahit Sıtkı TARANCI' nın "Memleket İsterim" şiiri var. Daha doğrusu bu şiirin bestelenmiş hali sürekli dönüp duruyor beynimde.
MEMLEKET İSTERİM
Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.
Memleket isterim
Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.
Memleket isterim
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.
Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikâyet ölümden olsun.
Cahit Sıtkı TARANCI
Sonra düşündüm, neden hep bu dizeler aklımda diye. Ve bir sürü sebep buldum kendimce:
Belki, insanların birbirlerine olan saygısızlıklarını gördüğüm için.
Belki, bir yerlerde yok yere masumların öldürüldüğünü bildiğim için.
Belki, her cümlelerine üç günlük dünya diye başlayanların aslında bu dünya için insanlık onurlarını bile feda ettiklerini üzülerek gördüğüm için.
Belki, bir ülkeyi sevmeyi sadece o ülke futbolda başarı alırsa avazı çıktığınca bağırıp, ağza alınmayacak küfürlerle güya milli takımına taraftarlık yapmak olarak algılayan magandaların, nereye gittiğine bakmadan sıktıkları kurşunların alnına isabet etmesi sonucu ölen minicik çocukların cenazelerinin kaldırılmasına defalarca şahit olduğum için.
Belki, konuşurken birbirine kardeşim diye hitap edip aynı zamanda fırsatını bulsa bir kaşık suda boğacak kadar nefret eden ikiyüzlü insanların da bu dünyada yaşadığını hatta sayılarının hiç de az olmadığını bildiğim için.
Belki, sık sık kendime, “İnsanoğlu neden hep ister? Kalkıp bir şey yapmak yerine neden hep yolunda gitmeyen şeylerden şikayet eder? Buna hakkı var mıdır?” gibi sorular sorduğum için.
Belki, aslında bu soruların cevabını hepimiz bildiğimiz halde neden hala herkesin her şeyden şikayetçi olduğunu anlamayanları anlamadığım için.
Belki, tüm insanlar sevgiyi gerçek manasıyla yaşamaya başladığında tüm problemlerin kökünden hallolacağına, çünkü tüm problemlerin kökünde sevgisizlik olduğuna inandığım için.
Belki, her şeyi, her durumu yanlış anlamaya müsait dar kafalıların hala var olduğu bildiğim için.
Belki, bir şeyi başardığımızda bu başarımızı takdir edip desteklemek yerine “ Ne yapsak da onun işini baltalasak?” düşüncesiyle dört dönen leş kargalarına neden böyle olduklarını soramadığımız için. Ya da sorsak da cevap verecek kapasiteleri olmadığı için.
Belki, bizler çok şükür evlerimizde, rahat rahat yaşarken, kışın soğuktan, yazın sıcaktan perişan olan evsiz kimsesiz insanlara hala bir çözüm üretilemediği için.
Belki, “Küresel Isınma” gibi büyük bir soruna sırıtarak: “Boş ver ya…” diyebilenler yüzünden bu sorunun hızla büyüdüğünü ve biz üzerimize düşeni yapmazsak büyümeye devam edeceğini bildiğim; bu dünyanın da tıpkı bedenimiz gibi bize emanet olduğunu ve sadece bize ait olmadığını bir türlü anlayamayanları hayretle izlemekten başka bir şey yapamadığım için. (Bir şey yapamıyorum çünkü bu tipler uyarsanız da sırıtıyorlar… Allah yardım etsin.)
Belki, çocuklarımızı sevgiden, saygıdan uzak güya özgürlük adına bin türlü saçmalığın Türk aile yapısı diye yutturulduğu dizilerin başından al(a)madığımız için.
Belki, sokakta ya da bir toplu taşım aracında bağırarak konuşan, hatta rahatça küfredenlerin önceden “terbiyesiz”, şimdi “normal” diye adlandırıldığını görüp. “Acaba başka nelere normal diyeceğiz?” diye düşünüp korktuğum için.
Belki, her yerde birbirinin taklidi, kendi olamamış tipler gördüğüm için.
Belki, genelde çok yaşayan insanların kullandığı “Eskiden böyle değildi. Saygı, sevgi bu kadar ayak altında değildi.” Gibi sözleri sık sık kullandığım ve buradan hareketle her şeyin eskiye göre daha çabuk değiştiği sonucunu çıkardığım için.
Belki, bunca şeye rağmen içimde her şeyin düzeleceğine dair beslediğim umudu kaybetmediğim ve kimsenin kaybetmesini istemediğim için.
Belki, insana insan olduğu için değer vermenin aslında çok zor olmadığını, bunun için insanın kendine “Ben neden yaratıldım?” sorusunu sormasının çok güzel bir başlangıç olacağını bildiğim için.
Belki, birilerine ille de kendi fikirlerini dayatmanın gereksiz olduğunu; asıl önemli olanın kendi düşünceni kendi hayatına uyarlamak olduğunu bildiğim ve en azından kendi hayatımda bunu uygulamaya çalıştığım için.
Belki, dünyada ne kadar çirkinlik varsa o kadar da güzellik olduğunu her zaman göremesek de görmeye çalışmanın bile bizleri rahatlatacağını bildiğim için.
Belki... Belki...Belki...
İşte bu belkiler böyle uzayıp gitti düşündükçe... Ama sonunda çok güzel bir belki buldum...
Bu dizelerin sürekli beynimde dönmesinin sebebi:"Belki, Suçatı' yı çok özlemiş olmamdır!." dedim.
İnsan birini ya da bir yeri özlemişse ve o an yanına gidemiyorsa ne yapar? Sizi bilmem ama ben hemen fotoğrafları karıştırırım. Belki benim gibi düşünenler vardır diye seçtiğim bazı fotoğrafları paylaşmak istedim. Umarım beğenirsiniz...
Hepinize sağlıklı güzel günler diliyorum...
Ayşegül ERGİN
Slaytlar
Çok teşekkür ederim Ömer Abi.
Sizleri bir anlık da olsa güzel memlektimize götürebildiysem ne mutlu bana. İnşallah çalışmalarımız da memleketimiz de hep daha iyiye gider... Tekrar teşekkürler...
Yorumunuz ve güzel dilekleriniz için ben teşekkür ederim İrfan Bey. Allah, hepimize hayırlı uzun ömür versin...
Saygılar...
AYŞEGÜL HANIM, MEMLEKETİN PERİŞAN HALİNİ, SOSYAL DİLİMLER ARASINDA Kİ UÇURUMU, SEVGİYİ, HASRETİ VE TOPYEKÜN HAYAL KIRIKLIKLARIMIZI O KADAR GÜZEL ANLATMIŞSINIZKİ SİZİ TANIMIYORUM AMA ALLAH RAZI OLSUN TEŞEKKÜR ETMEK İSTADİM. ÖMRÜNÜZ HAYIRLI VE UZUN OLSUN.