Hulusi Tatar Beye Teşekkürler...
OYUNLAR
Geçenlerde bir hastanenin polikliniğinde bekliyoruz. Önümüzde 10 yaşlarında bir kız çocuğu, annesi ve bir yakını daha. Sırası gelince kız çocuğuyla annesi içeri girdiler. Muayeneden sonra odadan çıkınca, dışarıda bekleyen sordu:
—Neyin varmış evladım? Kız çocuğu nefes almadan anlatmaya başladı.
—Anneanne, Doktor:”Uzun süre bilgisayar başında oturduğun için gözlerin bozulmuş, bundan sonra gözlük kullanacaksın” dedi. Anneanne şöyle bir iç geçirdikten sonra:
—Ah evladım ben sana sabahtan akşama bilgisayarın başında oturma sonra gözlerin bozulur dememiş miydim?
Caddelerden, sokaklardan gelip geçerken internet cafelerden içeriye girip şöyle bir göz attınız mı? İçeride genellikle yaşları 10–12 arasında değişen çocuklar, çoğunun boynunda da gevşetilmiş kravatlar. Belli ki bu çocuklar ya okuldan çıkıp evlerine bile gitmeden gelip buralara oturmuşlar. Yada okulu kırmışlar. Tamam eğer dersleriyle, doğayla, yaşamla, sağlıkla ilgili bir araştırma yapıyorlarsa veya merak ettikleri dünya veya memleket meselelerinde bilgi sahibi olabilmek için çaba sarf ediyorlarsa amenna.Fakat çoğunluğu ha bire oyun oynuyor ne ekmeğin aşın farkındalar ne de geleceklerinin. Oynadıkları oyunların çoğunda tanklar, toplar, tüfekler, askerler yani karşısındakini yok etmeye dayalı şiddet içerikli oyunlar. Acaba o saatte çocuklarının bu oyunlara dalarak her şeyi unuttuklarını kaç aile biliyor?
Esasına bakacak olursak bundan daha vahimi de var. Annenin acele pazara gitmesi gerekiyor küçük çocuğunu alıp binanın altındaki internet cafeye götürüyor oradaki görevliye de tembih verdikten sonra çıkıp gidiyor. Artık kendisi kaç saat sonra dönerse, bu süre içerisinde çocuk ekran karşısından bir yere ayrılmıyor. Durmadan oyunlar oynuyor. Oynadığı oyunlarda başarılı olamazsa fena halde sinirleniyor ve bu olumsuz ruh hali sonraki saatlerde de devam edip gidiyor.
Bizim bir komşumuz vardı bilgisayarın hele hele de internetin olumsuzluklarından bahseder, bu aleti eşiğinden içeri sokmayacağına yemin billâh ederdi. Daha sonraları çocukları biraz büyüyünce, bilgisayar istemeye başlamışlar. Önceleri bayağı sert çıkıp bağırıp çağırmış ama çocukları isteklerinden bir türlü vaz geçirememiş hele hanımı da bu konuda çocukların yanında saf tutunca daha fazla baskılara dayanamayıp, istemeye istemeye gidip bilgisayarı alıp getirmiş. Bilgisayarı getirmesine getirmiş ama kendini öyle bir oyunlara kaptırmış ki çocuklar bir türlü babalarından fırsat bulup da bilgisayarın başına geçememişler. Tabiî ki bu durum evde başta hanımı olmak üzere çeşitli sürtüşmelere sebep olmuş.
Geçenlerde komşumla merdivenlerde karşılaşınca hal hatırdan sonra bilgisayar nasıl gidiyor diye sordum.”Hiç sorma kardeşim bilgisayarı aldıktan sonra evimin ne huzuru kaldı nede ayarı”dedi.
Bizlere her gün bir yenisi sunulan, çoğu kişini işlerini kolaylaştıran, hiç ummadığın bilgileri elinin altına getiren, uzağı yakın eden,bizlere sayamayacağımız kadar yararı olan bu aracı, bize zarar vermeden nasıl verimli şekilde kullanacağımızı galiba öğrenemedik. Büyüklü küçüklü bilgisayarın başına bir oturduk mu Allah rast getire bir daha kaldırana aşk olsun.
HULUSİ TATAR
İZMİR