Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

İğde Ağacı, Balkonda da Büyür mü?

Kategori Kategori: Yazı - Makale | Yorumlar 0 Yorum | Okunma 2889 Okunma | Yazar Yazan: osman | 21 Aralık 2006 12:36:20

İğde Ağacı, Balkonda da Büyür mü?

Ne garip sahi, hayatın böyle baş döndürücü bir şekilde ilerlemesi. Her şey, ne de çabuk değişiyor. Göz açıp kapayıncaya kadar, insanın çevresini değiştiriyorlar.
Akşam eve dönüşte, hep önünden geçtiğim, arka bir sokakta, eski bir evin bahçesindeki, tek bir iğde ağacından bahsedeceğim…
**
İki katlı tipik bir Sivas evi. Bahçesindeki, insanı başka âlemlere götüren iğde ağacının hoş rayihasını, her geçişimde içime çekerdim. Öyle nazlı bir duruşu vardı ki anlatamam. Bazen dallarına tüneyen serçelerle söyleşiyor, bazen de, ta uzaktan yakaladığı gün ışığını süzüp, aşağılara sarkıtıyordu.
Her geçişimde adımlarımı yavaşlatır, bir müddet, o eski evin önünde durur, geçmişte yaşananları hayal ederdim. Hayla dediğime bakmayın, ikinci kata uzanan tahta merdivenlerden, zaten öykünün damlaları süzülüveriyordu…
**
Bir düşünün; bahçede çocuklar oyun oynuyor, evin annesi bulaşıkları yıkıyor, baba işte ekmeğinin onurlu kavgasında, dede ve nine ise kocaman iğde ağacının altında, kahveleriyle beraber zamanı yudumluyorlar.
Birde mevsim kışsa, kuzineli sobada, çıtır çıtır yanan odunun, sobanın üzerinde çaydanlıkla saatlerdir söyleşmesi ve akabinde, tavşankanı çayların, sobanın fırınında közlenen, kestane, ayva ve patatesle sofraya inmesi.
Bu küçük mutlulukların, bin bir gece masallarıyla birleşerek, usul usul yudumlanması. Evin babaannesi, etrafına topladığı torunlarını, bir bir masal kahramanlarıyla tanıştırıyor. O masallarda şekilleniyor küçücük yürekler.
O masallar ki; her zaman sonu iyilikle, güzellikle biten masallar. Padişah sarayına varan Keloğlan’ın, her türlü güçlüğü, dürüstlükle aşması ve padişahın teklif ettiği onca altını reddederek sade bir hayatı seçmesi, büyük bir vakarla anlatılır ve tok gözlülük anlayışı, yavaş yavaş sezdirilirdi.
Sesine ağır bir ton veren babaannenin, usta tiyatrocular gibi, masalın her evresinde öğütler vermesi, ertesi gün anlatılacak masalın iple çekilmesine neden olurdu… (Sahi şimdilerde, masallar hiç anlatılmıyor değil mi?...)
**
Ne hoş değil mi bu hayal. Belki bunlar, o evde hiç yaşanmadı ve bu satırları yazanın hayal kurgusu; ama ya yaşandıysa… 
Her gün oradan geçerken bunları düşünürdüm. Yolum başka bir yere düşse de, ben muhakkak adımlarımı o güzel evin önünden geçirirdim.
Bir gün o nazenin iğdeciği görmesem, dallarındaki, serçeler korosunun sesini dinlemesem rahat edemezdim.
 Hele yağmurun çisil çisil onla söyleştiğini görünce, daha bir mutlu olurdum. Yağmurun, rüzgârla rayihalı masallar anlatmak için,  o eski eve konuk olduğunu hissederdim. Anlatılan masallara, bahçedeki tek iğdeciğin kulak misafiri olduğunu düşünmeden edemezdim.
Hele kollarının arasında, her mevsim konuk ettiği serçelerle olan dostluğunu, kıskanmadım desem yalan olur.
 
**
Zamanın, bir değirmen gibi çevremizi yağmaladığını, bir nebze olsun unutmuş olmalıyım ki; hep o nezih evin varlığını görürüm sanmıştım. Üç beş günlüğüne başka bir yere gidip döndüğümde, hayatın yıpratıcı döngüsüne şahit oldum.
O eski, o zarif, o kokuların en güzeli iğde kokulu ev, yerle yeksan oluvermiş…
Harıl harıl çalışan iki tane iş makinesi, evle birlikte hatıraları da silip süpürmeye devam ediyorlardı. Benim gözüm hemen o iğde ağacına takılıverdi. Kökünden sökülmüş, kolları budanmış bir şekilde, öylece kenarda yatıyordu.
**
Ona iyi günlerinde arkadaşlık eden serçeler, yine büyük bir vefa örneği sergileyerek, yere uzanmış iğdeciğin üstünde, öteye beriye uçuşup duruyorlardı. Öyle ya, o küçük gövdeli, kocaman yürekli serçelerden de bu beklenirdi. Kışın onca şiddetine rağmen, bizleri yalnız bırakmayan o nazenin canlılar, hiç iğdeciği yalnız bırakırlar mıydı?...Bırakmamışlardı da iğde ağacını.
Bilmem kaç yıllık bir geçmişe şahitlik etmişti o iğde ağacı?.. Kim bilir, kaç çocuk altında büyük rüyalar görmüştür? Kaç yolcu, yolunu o iğde ağaçlı evin önünden geçirmişti?... Bahçesindeki kuyu suyuyla, kaç yürek ferahlık şiirini yudumlamıştı?...
Bu şehirde, bir güzellik abidesi de yerle bir olmuştu.
İşçilerin başında, yeni bir beton kafes yapmak için koşuşturan mütahit, hangi hatırayı yerle bir ettiğinin farkında mıydı acaba?
 Ya o mahzun iğde ağacı, zamanın vefasızlığına mı yenilmişti? Ya da çağın ruhsuz insanoğlu, beton kutucuklarda, yapay kokulara mı emanet etti yüreğini?...
Sahi, iğde ağaçları, balkonlarda da büyür mü?
 
Osman ÇELİK    osmancelikszm@mynet.com
 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun738 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI