Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

Hayata Veda Etmeden, Bahara Veda Etmeyin...

Kategori Kategori: Güncel Olaylar | Yorumlar 5 Yorum | Okunma 2153 Okunma | 23 Mayıs 2008 09:18:08

Ayşegül Hanıma teşekkür ediyoruz...

Hayata Veda Etmeden, Bahara Veda Etmeyin…

 

“Siz içinizdeki Bahara veda etmediğiniz sürece, alemde Bahar geçmiş ne gam!”

 

Bazıları için “Bahar”,sadece bir mevsimdir; bazıları için 18-40 yaş arası geçen zaman, bazıları için her ikisi de. Ama benim de içinde olduğum bir grup var ki onlar için “Bahar”, Yaşamın dolu geçen anlarıdır. Bu anlar belli mevsimler ya da yıllarla sınırlanamaz.

 

         Bahar bir çiçek,  bir kelebek.

Bazen paylaşılan emek…

 

Uzun yıllar yaşamış insanlar için yapılan “ömrünün son baharında” yakıştırmasının neye göre yapıldığını hiç anlamadım. Çok düşünmeme rağmen bunu haklı gösterebilecek bir yan bulamadım. Ne yani belli bir yaştan sonra artık hep karamsarlık, umutsuzluk, hastalık ve üzüntü kavramları mı olacak insanların hayatında? Bir insan çocuklarını iyi yetiştirmişse onların gözlerine her bakışında baharı yaşamaz mı? Ya da torununu kucağına alıp sarıldığında baharın o muhteşem kokusunu içinde hissetmez mi? Bunlar ilk anda aklıma gelenler. Örnekleri çoğaltmak mümkün tabi ki. Aranızda mutlaka böyle duyguları yaşayanlar vardır. Ben yaşamadığım halde böyle duyguların insanı ne kadar mutlu edeceğini hayal edebiliyorum.

 

Bahar esen tatlı bir yel; yürek şelalesinden taşan sel.

Bazen tutulan bir el…

 

Peki “Hayatının baharında” diye tabir edilen ama içi kıştan bile soğuk, nereye gittiğini bilmeyen, sürekli isyan eden, hiç kimseden hiçbir şeyden memnun olmayan genç insanlara ne demeli… Acaba bu durum yalnızca onların suçu mu? Kim bilir belki de kendi baharını içine hapseden onu kimseyle hatta kendiyle bile paylaşamayacak kadar derinlere saklamış birilerinin parmağı vardır bu işte.

 

İnsan birine kızdı mı tepkisini hemen verir de nedense sevgisini göstermek için hiç acele etmez. Bilir çünkü; daha çok zamanı vardır sevgi için. Şimdi kızsın, içini boşaltsın; nasıl olsa bir ara sever. Çok eminiz ya aynı fırsatların defalarca karşımıza çıkacağından. Bol bol erteliyoruz. Sonra bir gün bakıyoruz zamanında küçük şeylermiş gibi görünen ertelenmişlikler aslında baharımızın büyük bir bölümüymüş… “Tüh!” diyoruz. “Keşke…” diyoruz. Ama ne desek nafile geçen zamanı geri getiremiyoruz. Biz geçen zamanı geri getiremeyeceğimizi de çok iyi biliyorduk. Zamanında bununla ilgili çok şey okumuş, yazılanları haklı da bulmuştuk. Peki şimdi neden o yazılarda pişman olan karakter biz olduk? Hemen söyleyeyim: Çünkü sadece okuduk… Evet  sadece okuduk. “Ne güzel yazmış yazan. Ne kadar doğru.” Dedik. Ama aldığımız dersleri hayatımıza uyarlamadık. Dersleri ezber yapıp geçen öğrenciler gibi yaptık. O an okuduk güzel şeyler hissettik. “Keşkesiz bir hayatım olacak bundan sonra.” dedik. Fakat belli bir zaman sonra unuttuk. Çünkü söylemekle her şey bitmiyor.

 

Bahar, doğru yola götüren bilgi; karşılıksız verilen sevgi.

Bazen kimsenin ilgilenmediğine gösterilen ilgi…

 

Bu tarz yazıları okuyanların bir kısmı yazana şöyle der: “ Bunları yazmak kolay tabi. Bakalım sen ne kadarını yapıyorsun?”. Bunu biliyorum çünkü bende eskiden bu tarz yazıları okurken benzer cümleler kurabiliyordum. Nedeniyse şuydu: Sadece okuyordum. “Acaba bu yazılanları hayatıma uyarlayabilir miyim?” aşamasını geçtikten sonra gördüm ki yazılanlar gerçekten doğru. Olmaz demeyin. Bir kez deneyin. Bakın neler olacak… Parkta düşen bir çocuğu kaldırıp ona gülümsemekle; dostunun elini tutarak ya da ona sımsıkı sarılarak “Hep yanındayım” demekle; uyandığında aynaya bakıp gülümsemekle, sonra aynı gülümsemeyle kahvaltıya gelmekle hiç kimse hiçbir şey kaybetmez. Tabi ki insan her zaman aynı şeyleri hissetmez, hatta bazen kendini çok mutsuz hissedebilir. Ama bu güzel örnekleri ne kadar çoğaltırsak bizi mutsuz edecek şeyleri de o kadar azaltırız.

 

         Bu küçük şeylerle ömrünüzün bahçesine tohumları ekersiniz. Bahçenize çeşit çeşit tohumlar ekin. Tabi sadece ekmekle kalmayın suyunu güneşini de dengeli verin ki baharınız bereketli olsun.

 

Bahar, anlaşmak, paylaşmak…

Bahar bazen YAŞAMAKTIR!!!

                                        Ömrünüz hep bahar olsun…

                                                                                          

 

                                                                                    Ayşegül ERGİN

                                                             20.05.08

 

Not:  İçindeki bahara sahip çıkabilenlere bir de küçük hediyem var (Bu baharın içinde tutamayıp bizimle paylaştıklarının Suçatı’daki yansımalarından oluşan minik bir slayt).Umarım beğenirsiniz…

 | Puan: 10 / 1 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

Mustafa BOĞA { 26 Mayıs 2008 08:52:10 }
Ayşegül hanım merhaba,Bu konuyu tartışarak uzatmak istemem.Herkesin kendine göre bir düşüncesi vardır saygı duyuyorum.Evet dediğin gibi ölümün başlangıcı doğumdur doğru ,ama doğan her canlının yaşama şansı yüzdelere vurduğunuzda hayli yüksek çıkacaktır.Ama ihtiyarların yaşama şansını yine yüzdeye vurduğunuzda sonuç sıfır çıkacaktır.Ve insan ister istemez karamsarlığa düşecektir.Hepinizin ve hepimizin gençliği bahar gibi şen,ihtiyarlığı ise kimseye muhtaç kalmadan imanın ve inancının bahar gibi dolu dolu taze kalması ,ihtiyrlatmaması dileğiyle.Hoşca kalın
Ayşegül ERGİN { 24 Mayıs 2008 19:59:23 }
Öncelikle değerli yorumlarınız için hepinize teşekkür ederim. Mustafa Bey, bir cümlemi gerçekçi bulmadığınızı söylemişsiniz. Saygı duyarım. Kimse benim gibi düşünmek zorunda değil. Bence ölümün başlangıcı yaşlılık değil doğumdur. Zira herkes yaşlanarak ölmez. "Yaşlı insanların kimseye faydası yoktur." cümlesi bence biraz kırıcı. Öyle yaşlılarımız var ki onları 5 dakika dinlesek ama gerçekten dinlesek neler öğreniyoruz. Bunları bilmek ve bildiklerimizi başkalarına da aktarmak için ille de yaşlı olmak gerektiğini düşünmüyorum. Aynı hastalıkla boğuşan bir sürü yaşlı insan var. Ama bakıyorsunuz bazıları gayet huzurlu, bazıları huysuz, karamsar. İşte bunu anlatmaya çalıştım. Zor durumlarla baş edebilmenin yolu iç huzurunu yakalayabilmekten geçer. Bu da güzel düşünüp güzel hareket etmekle mümkündür. Hastalıklar, zorluklar sadece yaşlılar için değil. Ayrıca genç diye tabir ettiğimiz insanların içinde de kimseye faydası olmayanlar var. "Onlar da öyle boşver gitsin." demeye devam edersek. Onlar yokmuş gibi yaşamaya devam edersek hızla da çoğalacaklar. Umut etmenin, bir şeylerin düzelmesi için uğraşmanın kime ne zararı var? Tekrar söylüyorum herkesin düşüncesine saygım sonsuz. Güzel dileğiniz için de teşekkür ederim. İnşallah hepimiz ömrümüzün tüm dönemlerini güzel geçiririz. İnşallah titreyen ellerle de olsa torunlarımızı kucaklayıp onların kokusunu içimize çekebilmek hepimize nasip olur.
Ömrümüz hep bahar olsun...
Hepinize saygılar...
Mustafa BOĞA { 24 Mayıs 2008 10:25:56 }
Merhaba Ayşegül hanım,her saniyenin en küçük zaman diliminde binlerce doğuş vardır,tıpkı baharın doğuşu gibi.Her ne kadar farkında olmasakta.Ve dünyaya halife olarak gönderilen insan için ise müthiş bir yeniden doğuş vardır.Bunun gerçekliği Allah tarafından baharla birlikte adeta insanın gözüne sokarcasına,defalarcasına tekrarlanıyor.Baharın olması doğması ilahi bir mucizedir.Yazınız güzel olmuş,Yalnız ihtiyarlığı niye sonbahara ve kışa benzettiklerini anlamıyorum diyorsunuz,burasını pek gerçekci bulmadım.Gerçek diye bir şey vardır.Bunları ne kadar saklasakta ne kadar başka türlü yorumlasakta ihtiyarlık ölümün başlangıcı demektir.İnsanoğlu günümüze kadar hep doğum ve çocukluğu ilkbahara,gençliği yaza,ihtiyarlığıda,sonbahara ve kışa benzetmişlerdir.Gerçekte budur,ne kadar iyimser olursak olalım,yeşilliğin kaybolduğu,kamburlarının çıktığı ve kimseye faydası olmayan kuru bir ağacın kimseye faydası olmaz.Her canlı güzelliğe gelir.Yüz yaşındaki bir insandan hiç bir şey beklenmez.Elleri ayakları tutmayan,yatalak birinin haliye ruhunu hiç düşündünüzmü.Ne kadar iyimser olursa olsun hayatının sonunda olduğunu bilir.Sizin bilmiyorum yaşınız herhalde daha bahar havasında böyle düşündüğünüz için.Ama inşallah yetmişlerin üzerine gelirseniz,aynaya baktığınızda ve titreyen ellerinizi gördüğünde o zaman anlıyacaksınız ihtiyarlığı niye sonbahar ve kışa benzetildiğini.FİRDEVSİ'nin dediği gibi''Gençlik bahar,ihtiyarlık ise kışki,arkasından bahar gelmeyecek...''Hoşcakal.
Ebubekir GÜR { 23 Mayıs 2008 17:43:23 }
Değerli yeğenim yazınız güzel olmuş. Bende kendi düşüncelerimi bu vesile ile kısaca ifade etmek istedim. Hayat, ömür hele gençlik büyük nimetler. İnsan bu nimeti bir kere elde ediyor.Bu nedenlede insan bu fırsatı iyi değerlendirmeli kendisi ve toplum için faydalı bir hayat yaşamalıdır. Bahar, yeniden dirilişin, varoluşun ve tüm güzelliklerin adıdır. İnsan baharda coşar, hareketlenir, canlanır, tüm canlılar uyanır. Havaya suya ve toprağa cemreler düşer. Tüm alem en güzel renklerle bezenir. Ve Muhammed(as)ın teri olan gül açılır.Gül O'nun remzidir.Bu gün hayatının baharında olan herkes bu baharı yaşayamıyor. İnsan hayatının baharında ne yapsınki baharını değerlendirmiş ve hakkıyla yaşamış olsun. Belki bu sorunun cevabı herkese göre farklıdır. Kimine göre aklına eseni yapmak, gezmek tozmak, yemek, içmektir.Ama bu sadece nefislere hitap eden bir şeydir ve sadece bu şekilde bir hayatı en ekmel şekilde yaşamak bile bahrı yaşamak değil belki baharı bedene yük etmektir. Bence baharı yaşamak, kalplere huzur dolması, gönüllerin aşka düşmesidir. İnsan huzuru bulamamışsa, gönüller aşkı ve sevdayı bilememişse o insan hayatının baharındada olsa baharı yaşamıyordur. Ama hayatının son baharında insan bu halleri yakalamışsa o da bence baharı yaşıyordur. Buradaki baharlar nasıl yaşanırsa yaşansın bir gün bitecektir.Ama birde herkesin önünde sonsuz, ebedi bir bahar varki bunu elimizden kaçırmamak için buradaki baharımızı nefsimize ve şeytana kaptırmamalıyız. İnsan bu dünyada Allah ve Resulüne ittiba ile bu baharın kapılarını aralayabilir. Herkese dünyada ve ukbada en güzel baharlar yaşaması dileğiyle...
Sabahat DOĞRU { 23 Mayıs 2008 13:55:59 }
Merhaba Ayşegül Abla...
Yazın çok güzel olmuş ellerine sağlık... Gerçekten de çoğu insanın hissettiklerini yazmışsın. Evet malesef hayatımızda kendimize ve sevgimizi göstermeye çok az fırsat tanıyoruz. Çünkü günlük telaşlar hayatımızı o kadar sarmış ki,sürekli erteliyoruz bazı önemsiz gibi görünen ama gerçekten değerli olan şeyleri...
Aslında fazla söze gerek yok, çünkü sen gayet güzel tasvir etmişsin konuyla ilgili şeyleri... Artık bana da seni tebrik edip başarılarının devamını dilemek düşüyor galiba...:)
Bu arada slayt da güzel olmuş,birlikte çektiğimiz fotoğraflardan yapmışsın,o yüzden bir başka hoşuma gitti:)
Tekrar tebrikler... İyi çalışmalar...
Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun118 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI