Yazık ki bu yılda Suçatı"ya gelemedik. Her gecen gün içimiz de özlemi büyümekte, Suçati"ya gidip gelenlere sorduğumda hep ayni şeyden yakındıklarını fark ettim; "Kimse kalmamış, bir çoğu göçüp gitmişti hepsinin ortak üzüntüsü.
Oysa ben Suçatı"nın hep bir ruhu olduğunu düşünmüşümdür. Suçatı elbette ki içindeki insanlarla güzel, ama Suçatı aslında gizemleri olan ,kendi içinde bir büyüsü olan,bir mekan bence...
Hiç kimse alınmasın ama, bana Suçatı"yı güzelleştiren orada yaşayanlarmış gibi değil de, orada yaşayanları güzelleştiren Suçatıymıs gibi geliyor. Bu benim fikrim tabi ki.
Suçatı için neler yapabiliriz? Her seferinde sorduğumuz bu sorunun ilk cevabı bence şu; öncelikle herkesi tek tek bir birey olarak kabul etmeliyiz.
"Bu ne demek" diyeceksiniz. Bunun benim kafamda ki acilimi su; mesela Hidayet Takcı kardesim, basarili toplumda bir yer edinmiş, muhakkak ki kariyerinde daha da ilerleyecek. Onun elbette ki; bir soyu ait olduğu bir sülalesi var, ama O artık bir Hidayet Takcı...
Yani artık Suçatı"nın bir değeri var. Onun gibi daha bir çok kardeşim var. Hepsi artık ayrı bir birey, yani ondan bahsederken; -filancanin oğlu bu lann... yada filancanin torunu bu lann... gibi elimizden geldiğince basite indirgeyecek tabirleri kullanmamaya özen göstermekle, başlayabiliriz. Kendi içimizde ki eksikleri düzelterek en güzel en yeniyi inşa edebiliriz.
Bu da insana kıymet vermekle baslar.
Kendi insanımıza kıymet verdikçe, O da memleketine kıymet verecek elinden geleni yapacaktır. Bu bir paye, bir ödüllendirme değildir. Bu her bireyin toplumdaki statüsünün farkına varmaktır. Elbette ki, bir araya gelinip, samimi sohbetler edildiğinde, dost meclislerinde herkes Suçatı"lı filancanin oglu, falancanin kizi yada torunudur.
Biz bizden olana kıymet verirsek, başkaları daha çok kıymet verecektir. Bu kadar akilli ve basarili insan kaynağına sahip olan Suçatımız gün gelecek ismini daha da duyuracaktır.
Selam ve dua ile...
Suna Emre
(gambur haci nin torunu:)