Canip Beye Teşekkürler...
YALNIZLIK ve MUTSUZLUK
Yalnızlık için gerekli olan tek şey;
Müsterih bir vicdandır.
Müsterih bir vicdan kadar iyi bir arkadaş yoktur
Kişi kendi kendine kaldığında
Yalnızlık,
Bu hayat hakkında kendisine söylenenlerden bir türlü tatmin olmayanlar için mutlak gereklidir. Kendine söylenenlerden bir türlü tatmin olmamak ise,
Gerçekten yaşamış olabilmek isteyen mutsuzlar için
Belki de mutlu olabilmenin tek şartıdır.
Mutsuzluk mutlak yaşanmalıdır
Gerçek bir mutluluk tadabilmek için.
Aksilikler bağlar bizi hayata.
Mutsuzken ürettiklerimizi tüketiriz mutluluklarımızda.
Ve mutluluk temel olarak bir şey tüketebiliyor olmaktır.
Mutluluğumuzun niteliğini
Ne denli mutsuz olabildiğimiz
Ve mutsuzluk anlarımızda yaptıklarımız belirler.
Mutsuzluk anlarını salt duayla savuşturmaya çalışmak
Ve neticede zuhur eden sadakayı sonuç saymak
Meseleyi hiç de anlayamamış olmaktır.
Aslında işin temelinde, sürünün içinden ayrılmaya karar verebilmek var. Belki sürünün güzergâhı, güvenli, sakin bir yere götürür sürüyü. Ancak sürünün hiçbir mensubu, yolculuğun sonunda kendisini asla doymuş hissetmeyecektir.
(Tarih bilimi bir bakıma sürüden ayrılanların biyografisidir. Zaten sürülerin güzergâhını belirleyen, zamanın bir noktasında kendisinden ayrılanlar değil midir?
Toplulukların düzeyinin, büyük oranda, kendisinden (sürüden) ayrılanların sayısıyla paralel olduğunu düşünürüm).
anlamak ve yaşamak,mutluluk ve mutsuzluk,yığınlara katışmakla yalnızlık kavramları arasında gezinmişsiniz canip bey ..
insanın hayat karşısındaki temek proplemi nedir? hayata kattıklarımız ve hayattan çaldıklarımızla yaşarız.Hayata bir şeyler katanlar vicdenen müsterih,hayattan bir şeyler çalmağa kakışanlarda mutsuzdur,hayatla gerçek bir bağı olmayanlarda sürüdür diyebilirmiyiz. Varedilişini anlıyan insanın duadan başka sığınacağı bir kapı yoktur. Elbetteki bu dua sürüler safındakilerin duası gibi olmayacaktır.Çağdaş kültür hayata bir şey katmadan çalma peşinde olanların yani mutsuzların ve yaşadığı bedenin ve anın kıymetini idrak edememiş sürülerin yaşattığı ve oluşturduğu bir kültürdür. Mutluluk bir arayış ve buluşun adı olmaktan ziyade başka bir dünyanın sözcüsüdür.
yanlızlık bir tercih meselesi olmadığında, hele hele bir de müsterih bir vicdana sahip değilken içine düşüldüğünde, beyni tüm hücrelerine zehir akıtıyormuş gibi bir işkenceye dönüşebiliyor..