Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

AZRAİL'İN KASDI CANADIR

Kategori Kategori: Yazı - Makale | Yorumlar 2 Yorum | Okunma 2518 Okunma | Yazar Yazan: ebubekir | 11 Şubat 2008 10:24:11

Ebubekir Beye Teşekkür ediyoruz...

AZRAİL'İN KASDI CANADIR
 

Bu dünyada hepimiz bir garip yolcuyuz. Hayy'dan gelen ve Hu'ya giden bir yolcu. Bir gün vade dolacak ve “hadi sıra sende” dediklerinde gitmeyecek kim var ki..

Azrail can almaya geldiği zaman artık kim müdahale edebilir. O an artık ayrılık vaktidir, dostları ve can yoldaşları bırakma, tüm sevdiklerimizle vedalaşma zamanıdır. Geride kalanlar ise bir süre daha “hiç ölmeyecekmiş gibi “ yaşamaya devam etseler de vakit dolduğunda aynı akıbeti yaşayacaklar. İnsanoğlunda hep bir ebedi yaşama isteği var. Ama Halik-ı Zülcelal(c.c.) Hz.leri bu dünyayı ve içindekilerini ebedi bir varlık olarak yaratmamıştır. Bir daha gelmemek üzere sevdiklerinden ayrılmak ne kadar zor kim bilir. Şu dünyada bile kısa süreli ayrılıklara dayanılmazken.

Hep bedenimizi mamur etmek için çalıştık, aman sağlığımız bozulmasın, güzelliğimiz gitmesin dedik. Keşke hiç yaşlanmasak diye düşündük. Yaşlandık ama emellerimiz hep genç kaldı. Sanki bu dünya bizim asıl vatanımızmış ve ebedi yurdumuzmuş gibi hiç gitmek istemedik. “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya çalışmayı” aslında hemen ölecekmiş gibi anladık ve dünyaya öyle bir sarıldık ki ahireti unuttuk. Halbuki hiç ölmeyecek olanın acele etmesine gerek var mı? Hiç beklemiyorduk ki böyle çabuk gideceğimizi, daha ne işler yapmayı planlıyorduk.

Ruh ölümle birlikte başka bir boyuta geçip cesedi terk edecek. Onun asıl vatanı burası değil ki zaten. Buraya bir misafir olarak geldi ve ten kafesine girdi. Şimdi bu kafesten uçma zamanıdır. O asıl vatanına kavuşmak iştiyakındadır.

İşte o an geldiğinde ölümü tatmaya başlayacağız.. Ruh ayaklarımızdan çekilmeye başlayacak. Sanki üç yüz kılıç darbesi vurulmuş, tüm damarlarımız koparılıyor gibi. Sanki içeriden, tüm hücrelerden geçen bir dikenli çalı çekilerek bütün iç organlarımızı paramparça ediyor. İşte bir ömür boyu süren rüya ve uyku bitmek üzere.. Artık uykudan uyanıyoruz... ve gerçek hayat başlıyor. Bir taraftan Azrail(a.s.) ruhumuzu alırken sevdiklerimiz feryadı figanlarla yürekleri dağlıyorlar. Herkesin ameline ve imanına göre ya çok korkunç bir görüntüde ya da çok güzel bir surette gelecek. Ölümü ve ayrılığı kabul etmek ne kadar zor geliyor insana. Şeytan ise bütün maharetini ortaya koyarak bizim üzerimizde bir zafer daha kazanmak istiyor. Onun derdi iman..O en değerli şeyimizin peşinde..O asla ben şeytanım diye gelmez, kişinin en sevdiğinin kılığında gelir. O zaman ölüm anında şuurunu kaybeden insanı kandırmak ne kadar kolay..

Şanlıurfa da bir arkadaş anlatmıştı; ”Benim köyde bir arkadaşım var” demişti. Bir gün köydeki bir kavgada bir genç başına bir sopa ile vurur. Bunu öldü zannederek yıkamaya başlarlar ama ölmemiştir. Bu kişi der ki; “Ben bu halde iken- yarı ölüm gibi bir halde- bir atın üzerinde giderken iki tane askerin kendi aralarında konuşarak karşıdan geldiklerini gördüm. Bu askerler kendi aralarında “falanın atı çalınmış, bunu ancak bir Müslüman çalmıştır. Bir Yahudi bunu asla çalmaz” diye konuşurlar ve bu kişinin yanına gelince buna; ”Sen bu atı nereden aldın? “ diye sorarlar. Bu da hemen “ben Yahudiyim“ diyerek askerlerden kurtulur. İşte şeytanın hilesi. O anda ölse idi Yahudi olarak ölecekti..Büyük bir alim olan şeytanın iğvasından kurtulmak için kalbi selim gerekir.

Bir defa ölmeye gör. Seni sevenler bir an önce senden kurtulmak, mezara koymak istiyorlar sanki.. Dostluklar ne çabuk da bitiyor. Şimdiye kadar seninle sarmaş dolaş olanlar hemen defnetmek istiyorlar. Kimisi “yiğidim” diye kimisi “canım babam” “canım annem” diye ağlar. Bir süre sonra cesedin morarmaya başlar. Seni acele yıkayıp kefenlerler, namazını kılarlar ve beklemeden defnederler. Taşında adın yazılı mezara koyarlar. Sonra herkes kendi hayatına yeniden döner. Sen ise karanlıklar içinde yapayalnızsın artık. Sanki dünyaya hiç gelmemiş gibisin. Bedenini kurtlar kemirmeye başlarken dışarıdakiler senin helvanı yemekle meşguller. Cesedin hızla çürür, dağılır da et kemikten ayrılır ve çıkan kokuya dayanmak imkânsızdır. Dün gül gibi kokanlar...Bu gün ne haldesiniz.?

Ölüp de çürümeyen, toprak olmayanlar da var elbette. Başta peygamberler, şehitler ve Allah dostları.. O'nlar zaten ölmüyorlar ki.. Bir mekandan başka bir mekana geçerler..O'nlar Rab'leri katında diridirler ve orada rızıklandırılırlar. Eşref-i Rumi(k.s.) Hz.leri der ki; ”Bir insan dili ile, kalbi ile ve tüm zerreleri ile Allah'ı zikreder. Ne zaman ki bir insan tüm zerreleriyle Allah'ı zikreder hale gelirse o insan kimya olur, onu ne ateş yakar ne de toprak çürütür” O halde Allah'ı zikret ve diri kal, seni toprak çürütemesin.

Ey en güzel şekilde yaratılan insan, ey hayatta iken kibirlenen, nefsini herkesten daha temiz gören, kendinde bir güç ve kuvvet var zanneden insan, ne kadar aciz ve zavallı olduğunu anladın mı? Mezarda kısa bir süre içinde ne hale geldiğini gördün değil mi? Yine anladın mı sen sadece etten ve kemikten değilsin. Bunlar sana giydirilmiş bir kılıf idi ve şimdi bu kılıf üzerinden çıkarıldı. Allah Azze ve Celle bizi işte böyle eksik ve aciz yarattı, ta ki kul olduğumuzu ve Allah'a muhtaç olduğumuzu bilelim. Yine bilelim ki burası bizim asıl vatanımız değil.. Gerçi bedenler yok oldu ama baki kalacak bir ruhumuz var. O halde neden çürüyüp kurtlara yem olacak olan bedenimizi mamur etmek için uğraşırız da ölmeyecek olan ruhlarımızı arındırmak ve temizlemek için çalışmayız?

Bu dünyada eksik ve kusurlu yaratıldık ama cennet hayatında Allah(c.c.) insanı yeni bir bedenle ve kusursuz bir şekilde yeniden yaratacaktır. Yaşlanmayan, hastalanmayan, sıkıntı ve cefa çekmeyen bir vücut verilecek. Sonsuz nimetler içinde sonsuz bir hayat..

İşte bilelim ki geçici bir süre için bize verilen tüm nimetler birer emanettir ve zamanı gelince elimizden alınır. Bu emanetler elbette ki boş yere verilmedi, onları yerli yerince kullanmak, en güzel şekilde korumak ve zamanı geldiğinde sahibine eksiksiz olarak teslim etmek bizim görevimizdir.

Bazı insanlar ölümden bahsedilmesinden pek hoşlanmazlar. Ölümü unutarak kendilerini rahatlatmaya çalışırlar. Hâlbuki kaçıp durduğumuz ölüm bir gün bizi aniden yakalayacak. Bundan kaçış olmadığına göre işin ciddiyetini ve hakikatini görüp ona göre hazırlanmak en güzeli değil mi? Hep ölümü hatırlayıp ona hazır halde yaşamak ölüme gidişi kolaylaştıracaktır. Son ana bırakılan pişmanlığın, ihlâsın, samimiyetin insana bir faydası yoktur. Rahatlıkta unuttuğumuz Allah(c.c.) sıkıntı ve musibet anında hemen aklımıza geliyor da sıkıntı geçince yine gevşeyip gaflete düşüyoruz.

Eğer bu dünyadaki gerçek amacımızı idrak edemez, çevremizdeki ibretli olaylardan ders almaz, uyarıları dinlemez ve ölümü kendimize çok uzak görürsek ölüm bizi hazırlıksız yakalar da zarar edenlerden oluruz. Hesabımızı hep ihtiyarlayıp ondan sonra öleceğimiz senaryosuna göre yapıyoruz. Hâlbuki mezarlıklar nice genç sübyanlarla dolu.

Eğer kendimizde ebedi bir cennet arzusu var ise bedenin, kalbin ve ruhun temizlenmesi gerekir. Zira temizlenmeden cennete girilmez. Eğer insan bu dünyada temizlenmezse ölüm anında, kabirde, haşirde, sıratta veya cehennemde temizlenerek ancak cennete girebilir. Bunun içinde önce ölünceye kadar imanı muhafaza etmek gerekir.

 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

Ebubekir GÜR { 13 Şubat 2008 15:46:22 }
Değerli Hatice Hanım, bu makalenin başlığını sizin yazdığınız bu şiirden almıştım zaten. Bence var gücümüzle bu dünyadan göçmeden gaflet uykusundan uyanmak için çalışmalıyız. Gaflet ile geçen bir ömrün bizi ebedi pişmanlıklara götüreceğini keşke anlayabilsek. Keşke bu uykudan uyanıpda üzerine rahmet suyu saçılanlardan olabilsek. Keşke ebedi bir hayatı bu dünyanın elem ve üzüntü veren fani lezzetlerine değişmesek .Bizleri uyanışa çağıran bu güzel şiir için çok teşekkürler..Allah sizden razı olsun
Hatice Toprak { 12 Şubat 2008 22:58:11 }
uyan ey gözlerim gafletten uyan
uyan ey uykusu çok gözlerim uyan
AZRAİLİN KADI CANADIR inan
uyan ey gözlerim gafletten uyan
uyan uykusu çok gözlerim uyan

semavatın kapıların açarlar
alemlere rahmet suyu saçarlar
seherde kalkana hulle biçerler
uyan ey gözlerim gafletten uyan
uyan uykusu çok gözlerim uyan


Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun1253 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI