Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

ÇEŞMELERİMİZ

Kategori Kategori: Güncel Olaylar | Yorumlar 7 Yorum | Okunma 2450 Okunma | Yazar Yazan: tatar | 02 Şubat 2008 18:56:34

Belge niteliğindeki bu yazısından dolayı Hulusi ağabeye teşekkürler...

ÇEŞMELERİMİZ
 
    Ağustos ayının ortalarında Sarıkaya’daki bahçemizden Yukarı Suçatı’daki evimize kurumuş yonca burması çekiyorum. Getirdiğim yükü yıkıp, kendirleri kelep yapıp, semerin üzerine attıktan sonra bende eşeğe binerek yola çıktım. Öğlenin kanı sıcağında yer yer erimiş asfalttan ayrılıp Sarıkaya’ya doğru sapınca aşırı derecede susadığımın farkına vardım. Bir an önce çeşmeye varmak için eşeği sıkıladım. Çeşmeye vardığımda iki küçük kız çocuğu su içiyorlardı. (Bende on oniki yaşlarındayım)  Eşekten inip binmem kolay olsun diye hayvanı çeşmenin kurnalarının önündeki betona çıkarttım. O anda kız çocukları aniden oturdukları yerden kalkınca, eşeğin ürküp aşağı atlamasıyla birlikte, beton zemine çakılıp kaldım. Neye uğradığımı şaşırdım. Etraftan koşup gelenler beni yerden kaldırdıklarında sol kolum kırılmıştı.
     Geçen yaz Suçatı’ya gittiğim de, bir anımın daha benden kopup, kaybolmak üzere olduğunu fark ettim. Belediyenin tam arkasında, Balabanlı Mehmet Ali Yurtseven’in evinin önünde akmasa da her önünden geçtiğimde bana o olayı anımsatan bu büyük ve sağlam çeşmeyi yıkarak kaldırmışlar.
      Sahi! Bu üzerlerinde Y.S.E (yol, su, elektrik) yazan, gelip geçen insanların su içtikleri. Sıcak havalarda ellerini yüzlerini yıkayarak serinlemeye çalıştıkları. Kurdun, kuşun, böceğin, değişik hayvanatın faydalandığı, genç kızlarımızın bakraçlarla evlerine su taşıdıkları bu çeşmelerden kasabamızın nerelerinde vardı? Birincisi Yukarı Suçatı’ya girerken Perici Kadir Emmi’lerin evini karşısındaydı. İkincisi Mescit önüne doğru çıkarken Halloğ Şeyhamid Emmilerin evinin köşesindeydi. Üçüncüsü cami ile Terzi Feyzi Abinin dükkânının önündeydi. Dördüncüsü Cemil Öğretmenin evinden bizim eve doğru çıkarken sokağın sonunda Ürüküye Bibinin evinin duvarındaydı. Beşincisi Çörten’de Durdu Ali Emmi ile Mehmet Aminci Emmilerin evleri arasındaki, üzerine Leyleklerin yuva yaptığı üç kişinin zor kucakladığı o heybetli kavak ağacının dibindeydi.
         Altıncısı Şehmuz Hoca Emmilerin evi ile Deli Meryem Teyzenin oğlu (köyümüzün ilk şehirlerarası otobüs şoförü) Kadir Emminin evleri arasındaydı. Hem de bu çeşmenin deposu vardı. Her yerde sular kesilse burada akar, mahallenin bütün genç kızları bu çeşmenin başına toplanırlardı. Yedincisi Celal Abi ile Lokman gilin evleri arasındaydı. Sekizincisi Hoca gilin Turan Abinin kapısı önündeydi. Dokuzuncusu Ali Hoca Emmilerin evinin karşısındaki duvardaydı. Onuncusu Yaşar Özdemir’lerin sokağındaydı. Onbirinci Yukarı Suçatı İlkokulu ile Küçük Ömer’lerinin evi arasındaydı. Onikincisi Hanyeri’nde Fahri Emminin dükkânının altında ki asfaltın kenarındaydı. Onüçüncüsü bu yaz yıkılan depolu çeşme idi. Ondördüncüsü Suçatı Ortaokulu ile Höloğ Aşır Emmilerin evleri arasındaydı. Onbeşincisi, Cuma Hanifi Emminin evinin yanındaki derenin kenarındaydı, Onaltıncısı Sarıkaya İlkokulunun duvarındaydı. Onyedincisi Sarı Muhittin Emmilerin evinin önündeki yokuşu çıkınca Efe Ahmet Abinin bahçesinin kenarındaydı.
      Muhakkak ki Yeşilyurt, Hacılar, Karşıyaka mahallelerinde de başka çeşmeler vardı. Bu çeşmelerimizde kim bilir daha nice insanların şimdi tatlı bir tebessümle hatırladıkları ne güzel anıları vardır.
       Şu anda Suçatı’da. Biri Hanyeri’nde ikisi mezarlıkta biride Gürün’den Suçatı’ya gelirken Karahisar yol ayırımında olmak üzere dört tane çeşme var. Başka varsa ben bilmiyorum (camiler hariç) Mezarlıktaki çeşmelerden yukarıdakini, Halil İrfan Emmi ile hanımı Ayşe teyzenin hayrına oğulları Halil Abi ile İhsan yaptırmış. Aşağıdakini kimin yaptırdığını hatırlayamadım. Özür dilerim. Ayrıca birde Gürün Devlet Hastanesinin yanına yine bizim Suçatılı Salih Emmi ile (Salih Sarıkaya köyümüzün eski muhtarlarından) hanımı Meryem Teyze'nin hayrına oğulları Mehmet Abi ile Ali Abi yaptırmışlar.
          Tüm hayır sahiplerinin memleketimize yapmış oldukları çeşitli katkılarından dolayı teşekkür ediyor, imkân sahiplerinin kasabamızın şu anda ki ihtiyaçlarına da katkı koyacaklarına canı gönülden inanıyor, yazımda adı geçen büyüklerimizden vefat edenlere Allah’tan rahmet yaşayanlara sağlıklı ve uzun ömürler diliyorum.
                                                
HULUSİ TATAR - İZMİR                 
 

 | Puan: 10 / 1 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

abdurrahman engin { 22 Aralık 2009 14:32:50 }
hulusi Bey çeşmelerimizi anlatırken beni çook uzaklara götürdünüz o yılları yaşar gibi oldum 60 LI YILLARDI. 15 yaşlarındaydım hendekleri imece usuluyla kazıyorduk bizede 30 metre verilmişti. babam feyzi orakcıya benide yanına alıp herikimizinkide beraber eşmemizi ayarladı çok zor şartlarda işi bitirdik. Çeşmeler şarıl şarıl akmaya başladı. Köylü sevinç içinde dünyalar bizim olmuştu sanki. şimdi ise ne yazık ki bizim karşıyaka mahallesindeki çeşme hariç hiçbirisinin enkazıda kalmadı. O da işlevi olmasa da yıkılmadım ayaktayım diye direnmeye çalışıyor. fakat kenarları oyulmuş toprağı deşilmiş betonu kırılmış vaziyette ömrünü sürdürmeye çalışıyor. Gelip geçerken yapıldığı yılları hatırlayıp selamsız geçemiyorum. çünkü bu çeşme depolu olduğu için çok azametli duruyor. Selam ve saygılar sunar. Başarılar dilerim.
zeynel fenkli { 14 Kasım 2009 00:56:43 }
feyzi aminci ile birsen ablanın evleri arsındaki çeşmeyi unutmuşsu yinede teşekkürler
Abdullah Takcı { 13 Şubat 2008 16:41:53 }
Hulusi kardeşim güzel yazmışsında,eski çamlar bardak oldu derler ya,doğru.Hele sen
o üzerinde YSE yazan çeşmelerin birde ne şartlarda nasıl getirildiğini bir bilseydin,için daha çok burulur daha çok acı çekerdin kardeşim.Bugün hayatta olan ve de belediyemizin ilk başkanı olan sayın Faik Bilgiç abimizin dizinin dibine oturda o sana anlatsın o günü.Oçeşmelerin suyu şakşak pınarı denen yerden herkesin az çok gayretleri vede YSE kurumunun üstün gayretleri ile kazandırıldı köyümüze(Bugün belde)..ama onu koruyamadılar bu gün yıkıyorlar.yurdun her tarafında aynı şey..sokak çeşmesi kalmadı.her şey modernleşme uğruna yok edildi.Ne ise kardeşim yazacak şey çok ta yazdıkca o günleri hatırlıyor üzülüyorum.bu yazıyı kaleme aldığın için sana teşekkür ediyorum.Başka yazılarınızıda okuyorum.güzel yazıyorsun.Teşekkürler sana başarılarının devamını diliyorum.
enver yurtseven { 08 Şubat 2008 11:28:20 }
Canım kardeşim güzel yazmışsı ağzına sağlık da bir şey unutmuşsun artık moderinleştik.dışardan gelen yabancıları ve yayan giden insanları unutuyoruz.Yol boyunca insan su içmek istese bir çeşme yoktur.devir böyle olmuş.selamlar
yunus emre { 03 Şubat 2008 21:53:46 }
hulusi abi teşekkürler....
eğer geçmişi geleceğe taşıma gibi bir endişemiz varsa, yapılmış eserler olsun, yaşamış insanlar ve onların yapıp etmeleri olsun kısacası birikimlerimizi geleceğe aktarmak gerekiyor.çeşme deyip geçmemek lazım. onlar aracılığığla bir dönemin sosyal, ekenomik, kültürel hayata dair izleri yakalamak mümkün.en basitinden evlerde çeşmelerin olmadığını, dolayısıyla şimdiki anlamda tuvalet kültürünün gelişmediğini, (doğal olarak) örneğin, çamaşır, bulaşık makinelerinin kullanılmadığını yani bir köy hayatını tasavvur edebiliriz.dikkat edilirse gelişme birbirini tamamlayan unsurlarla birlikte gerçekleşiyor. elektrik geldikten sonra evlere suyun gelmemesi düşünülemez değil mi? bu gelişmelerin olması kaçınılmaz. ancak Emrullah Beyin dediği gibi numune olarak koruma altına alınan bir-iki çeşme olabilir. örneğin bizim depo bu anlamda iyi bir örnek oludu. yılıkdığını bilmiyorum. öyleyse gerçekten üzüldüm. hulusi abiye bu hatırlatıcı yazısından dolayı teşekkür ediyorum. selam ve dua ile... yunus emre
Emrullah TOPRAK { 02 Şubat 2008 21:06:49 }
Üzerinde YSE yada DSİ arması taşıyan ve bir devire tanıklık eden bu çeşmelerin çoğu ne yazık ki yok artık. Yukarı Suçatı'da, bahsettiğiniz bizim eski evin önündeki YSE çeşmesi hala duruyor. Geçen yaz biraderim Seyfullah ile gittiğimizde fotoğrafını da çekmiştik. Bu ve bunun gibi ayakta durabilen birkaç çeşme korunabilir. Hatta hatıraların diri tutulması açısından şebeke de bağlanıp kullanılabilir düşüncesindeyim. Yazı için teşekkürler Hulusi Abi.
fahrettin { 02 Şubat 2008 20:12:57 }
gözlerim doldu hulisi abi.o çeşme bizim evin karşısındaydı biliyorsun.biz adanada büyüdük ama her yaz muhakkak gelirdik köye.o çeşmede bizim çoçukluğumuz var.onun o buzgibi akan suyunu unutmak mümkünmü.neden yıkıldı yol açılmış,yol yapacağız diye köyümün güzelliğini yok ediyolar.ağaçları katlediyorlar.köyün tek sorunu yoldu sanki.yazın gidince içim kan ağlıyor.doğrudürüs çöp bidonu yok,bahçeler suszluktan kuruyor,birzamanlar çimdiğimiz suyunu içtiğimiz güzelim ırmak lagım sularından can çekişiyor,iş alanı açabilmek için bir gayret uğraşı yok,herkes kaçıyor köyümden çünkü iş sahası yok.ama bizim yetkililerimizin derdi varsa yoksa yol ya kaçtane araba var köyümde çokmu sıkışıyorki trafik,bahçeleri talan edip yol genişletiyorsunuz.yaş kesenin başını keserim demiş atalarımız.iyiki o zamanlarda yaşamıyorsunuz.velhasılı kelam hulisi abi çoçukluğumuzun bir anısı daha yok oldu.malesef tarihimize sahip çıkamıyoruz.geçmişini bilmeyenin geleceği olmazmış.bir çeşmeyi bile koruyup yaşatamadık.çoçukluğumuzu çalanları Allaha havale ediyorum.
Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun1241 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI