Lastik Ayakkabı
Kategori: Anı |
4 Yorum |
2949 Okunma |
Yazan: tatar | 15 Ocak 2008 21:32:24
Hulusi Tatar Ağabeye Teşekkürler...
LASTİK AYAKKABI
Sabahleyin kalkıp pencereden dışarıya baktığım da, kar hala yağıyordu. O zamanlar Pazartesi günlerini hiç sevmezdim. İki gün tatilin ardından bu soğukta, sıcak yatağımdan kalkıp, okula gitmek hiç işime gelmiyordu. İsteksizce elbiselerimi giydim. Bezden çantamı hazırladım. Cuma günü çıkarıp nereye attığım belli olmayan kravatımı arayıp buldum. Şapkamı da başıma taktıktan sonra okula gitmeye hazırdım.(70’li yıllarda bir süre ortaokul öğrencileride şimdiki askeri öğrenciler gibi şapka takarlardı).
Dışarı çıktığımda rüzgârın daha şiddetli estiğinin farkına vardım. Bir elimle uçmasın diye başımdaki şapkayı tutarken öbür elimle de arada bir kara saplanıp kalan arkası yırtık ayakkabımı çıkarmaya çalışıyordum. Okula vardığımda toprak damlı Suçatı Ortaokulu’nun önünde öğrenciler sıra olmuşlar İstiklal Marşını söylemek için bekliyorlar. Bende varıp sınıfın en arkasına durdum.
İstiklal Marşından sonra öğrenciler okulun kapısından içeriye doğru girmeye başladılar. Her zamanki gibi İbrahim Hoca,(İbrahim Şimşek: Suçatı Ortaokulunun hem kurucu müdürü hem de matematik öğretmeniydi) kapının önünde durmuş kılık kıyafet kontrolü yapıyordu. Öğrenciler sınıflarına girince doğruca gürül gürül yanan kömür sobasının başında bir halka oluşturdular. Hoca geliyor sesiyle beraber geçip yerlerimize oturduk. Daha yeni başlamıştık ki sınıfın kapısı vuruldu. İçeri giren öğrenci beni göstererek Hocam, “arkadaşı müdür bey çağırıyor”dedi. Sınıftan çıktığımda kalbim küt küt atıyordu. Acaba ne olmuştu da Müdür Bey beni çağırtmıştı? Kapıyı çalıp içeri girince, masasında bir şeyler yazan Müdür Bey kalkıp yanıma geldi. Yırtık olan ayakkabıma bakarak başka ayakkabım olup, olmadığını sordu. Bende ne var diyebildim nede yok. Müdür Bey bana”sınıfına giderken Ahmet’i çağır buraya gelsin” dedi. Ahmet Abi,(Gasgas Ahmet: Okulumuzun tek hademesiydi. Sabahleyin erkenden gelir, bütün sınıfların sobasını yakar, akşama kadar Ahmet şunu getir. Ahmet şunu götür diyen öğretmenlerin isteklerini hiç yüksünmeden karşılar. Arada bir kömür kovasını doldurarak sobalara tek tek kömür ilavesi yapar. Okulun temizliğinide yaptıktan sonra akşam geç vakit evine giderdi.) Zil çalıp ta teneffüse çıkınca, Ahmet Abi yanıma gelerek. “Bu gün öğle paydosunda eve gitme seninle Gürün’e gideceğiz “dedi. Gürün’e varınca önce köşkerler çarşısına uğradık. Birkaç dükkâna girip çıktık dere boyundaki dükkânları dolaştık. Sonunda ayağıma göre içi kırmızı tüylü dışı Oltu taşı gibi simsiyah parlayan, kendine has bir kokusu olan, lastik ayakkabıları alarak döndük.
O yıl Şubat tatilinde, Ortaokulu Aşağı Suçatı’daki yeni yapılan binasına taşıdılar. Aradan üç yıl geçti okulun son sınıfındayız. Mevsim İlkbahar derste boş olunca, öğrencileri durdurana aşk olsun. Sınıfta bir gürültü bir kıyametki sormayın gitsin. Derken alt sınıfın başkanı geldi. İbrahim hocanın gürültüden ders yapamadığını, gürültü yapanların tespit edilmesini bizim başkana(Aziz Efe) söyleyerek gitti. Ama sınıfta aynı hengâme sürüp gidiyor. Biraz sonra sınıfın kapısı hışımla açıldı İbrahim Hoca içeriye girdi. Son derece disiplinli, ciddi görünüşü ve duruşuyla öğrenciler üzerinde hem saygı hem de bir otorite oluşturan İbrahim Hoca başkana dönerek” kim bu gürültü yapanlar” dedi. Başkanda” tahtaya yazdım Hocam” dedi. İbrahim Hoca tahtaya dönüp baktı tahtada guduranlar yazılmış altında da bir sürü numaralar. İbrahim Hoca başkana dönerek “bunlar itmi ki kudursunlar diyerek Aziz’e iyi bir kızdıktan sonra aynı şekilde çıkıp gitti.
Daha sonra Gürün Lisesinde Müdürlük yapan İbrahim Hoca, ondan sora İzmir’in Urla ilçesinde lise Müdürlüğü yaptı. Bu görevindeyken, Milli Eğitim Bakanlığı Baş Müfettişliğine atanan İbrahim Hoca uzun yıllar bu görevini sürdürdükten sonra kendi isteği ile emekli olup İzmir’in Urla ilçesine yerleşti. Kasabamızın yetiştirmiş olduğu müstesna insanlardan biri olan İbrahim Hocaya, yokluklar içerisinde kurulan Suçatı Ortaokulu’na ve öğrencilerine yapmış olduğu maddi ve manevi katkılarından dolayı teşekkür ediyorum. Bundan sonraki yaşamını sağlık ve huzur içerisinde geçirmesini diliyor ellerinden saygıyla öpüyorum.
HULUSİ TATAR
İZMİR
Yorumlar
serap
{ 29 Mayıs 2008 22:34:57 }
çok güzel bi yazı hulısı abi ellerine yüreğine sağlık bi solukta okudum .başarılar diliyorum
bütün yazıların memleket kokuyo hulisi abi.Yokluk içindede olsa eğitimin nekadar önemli olduğunu anlamamız lazım.Hz.Ali boşuna dememiş bana bir harf öğretinin 40 yıl kölesi olurum diye.eğitimli bilgili bir insan vatana mi
llete ve tüm insanlığa faydalı olur.Ama bazı cahillikler vardırki onlar eğitimle bile giderilemez.
Allah hepimizi bu cahilliklerden korusun
İbrahim hocamla en son Balıkesir Gönen de karşılaştım ,Gönen deki Özel bir dersaneyi denetlemeye gelmişlerdi yine aynı vakur ve sıcak tavrını muhafaza ediyordu ,Ankarda bir işin olursa haberimiz olsun diyerek ayrıldığını hatırlıyorum hocamızın saygıyla ellerinden öpüyorum ,hidayet beye katılıyorum İbrahim hocamızın bir dolu anısı vardır nazım hocamızla birşeyler konuşup nazım hocanın alnının bütün damarları şişercesine kahkalarla defalarca güldüğünü bugün gibi hatırlıyorum bu anıları bizlerle paylaşması hakkımız diyorum ,bu yazının sahibinede ayrı teşekkür ediyorum
Öncelikle yazı için Hulusi Ağabeye teşekkürlerimi sunuyorum. Daha sonra ise Saygıdeğer Halil İbrahim Şimşek hocama başta kasabamız ortaokuluna katkılarından dolayı sonrada memlekete yapmış olduğu hizmetlerden dolayı tebrik ve teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Kasabamızın değerlerinden birisi olan saygıdeğer hocam eğer bizi kırmaz ve sitemizde yazmak isterse, bize görüşleri ile ufuk kazandırır ve kasabamız için çözüm önerilerini bir eğitimci olarak bizimle paylaşırsa bundan çok büyük gurur duyarız. Hocam bu isteğimizi lütfen olumlu karşılayın ve lütfen sizde ekibimize katılarak bize yön gösterin. Saygıyla ellerinizden öpüyorum.
Diğer Sayfalar: 1.
Yorum Yazın