Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SÖYLENENLER ve GİZLENENLER

Kategori Kategori: Yazı - Makale | Yorumlar 10 Yorum | Okunma 3129 Okunma | 18 Aralık 2007 13:46:31

Canip Beye Teşekkürler...

SÖYLENENLER ve GİZLENENLER

 

Hayatta bize “Söylenen” ve bizden “Gizlenen”’ler vardır. Çoğunlukla “Söylenen”’lerle oyalanırken, “Gizlenen”’leri yaşarız. Ve İnsanoğlunun en büyük arzusu “Gerçek” genel olarak “Gizlenen”’lerin içindedir.

Herkes

kimi zaman,

bir şeyler “Söyleyen” ve bu söylediklerinin arkasına çıkarlarıyla paralel gerçekler “Gizleyen” 

kimi zaman da

“söylenenler”’i dinlerken,

“gizlenenler”’i kaçıran olur.

 

Bu eylemin, hem özel hem tüzel özneleri vardır. Bunu tek başına bir birey de yapar, bir bütün olarak toplumlarda. Bunun dışında insanların üzerine çıkmış, politikalar, felsefeler de zaman-zaman bu eylemin öznesi olurlar. Kısacası bir şey söylemeye muktedir her kavram, aynı zamanda bir şeyler gizlemeyi de bilir. Ve çoğunlukla bir şey söylemenin asıl amacı bir şey gizlemektir.

 

Mesela insanların kim oldukları anlattıklarında değil sakladıklarında gizlidir. Ve gerçek kesinlikle saklananların ardında yatar. İnsanlar anlattıklarında, inanmamızı ve düşünmemizi istedikleriyle barışık şeyler sunarken, asıl kimlikleri, göz çukurlarının arkasındaki derin karanlıkta gizlidir.

 

Tüm dünyada kamuoyuna oyalanması gerekenler sunulur. Ve sunulan şeylerin maksadı saklanan şeyleri perdelemektir. Bizler infial içinde,  tasarlanmış gündemle oyalanırken, neticesini bire bir yaşayacağımız ve içeriğini ancak bir zaman sonra –ki iş işten geçtiğinde- öğreneceğimiz bir hareket, o perdenin ardında sinsi bir sessizlikle devam eder.

 

İnsanlara kendimizi anlatırken, başarılarımızı, cesaretimizi, ne kadar kıymetli olduğumuzu ispat eden şeyler anlatırken, zavallı ve çirkin yanlarımız, içimizin, bizim bile kolay kolay ulaşamayacağımız bir derinliğinde yatar. Ve hareketlerimizi anlattıklarımız değil sakladıklarımı yönlendirir.

 

Tüm dünyada kalabalıklar iktidar sahiplerinin vaat ettiklerini düşlerken, ellerindekini yitirmekte olduklarını ancak hareket sona erdiğinde anlarlar. Ve kalabalıklar için her zaman, söylenen türkünün hoş tınısı, gizlenen çığlığa tercih edilir olmuştur.

 

Saklananı gözden kaçıran insanlık büyük savaşlarda birbirini öldürürken, mütareke zamanlarında güzel söyleyen ve buna bağlı olarak güzel gizleyenlerin servetlerine servet katmışlardır.

 

Söylenenlerle yetinenler ne yazık ki, başkalarınca tasarlanmış hain bir rüyayı ahmakça yaşayan, mutlu, ortalama kalabalıktır. Söylenenlerin arkasındaki o müthiş karanlığa bakanları çoğunlukla mutsuzluk beklemektedir.

 

Söylenenleri kalabalıklar dinlerken, gizlenenlere her kişi tek başına bakmak durumundadır. Ve bize “kalabalıkların ahmak huzurunu mu” yoksa “ yalnızlığın derin acılarını mı” seçimini yapmak kalır.

 

Gizlenenlere bakmaya karar verirken gerçekle yüzleştikten sonra asla onu tanımadan önceki o zavallı huzura dönüşün imkansız olduğunu bilmemiz gerekir.

 

 

 | Puan: 6,4 / 5 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

fahrettin { 26 Ocak 2008 16:02:00 }
ne kalabalıkların ahmak huzuru nede yalnızlığın derin acıları biz benliğimizi özümüzü kaybediyoruz. kaynaktan beslenmeyen herşey yok olmaya mahkumdur.malesef bizim kaynagımız özümüz kuruyor onu bizler kurutuyoruz.böyle oluncada başkasına el açmak zorunda kalıyoruz.eger bir oyunda bir karekter olamazsan sadece o oyunu izlemekle yetinirsin.üzerimize seneryolar yazılıyor oyunlar oynanıyor bizse seyrediyoruz acı ama gerçek bu.tek kurtuluş yolu öz benliğimize dönmek yoksa ne olduğumuzu bilmeden hep figuran oluruz
oğuz ışık { 21 Aralık 2007 03:44:16 }
ayhan bey ben yazıda bir kemale erme, veya insanlarla girdiğimiz münasebetlerin mahiyetini tayin etmeye yönelik bir önerme görmedim. şiirsel bir ilahamla, felsefi bir deneme. bence yazıyı bu basite ingirgememek lazım. saygılar
semih { 21 Aralık 2007 03:37:58 }
merhabalar canib bey. yazınızın en temel çıkış noktasında komünist bir ton var gibi geliyor bana. özellikle ikili ilerleyen yazınızın toplumsal kısımlarında, sosyalist devrim ögelerini çağrıştıran bir yaklaşımınız var. yargılamak için değil, ne kadar dikkatli bir okur olduğumu test etmek için yazıyorum bu yorumu. bu açıklamayı ise eleştirilere sergilediğiniz fevri tavırdan ötürü ekliyorum. düşünce konusunda kat ettiğiniz mesafeyi, yazmak suretiyle paylaştığınız insanların eleştirilerini hoş görüyle karşılama konusunda da göstermelisiniz. yazınızda ve yazılarınızda düşünen bir kimse olma iddianız var. ve bu iddianın normal aşamalarından biri de yadırganmak ve eleştirilmekte var. sevgilerle. yazmaya, kelimelerinizi biraz daha yumuşatarak deva etmeniz dileğiyle
Betül Turan { 21 Aralık 2007 03:28:19 }
Yaptığınız saptama gündemin nabzını tutuyor. Misal; son yapılan Irak Operasyonu. Bekir Coşkun'un dediği gibi emsali görülmemiş bir şekilde hem ABD'yi, Hem Türkiye'yi hem de PKK'yı memnun eden bir operasyon. Tabi toplum olarak artık daha mutluyuz, huzur içindeyiz söylenenleri dinlediğimiz için veya duymak istediğimiz için. İki hasım taraf memnun olurken gizlenenlerin baş aktörü ABD çıkarlarına çıkar katıyor. Tarih bu ve benzeri örneklerle dolu. Sürü felsefesi de böylece çok güzel işliyor, ta ki kendi canımıza halel gelene kadar. Toplumsal bilincimiz zayıf, her daim güzellik ve iyimserlik uykusuna yatırılmış gibiyiz.
Yazınız iyi bir analiz örneği olmuş. Mutsuz olmayı aptal olmaya tercih etmek lazım. Her daim uyanık kalanların arasında olmanız dileğimle, tebrikler....
mehmet canib öksüz { 20 Aralık 2007 14:23:48 }
ayhan bey bu ikinci yorumunuzu zevkle ve istifade ederek okudum. hayata baktığımız pencereler farklı. bu çok doğal bir şey. ancak yazılarımdan kişiliğimi keşfe çıkmanız ne kadar doğru bilmiyorum. bir konu üzerine düşünüyor ve o düşüncelerimi yazıyorum. diğer yazılarıma da bakarsanız, düşünerek vardığım sonuçları deneme olarak yazıyorum. şüphe etmeden doğruyu nasıl bulabiliriz? "kalplerde olanı ancak biz biliriz" ben de bunu hatırladım ve hatırlattım. yazımdaki asıl hedef ise, iletişim çağının bu bilgi kirliliğide şüpheciliğin aslımızı korumak ve aslımıza erebilmek için faydalı olduğuna ancak bununda çetin bir süreç istediğine, insan psikolojisinin derinlerinde gizli ve sosyal hayatı yönlendiren karanlık noktaya, değinmek istedim. ve ayrıca her yoruma cevap vermediğimi, düşüncelerinizi (karakter tahlili yapan kısımları hariç) dinlemeye ve değerlendirmeye değer bulduğumu takdir edersiniz ve bu temel noktayı belirledikten sonra zevkle okuyacağım yorumları, tüm kişisel ögelerden ayırarak yapmanızı rica ediyorum. iyi bayramlar.
Ayhan Göçmen { 20 Aralık 2007 11:38:58 }
Canip bey, hakkınızda henüz bir sonuca varamadım, ben bir ihtimalden söz ettim. Buna karşılık siz de hakkımda bir tahminde bulundunuz. İsterseniz sizin sözlerinizle devam edelim. İnsanların gerçek kimlikleri söylediklerinde değil göz çukurlarının ardındaki derin karanlıkta gizlidir, diyorsunuz, peki bu gizlenenleri nasıl keşfedeceğiz. Burada bize düşen niyet okumak mı, bunun arkasından önyargılar yumağı gelmez mi. İlahi öğreti “kalplerde olanı ancak biz biliriz” diyor. Kanaatim, bu septik düşünceleri bir kenara bırakmak. Oturup acı gerçeklerle yüzleşmeyi beklemeden insanlarla olan ilişkilerimizde söz-davranış tutarlılığını esas almaktır. Ne kalabalıkların ahmak huzurunu nede yalnızlığın derin acılarını yaşamak bizi kemale erdirmez. slm.


zarife tunç { 19 Aralık 2007 19:03:23 }
canip bey eleştirilere gördüğüm kadarı ile pek açık değilsiniz yazınızı her zaman ki gibi içinizde yaşadığınız heyecanların bi yansıması bu yazıyı yayınlamnıza gerek yoktu az çok siteyi takip edenler sizin içsel yaşadığınız kargaşalrdan haberdar bunları kağıda dökecğiniz yerde çözmenizi canı gönülden dilerdim YÜREĞİNİZE SAĞLIK
hakim { 19 Aralık 2007 13:22:37 }
Canip bey, çok mükkemmel tahlilleriniz var. Seni kutlarım. Tıpkı zor bir proplemin herkes tarafından anlaşılır çözümünü sunmak gibi yazı yazmışsınız. Yaşanılan ve yaşatılan herşeyde bir gizem gizlilik vardır.Önemli olan gizemin gizliliğin,arka pilanında neler olduğunu görmek, çözmek ve çözemiyenlerin faydalanması için çözümü sunmaktır. Bu konuda senin oldukça yetenekli olduğunu düşünüyorum. Yazmaya devam et. Gözlerinden öperim. Hakim.
mehmet canib öksüz { 19 Aralık 2007 11:48:44 }
öncelikle yorumunuz için teşekkürler Ayhan bey. bu hayatta "özü sözü bir " meselesine hala inanabilen insanların kalmış olması beni sevindidi. o mutlu iç dünayınızın bozulmaması dileğiyle. ayrıca bu yazımdan "özü sözü bir" olamayan bir kişi olduğum sonucuna varmış olmanız, yazımı tüm genelden ayıklayıp kişiliğimle ilgili bir tesbitte bulunmanız,ya insan üstü bir öngörüye sahip olduğunuz yada benim yazılarıma ön yargılı baktıığınızı gösterir.slm.lar
Ayhan Göçmen { 19 Aralık 2007 09:13:55 }
Canip bey yazınızda hayata çok septik bakan bir ruh hali gördüm. Hem topluma hemde tek tek fertlere atfen yazmışsınız. Uyanık olmak, oynanan oyunlar, meseleleri arka planıyla düşünmek, bazı çevreler, tamam da, eğer siz ilişki kurduğunuz herkese böyle bakıyorsanız işiniz gerçekten zor, Allah size kolaylıklar versin. İnsanların kendi beyanını bırak arkasındaki niyetine bak havası “özü sözü bir” olamamanın verdiği bir ıstıraptan mı kaynaklanıyor, ihtimal tabi. Yoksa sizden başka herkesin böylemi olduğunu düşünüyorsunuz. Her iki durum da içinden çıkılamaz çelişkiler barındırıyor. slm.
Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun960 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI