Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SUYUN DESTANINI YAZAN ADAM

Kategori Kategori: Portreler | Yorumlar 3 Yorum | Okunma 2611 Okunma | Yazar Yazan: osman | 07 Ekim 2007 11:36:39

Suların, âvâre aktığı diyarların çocuğuyduk.

SUYUN DESTANINI YAZAN ADAM

Suların, âvâre aktığı diyarların çocuğuyduk. Irmak kıyılarında uçurtmalar uçurur ve her yağmur sonrası, gökkuşağının altından geçmeyi düşlerdik. Bir gül çağının, bülbül serzenişleriydik. Her şeyimizi parayla takas etmeden önce, sular üzerine yazılar yazıp, allı turna ile gönül diyarına gönderirdik: 
“Allı turnam bizim ile varırsan 
Şeker söyle kaymak söyle bal söyle 
Eğer bizi suâl eden olursa 
Boynu bükük, benzi soluk, yâr söyle” 

O güzel nâme, ondan başkasına emanet edilemezdi zaten. Göğün en yükseğinden geçen her turna katarı, insanı heyecanlandırır, bahara yine gelmeleri için, temenniler tutulurdu yüreklerde. 
** 
Azımızın çok kabul edildiği, bir dünyanın filizleriydik. Kıtlık, kapımıza hiç uğramazdı. Kanaat, en samimi yârenimizdi. Sofralarımız, önce tuzu konuk ederdi; Yusuf’un arpa ekmeğini konuk etmesi gibi. Kapı hemencecik çalınır diye, bir tabak hep fazladan bekletilirdi. Sıcacık çorba, daha boğazımızdan geçmeden, hemen bir kase komşumuzun sofrasına inerdi. Hani, apansız bir misafir gelip, evimizi şenlendirir diye, gözler kapıda kalırdı. Bayramlar iple çekilir ve dolapta bayramlıklar, günler öncesinden yerlerini alırdı. Küsler barışır, kin ve nefret, bir yılkının sırtında Kâf Dağı’na gönderilirdi, bir daha gelmemek üzere. Bayram yemeği acelece yenip, rengarenk şekerlerle cepler doldurulup, yemyeşil çayırlarda uçurtmalar uçurulurdu, göğü kıskandırırcasına. Hep dik dururduk. Dik duruşumuzun bedeli ağır da olsa, bedelini öder ama eğilmezdik...    
** 
   Her gece, Ay Dede’yi, ıslıkla selamlardık tepelerin ardından.“Bir baş kuru soğan, bir parça kuru ekmek” kavilleşmesi yapılırdı, gözlerden ırak yerlerde. 
   Sulardan destanlar okur, damla damla şiirler süzerdik gönüllerimize. Hep Mecnun’un hikayesi, yüreklerimizi dağlardı nedense. Bir damla göz yaşını, kuru yaprağın üzerinde, ceylanla Leyla’ya göndermesi, daha bir umutlandırırdı Anadolu yüreğimizi. Her ırmak kenarına uğrayışında, hani Leyla da susuzdur diye içmeyip berrak sulardan, seslenirdi avare akan derelere: Su, Leyla’yı gördün mü? Su, Leyla’ya selam götür. Su, Leyla’yı al da getir... Su, su, su... Ve Ferhat, kazmasıyla çıkıp gelirdi masallardan ansızın. Her kazma darbesinde, Şirin’in gül yüzünü görüp, daha bir delerdi yüce dağları. Sonra, hayal meyal, sanki Şirin ona seslenirdi nazenin bakışlarla: 
“Kazmayı kayalara değil kalplere vur ey 
Ferhat niçindir kırdığın bunca taş senin 
** 
Sen de mi taşla bir oldun ey sevgili 
İşitmez oldun beni kalbin taştan taş senin” 
** 
 “Su gibi aziz ol” temennileri içimizi genişletir, gidenlerin ardına su dökerdik; menziline kazasız, belasız ulaşsın diye. Hafakanlar bastığında düşlerimize, onu sadece suya anlatır ve hemencecik rahatlardık... 
   Gönül çeşmesinden doldurulan bir tas su, içimizi serinletir, verene minnet duyulurdu. Hele hastaya o su hayat verir, yeni dünyaların kapıları aralanırdı: 
“Bir hastaya vardın ise, 
Bir yudum su verdin ise, 
Yarin orda karşu gele, 
Ab-ı hayat içmiş gibi” 
   Kent meczupları, şehrimizi talan ede dursun, bir gül çağının çocuğu yaşadı Kültür Şehri Sivas’ta. Numune Hastanesi’nde dört tekerlekli arabasıyla, bugday tenli bir suskun adam, ölmemesi gereken bir erdemi sundu taşlaşmış kalabalıklara. “Su parasızdır” levhasıyla, bizlerin peşinden koştuğu her şeyi gölgede bırakarak yaşadı. 
Hikâyesi olsa gerek diye sıkıştırdım, her gördüğümde. O kadar gizemli bir suskunluğu var dı ki, anlatamam. Yanında yürüyüp, konuşturmaya çalışıyorum; ama bir türlü konuşmuyordu. Suyu bitince de, tatlı suyun olduğu yere gidip, kaplarını doldurup, yine karışıyordu kalabalıklara. Suskunluğu daha bir meraklandırıyordu beni. Suskunluğun o bilge, o asil, o nazenin duruşunu şiirleştiriyordu sanki esmer suretinde. 
Eski zaman seyyahlarının fırtınalar yüklü çeteleleri gibi, gerisin geri bir geniz yanması kaplıyordu etrafı. Bir koşu gidip getirilen ve dönüşte yıkılan bir umudun soy sendelemesi titretiyordu su dağıtan elleri. 
 Geldiğinde, yapayalnız kalışın öyküsünü saklıyordu nasırlı yüreğinde. Hayat arkadaşına bir koşu bir yudum su getirmek için koşan yorgun bedeni, geldiğinde onu görememenin iç burkan nedametiyle titriyordu. Ve, destansı bir vefânın ardına düşüyor yıllar yılı. Yol arkadaşına bir tas suyu yetiştirememenin acısıyla, bütün bağrı yanık hastalara su taşımaya adıyor kendini. 
 Yıllardır bir hatıraya, ancak bu kadar sâdık kalınır değil mi? Ancak bir tek yüreğe, bir tek sevda, bu kadar özge sığdırılır; bir an dinlendiğimiz ağaç gölgesinde. Kalabalıkların meraklı gözlerine hiç aldırmadan, bir yudum soğuk suyla yürekleri serinletti Sivas’ın sıcağında... 
** 
Sahi, böyle güzel vefâları, ne çokta özledik son yıllarda...Suyun üzerine sevda şiiri yazan, Sivas’ın buğday benizli suskun adamını, anlamaya ne kadar da ihtiyacımız var... Nice hikayesi olanlara inat, O, bir tek hikayenin sırrına dağıttı gönül çeşmesini cömertçe. Onun ellerinden su içen herkes, belki de, öyküsünü daha dinlemeden, nakış nakış yüreğinden çözüyorlardı bir yumak gibi.“Tatlı su parasızdır”sözü, alışık olmadığımız iç geçirişleri getiriyor maddeleşmiş ruhlarımıza...

                                                                                                                Osman ÇELİK

 | Puan: 10 / 5 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

Hakan Durucun { 23 Ekim 2007 13:56:02 }
Üstad, tesadüfen rastladım sana. Burada da yazdığını bilmiyordum.
Bizim dergiye bir "Mustafa Kutlu" incelemesi lazım, haberin olsun. Kasım sayısı için...
Hulusi Tatar { 10 Ekim 2007 15:09:24 }
maddiyat için insanların biri birini yediği şu dünyamızda böyle eli öpülesi insanların varlığından bizi haberdar ettiğin için teşekkürler. sağlıcakla kalın
hulusi tatar
yunus { 07 Ekim 2007 12:32:40 }
hocam, yüreğine sağlık. şu şehir hayatının girdabında bir soluk sundun bize. sahi, zamanın ilerlemesi veya teknolojik gelişmeler bize ne kazandırıyor? şu vefa sahibi insanın yüreği kaç çağcıl insanımızda var? zaman ve erdem birlikte gelişmiyor galiba. sizden yeni ve içtenlikli "soluklar" bekliyoruz. Y.Emre
Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun952 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI