Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

EŞE BİBİ

Kategori Kategori: Portreler | Yorumlar 12 Yorum | Okunma 6143 Okunma | Yazar Yazan: tatar | 06 Ekim 2007 00:00:20

Bizim çocukluğumuzda,her evin bir ahırı, ahırında da en azından bir eşek olurdu.

EŞE BİBİ

Bizim çocukluğumuzda,her evin bir ahırı, ahırında da en azından bir eşek olurdu.Evin hem bineği hemde yük aracıydı. Şimdi ise, her evin önünde nerdeyse bir araba.Ne kadar güzel. Güzel olmasına güzelde,eski komşuluk,dayanışma,bir birinin derdiyle dertlenme,sevinciyle sevinme,birinin eksiğini giderme hasılı eskimeyen insani ilişkiler kaldı mı?.
           

Üzülerek görülüyor ki,ekonomik gelişme bu güzelim değerleri ötelemiş. Kanaatkarlık, alçakgönüllülük ,kadirşinaslık,vefa... var mı? Kanaatkar dedimde,aklıma Eşe Bibi(topal eşe) geldi.Ufak tefek,75 yaşlarında,yanakları nar gibi, yüzünden gülücük eksik olmayan,elinde bastonu ağır aksak yürüyen Eşe Bibi, bizim kapı komşumuzdu.İki göz odalı, duvarları yarı beline kadar nemli,kapının üzerinde küçük bir pencere,yazın serin, kışın soğuk,gündüzüde,geceside karanlık bu basık ve bakımsız toprak evde yalnız başına yaşardı.
           

Yazın her ALLAH'ın günü Karabayır'daki bahçesine gider.Akşama kadar diktiği fasulye,patates,soğanlarla uğraşır, rüzgarın döktüğü dutları toplar GÜNEŞ''e sererdi. Güneş batmaya yakın ordan,burdan derlediği çalı çırpıyı küçük bir şelek eder sırtına alır, biraz daha yorgun,biraz daha tıknefes evine dönerdi.Güz gelipde patates, soğan sökülünce kışlık yiyeceğini ayırır geri kalanını, bir gidenle Gürün'deki pazara salar gelen parayla geçimini sağlamaya çalışırdı.Bazen bahçesine giderken kapımızın önünde anneme seslenir"Kibar gız Feyzi'nin hayrına uşaklardan birini salda, şu benim iki tudu ırgalasın"der. Duraksamadan yoluna devam ederdi.
         

Genelde dutlarını ben sallardım bu yaptığım işde hani karşılıksız kalmazdı.Kışın biz çocukların hemen hemen tek eğlencesi kızak kaymaktı.Malum ıslak pantolon ve çoraplarla eve gittiğimizde zılgıdı yerdik.Böyle anlarda Eşe Bibime ,sığınırdım.Odanın tam orta yerine kurulu olan fırın gibi kürsüye girer yarm saatte üstüm başım kupkuru olurdu.Bu arada,yazın kuruttuğu sapsarı dutlardan,başkasının Eşe Bibiye yesin diye verdiği kuru üzümden,pestilden,cevizden bir sahanin içerisine koyar önüme getirirdi.Gönlün ne kadar zengindi senin Eşe Bibi?(Sahi bu gönül zenginliği şimdi var mı?Yoksa nere gitti?daha doğrusu bizi biz yapan bu değerlerimizden, bizi kimler uzaklaştırmak istiyor?).


Annem özellikle kış akşamları "gidin Eşe Bibinizi yemeğe getirin) derdi.Bizde lapa lapa yağan karın altında koşa koşa gider,bir elinde fener diğerinde bastonu yavaş yavaş alır gelirdik. Bazı zamanlar annem üstünü başını yıkar,"bugün çok soğuk gitme şu sobanın yanında yat"der,o gün bizim yatılı misafirimiz olurdu.
 

Eşe Bibi,bir akşam komşumuz Gülizar Teyzelere oturmaya gitmiş.Gülizar teyzelerde, gündüz tandırda pişirdikleri açık ekmeğe çökelek dürümü yapmışlar ailece yiyorlar.Buyur etmişler gelmemiş geçmiş odanın karanlık köşesine oturmuş.(ozaman elektirik nerde?Bir gaz lambası oda sofrayı zor ışıtıyor)
               Gülizar Teyze kızına:"bir dürüm yapta oturduğu yerden yesin demiş" Kızıda dürümü yapıp vermiş,Eşe Bibi ağzındaki üç dört dişle,sakız gibi tandır ekmeğini koparmak için epey uğraşmış .Güç,bela bir lokma koparmış, ağzında bir iki geveledikten sonra yutmuş.Yutmuş ama lokma boğazına takılıp kalmış.Küçük kızın" anne yetişin Eşe Ebeme birşey oluyor" demesiyle hepsi birden dönüp"amanın itiniz oluyum garıya birşeler oldu"diyerek başına üşüşmüşler.Hemen sırtına vurmuşlar Gülizar Teyze parmağını Eşe Bibinin ağzına sokarak lokmayı çekip çıkarmış.

Yıllar sonra Eşe Bibinin evinde yalnız başına vefat ettiğini duydum.Yalnız yaşadı. Yalnız öldü.Belkide yalnız doğdu nur içinde yat EŞE BİBİ.
 

 | Puan: 10 / 3 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

Tekin Sivereklioglu { 21 Eylül 2011 11:36:03 }
Hulisi Bey kardeşim ,

Öncelikle Eşe Ebem için yazdıklarına teşekkür ederim . Ancak son kısmı doğru değil ve ben o kısmı tamamlamak istedim .
Kibar Teyzeyi bilirim ve O da beni hatırlar sanırım . Çünkü ben   1970 yılından sonra hemen her sene yaz aylarında ebemin yanına gelirdim . Okullar kapandığında orada olurdum . Ben ebemin ilk torunuyum ve   benden başka daha   12 torunu vardı . Ebem en çok beni severdi ve ben de ebemi . Ebem benim babaannemdi .   
Onca olumsuzluk ve mutsuzluklara rağmen hayata mutlulukla bakan bir başkasını görmedim hayatımda . Her zaman gözlerinin içi gülerdi konuşurken . İnsanlara mutluluk verirdi bakışları.

Ebemin 2 oğlu vardı . Kocası Bekir ( Çakmak Bekir derlerdi köyde O”na ) 1935 yılında ebemi terkederek Ceyhan”a gitmiş ve bir daha da dönmemişti .
Daha sonra da sırasıyla amcam ve babam da Ceyhan”a göçmüşler ve maalesef ebemi orada yalnız başına terketmişlerdi . Yılda 1 lira bile göndermezler ve onu tek başına kaderiyle başbaşa bırakırlardı Telin”de . Ben buna çok üzüldüğüm için yaz tatillerinde oraya gider ve ebeme yardım ederdim . Hatta çakıldak ve ot toplar satardım ve parasıyla ebeme yiyecek vs alırdım . Ebem her defasında bana kızardı neden aldın bunları diyerek .... Çünkü O hayatından çok mutluydu her zaman ve kendi elde ettikleriyle “ az , kötü “ demeden mutlu olmasını biliridi ... O”nun tek bildiği şey gördüğü ve kurduğu – yaşadığı - o dünyasıydı . Hayata hep iyi yönlerinden bakmasını öğretmişti kendine ... ve azıcık şeylerde bile çok büyük mutluluklar bulur sevinirdi .
1973 yılında babam kendisni Ceyhan”a getirdi ama çok sıcak olduğu için dayanamadı .
1976 yılında tekrar Ceyhan”a getirdi bu defa güz aylarıydı . O sene Ceyhan”da kaldı . Amcamlarda ve babamlarda kalırdı . Ben Adana”da üniversitede okuyordum ve evliydim .Yanıma aldım bir kaç zaman . Ama benim eşim de çalıştığı için bizde kalması çok zor oluyordu . O , yine de mutluydu benim yanımda .
1977 yılında köyde kaldı ama 1978 yılında artık iyice takatten düşmeye başlamıştı . Babam gitti getirdi Ceyhan”a yine ve hastaneye götürüyordu . Midesinden çok rahatsız olduğunu söylerdi sürekli . Doktorların verdiği ileçlarla idare ediyordu . Doktorlar da kesin bir teşhis koyamıyorlar ve “ yaşlılıktan “ diyorlardı . 1978 yılında sanırım Temmuz ayıydı ben İzmir”e gitmiştim tatil için . İzmir”den döndüğümde öğrendim ki ebem “vefat “ etmişti . Mezarı da Ceyhan”dadır .
Benim en çok üzüldüğüm ; bu kadar çok sevdiğim ve beni de çok seven “ EBEM” i ölürken göremedim . Eminim ki O da istemiştir beni görmeyi .
Daha sonra ebemin mezarını yaptırdım ve hemen her bayramda ve Ceyhan”a her gidişimde mutlaka ebemi ziyaret ederim ve hayırlı dualar ederim . Zaten benden başka bir torununun da mezarına gittiğini pek düşünmüyorum . çünkü onu seven ve onunla aş ekmek paylaşan sadece ben olmuştum . O”nun yediği bulgur çorbası bile benim için dünyadaki en lezzetli yemekti ve asla unutmadım .... Ebemi de unutmadım asla ; mekanı CENNET olsun ...
Aslında ebemin hayatı bir roman olur yazsam ... O”nun hayattan aldığı mutluluk ve etrafına saçtığı bu güzellikler romanlara sığmaz ... anlatmakla bitmez ... O dünyadaki “ MUTLULUK GÜNEŞİ “ idi benim için . Dünyada mutlu olamamış ama mutluluk saçan bir kadın ...

Tekin Sivereklioğlu     
osman hulusi fenkli { 30 Ocak 2008 03:02:29 }
selamun aleyküm.herkese bingölden sevgiler emmolu ahmet abime ayrı slm..eşe bibileri sadece anarak değil yardımlarımızla da düşünmek lazım..fakirimize düşkünümüze yardım boynumuzun borcudur..unutulmak en kötü kaderdir.Allah yardımcınız olsun.elinize sağlık güzel çalışma
fahrettin { 21 Ocak 2008 14:25:12 }
yiğid muhtaç olmuş kuru soğana bilmem söylesemmi söylemesemmi.sen hep söyle hulisi abi köyümün o eski güzelliğini insanlığını vefasını hep söyle
cemalettin { 12 Ocak 2008 16:31:47 }
eline sağlık gayınço çok güzel olmuş. yalınız şeyh hanifi dayınıda unutma ondan da iki kelam edersen memnun olurum. ayrıca kölük bekiri de yazabilirsin. teşekkür ederim iyi çalışmalar.
alparslan { 10 Aralık 2007 22:15:32 }
dayı çok güzel yazmışsın yüreğine ve eline sağlık.   allaha emanet ol...
behiye { 19 Kasım 2007 18:43:34 }
yazdıgın yazıyı okudugunda bir anlıkda olsa beni suçatıya götürdü çok güzel olmuş yüregine eline saglık... devamını okumak için bekleriz..
zeynel fenkli { 16 Kasım 2007 22:30:54 }
gardaşlar ne güzel yazmışsınız ağzınıza yüreginize sağlık inş böyle güzel anılarla hatırlanmak ve hatırlamak dileği ile ALLAH'a emanet olun
ahmet fenkli { 12 Kasım 2007 16:54:28 }
sağolasın hulusi abi yüreğine sağlık eski günleri hatırladık eşebibinin birde sarı kedisi vardı çok kovalardım Allah rahmet eylesin.Herkese sevgiler.
enver yurtseven { 05 Kasım 2007 16:30:56 }
Gardaş merhaba yazılarını ve şiirlerini okudum güzel yazmışzın ağzına sağlık. sende şairlikde varmış bilmiyordum, bu yönünüde öğrenmiş oldum. Herkese sevgi ve selamlar.Allaha emanet ol
Banu { 14 Ekim 2007 01:00:32 }
yaşayamadık belki o dönemleri yaz tatillerinin ugrak mekanı olmaktan öteye gidemedi çogu zaman hasretini çektiginiz o mekanlar...yanlış zamanda dogduk belki de daha temiz o günleri yaşamaktan mahrum kaldık...yaşayamasak da kaleminle yaşattın bana o günleri teşekkürler enişte kalemine eline yüregine saglık   
Diğer Sayfalar: 1. 2. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun952 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI