Cenab-ı Allah(CC) insanı Ahsen-i takvim üzere, en güzel şekilde yarattı.
BEDENIN ZEKATI
Cenab-ı Allah(CC) insanı Ahsen-i takvim üzere, en güzel şekilde yarattı. O Allah’ın halifesidir. Bir yüzü dünyaya ve bir yüzü de ahirete bakar. Bir yanda nefs-i emmare sahibi iken diğer yanda kalp, ruh gibi letaiflerle mücehhez. Insanları hayvanlardan ayıran şey akıl. Hayvanlarda sadece şehvet ve gazap kuvveti var meleklerde akıl. Insanda ise bunların tamamı cemedilmiş. Bu demektir ki, eğer insan hakkıyla Allah'a kulluk yapacak olursa meleklerden daha üstün olabilir. Çünkü meleklerde nefis olmadığı için bir nefis mücadelesi ve bir imtihan söz konusu değil. Dolayısıyla insan güçlü bir düşmanla zor bir mücadele yürütmektedir. Işte bu mücadeleyi kazananlar Allah indinde meleklerden daha üstün olmaktadır. Bu nedenle insan Allah’a kulluk yapmak ve O’nu tanımakla mükellef ve güzel ahlak sahibi olmak herkese farz.
Insan mükellef olduğu halde nefis tüm gayretiyle yoldan çıkarmak ve Allah’a isyan ettirmek için uğraşıyor. Şeytan ise insanın damarlarında dolaşıyor. Işte şeytanın dolaştığı bu yolları kapatmak ve nefsin şehvetini dizginlemek ancak oruçla ve açlıkla mümkün.
Yemek ve içmek insanın şehvetini yani hayvani yönünü artıran ve kuvvetlendiren en önemli unsur. Şeytan aleyhillane bile ateşle kibrini bırakmamışken aç bırakılarak Allah’ın(CC) Rabb olduğunu kabul etmiş.
Insanın isyanı genellikle fazla yemekten ileri geliyor. Çok yemek kalbi katılaştırıyor ve kalbi öldürürken merhameti de yok ediyor. Merhametin olmadığı yerde ise zulüm vardır, acı, kan ve gözyaşı vardır. Insan kendisi için yaşadığı kadar başkaları içinde yaşamalı hatta başkalarını kendisine tercih edebilmelidir. Bu ise başkalarını sevmekle olabilir, sevemeyende hayır yoktur. Sürekli tokluk insanı rahatsız eder, rahatlamak içinde türlü yollara başvurur. Hâlbuki reçete bellidir: namaz ve zikir. “ Çok yiyen ömründen yer” demişler. Çok yiyenin bedeninde hastalık eksik olmaz, derdi çok, ömrü kısa olur. Mahşer gününde mahcup olur.
Oruç bir taraftan şehvet kuvvetini azaltırken diğer taraftan şeytanın belini kırmaktadır. Oruç günahlar için bir kalkan ama günahlar onu delmekte. O’nu deldirmemek için bütün zerrelere oruç tutturmak gerek. Sadece belli bir süre yemek ve içmekten kişinin kendisini alıkoyması orucun zahirine uygun iken orucun ruhuna da uygun hareket edilmeli. Yani zahiren edeplere riayet etmenin yanında tüm azalarında istikamet üzere olması gerekir ki oruçlar oruç olsun. Tuttuğumuz oruçlarımızı gözden geçirmeliyiz. Oruç tutmaktan maksat kalbi temizlemek ve nefsi tezkiye ederek takvayı elde etmek iken yıl boyu yiyemediğimiz şeyleri fazlasıyla ramazanda yiyerek oruçtan beklenen faydayı elde edemiyoruz. Dolayısıyla asıl maksat hâsıl olmadığı gibi nefislerimizi bu şekilde daha da güçlendirip azgınlaşmasını sağlıyoruz. Insanın yemek ve içmekten daha ulvi davaları olmalı. Ölçü, belimizi doğrultacak ve ibadetlerimizi yapabilecek kadar yemek ve içmek iken midelerimizi tıka basa doldurarak insanlıktan eser bırakmıyoruz. Dünya için dimdik olurken ahiret için belimiz kırılıyor. Bir tahterevalli gibi daha çok yedikçe kulluğumuz azalıyor. Halbuki manevi gıdalarla gıdalanabilsek yediklerimiz karnımızda yük olur.
Insan oruçla taat ve ibadetlerden lezzet alıp huşu duyar. Cezbe ve vecd hali açlıkla elde edilebilir. Bu hali yakalayan ve kulluğun zevkine varan büyükler bir an bile gaflete düşmezken nefislerine zulmeden bizler hakikatten bihaber oyalanıp duruyoruz.
Hint fakirleri kendilerini aç bırakarak uzun süre yiyip içmeden yaşamak, havada oturmak vs gibi haller gösterirler. Bu aç kalmanın bir sonucudur. Hintli budistlerin yaptıkları Allah için olmayınca şeytanın tasarrufu altında gösterdikleri bu haller birer istidraçtır. Niyeti halis olan samimi Müslümanların oruçlarından ise kalpler saflaşıp nurlandığı zaman işleri ve sözleri hikmetli, halleri sadakat ve keramet olur. Allah’u Teala’nın dostları daima aç ve susuzdur. O’nlar tıka basa asla yemezler, bir lokma bir hırka yaşarlar. Allah Resulünde ve sahabelerde bizim için en güzel örnekler vardır. O’nlar bazen günlerce yemediler, yeselerde lokmalarını sayıp da yediler, hiçbir zaman doymadılar.
Allah Resulü(AS); “Nefsinizi aç bırakın ki, kalbinize irfan nuru doğsun ve gönlünüz hikmet pınarları ile dolsun. Yer ve göktekiler sizinle ferahlansın” buyuruyor. Gerçekten oruca devam edenler Allah’ü Azzimüşşan’ın has kullarıdır. Avamın orucu yemek, içmek ve cinsel ilişkiden çekilmek iken havas’ın orucu azalara günah işletmemek suretiyle tüm azalara oruç tutturmaktır. Havass-ül havas olan seçilmişlerin oruçları ise kalbde Allah’tan başka hiçbir şey bırakmamaktır. Işte tüm azalarına oruç tutturanlarla yerdekiler ve göktekiler ferahlanır ve onlar insanların hidayetine vesile olurlar.
Demek ki orucun bir sureti ve bir de hakikati var. Edebine riayet ederek şeklen oruç tutmak orucun sureti ise tüm azalara ve kalbe oruç tutturmak da orucun hakikati. Bizden az yemek, az uyumak ve az konuşmak istenmiş. Az yiyenlerin uyku ve konuşmaları da az olur, azaları sükûnet bulur. Açlık delileri bile akıllandırır.
Velhasıl oruç mümin için bir yeniden diriliş hamlesidir. Sürekli dünyaya meyleden nefsimiz bir ay boyunca yeniden yüzünü ahirete çevirmekle ve mecburi olarak çekilen riyazetle ruhlar incelmekte, kalpler saflaşmakta ve bedenler güçlenmektedir. Insan günden güne daha bir olgunlaşarak derece derece yükselmektedir. Oruç müslümanı yeniden yapılandırır. Oruç manen kemale erdirir, mümine güçlü bir kimlik kazandırır ve bu kimlikle yıkılmaz bir kale, bir mücahid, gerçek bir gönül adamı olur. Oruçla ve onu tamamlayan namazla kemale eren Müslüman’ın artık her şeyi başkadır.
Her şeyin bir zekâtı olduğu gibi bedeninde zekâtı açlık ve uykusuzluktur. Insan bedenini rahata, zevke alıştırmamalı, aç ve uykusuz bırakarak kalbin saflaşmasını temin etmeli. Kalpler Allah’ın huzuruna temizlenmiş olarak çıkarılmalı. Cenab-ı Allah(CC) insandan temiz ve selim bir kalp istiyor. Insanın bedenen ve kalben temizlenmeden Cemalullahı görmesi mümkün değil. Insan şimdi, bu dünyada temizlenmeli, eğer temizlenmezse temizlerler, hem de temizlenmesi çok çetin olur. Ya ölüm anında temizlerler, ya kabirde, ya haşirde, ya sıratta ya da cehennemde temizlerler. Ama illa temizlerler. O halde fırsat elimizde iken temizlenelim ve süslenelim. Bin elbise giysek yine güzelleşmeyiz. Gerçek güzellik güzel ahlaktır. Bugün sevip de vazgeçemediklerimiz yarın elimizden alınacak Ten kafesinden uçmaya bak, yüksel yükselebildiğin kadar da melekler sana gıpta etsin. Yollarda eğlenme, cehd ile yola devam et…Her şeyimiz Allah için olsun ve her işimizde önce niyetimizi düzeltelim ve diyelim ki“Ilahi ente maksudi, ve rıdaike matlubi”.