ZÖHÜR
Kategori: Hikayeler |
5 Yorum |
3887 Okunma |
Yazan: tatar | 21 Eylül 2007 22:44:38
Başka köyden göç ederek yukarı köye yerleşmişlerdi..
Başka köyden göç ederek yukarı köye yerleşmişlerdi, galiba Yılanhüyük'ten annemin köyünden. Uzun boylu, iri gövdeli ,heybetli yürüyüşü ve gür sesiyle insanlara güven verirdi. Nerde yıllanmış sökülecek bir yonca ayrık otundan temizlenecek bir bahçe varsa mutlaka onu çağırırlar, eğer onun işi varsa işinin biteceği güne kadar beklerlerdi. Onun beli başka bellerden farklıydı bir kere sapı daha uzun, demir aksamı daha genişti yer ne kadar sert olursa olsun bele öyle bir vururdu ki bel depgisine kadar toprağa gömülürdü onunla kolay kolay kimse çifte vuramazdı denemeye kalkanlar 3-5 vuruştan sonra kenara çekilir o ise maşaraların bir ucundan girer öbüründen çıkardı.
İştahlı konuşur ,iştahlı yer, iştahlı çalışırdı öyle olur olmaz zamanda sigara yakmaz,yemeğe bile 2-3 çağırmadan sonra gelir,yemeği yer yemez 4-5- bardak çay içer tütün tabakasında sarılı duran tütünden bir tane alır benzinli çakmağıyla yakar 3 nefeste bitirir beli aldığı gibi işine koyulurdu.
Çocukluğumun o zifirikaranlık gecelerinde bana iki şey huzur ve güven verirdi.Birincisi bekçi Mehmet Abi'yle Hüseyin Abi'nin uzaktan uzağa çaldıkları bekçi düdüğü ikincisi ise Apoğ Emmi'nin (Kör Apoğ) çaldığı Ramazan davulu. Davulun tokmağına da aynı belin sapına yapıştığı gibi yapışır öyle bir vururdu ki davulun sesi ta öte geçeden duyulurdu. Çoğu zaman ilkokul arkadaşım Osman gaz feneri elinde babasının yanı sıra yürür,Apoğ Emmi'nin güçlü sesiyle türküyle karışık söylediği manileriyle bütün köyü dolaşırlardı.Biz küçüğüz diye zöhüre kaldırmazlardı ama o güüüm güüüm diye çalınan davulu duymamak ne mümkün herkesten önce kalkar otururduk Zöhürde bazen patatesli bazen çeleli bişen bulgur aşanın üzerine iyice yanmış tereyağı dökülür ortalığı mis gibi bir koku kaplar, kaşığı çeken girişir guşgananın dibinde bir bulgur daneciği bile kalmazdı.Özellikle akşama doğru bizdeki pil biter komşu çocuklarıyla beraber mescit önüne iner ne zamandır orda durduğu belli olmayan ağaç gövdesinin üzerine sırayla oturur karşı köşeden çıkacak olan Hacı Emmi'nin (Ali Hoca) yolunu gözler,köşeden çıktığını gördüğümüz an koşup etrafını sarar haydi Hacı Emmi ezanı oku diye yalvarmaya başlardık Hacı Emmi şöyle bir duralar yeleğinin cebinden çıkardığı köstekli saatini biraz daha uzağa tutarak bakar "Durun oğul daha ezan okumaya 5 dagga var" deyince hepimizin hayali suya düşer süklüm püklüm tekrar aynı yere oturur Hacı Emmi'nin her hareketini gözlem altına alırdık.Yavaş yavaş camiye doğru yürüdüğünde sevinir eğer biri yolunu keserde iki kelam etmeye kalkarsa o kişiye fena halde hayıflanırdık. Sonunda alt tarafı tahtadan şerefeden yukarısı tenekeden yapılmış olan minarenin gıcırdayan merdivenlerinden çıkar ellerini kulaklarına kaldırarak "ALLAHU EKBER ALLAHU EKBER" dıye ezanı okumaya başlayınca o anda elimizde elmamı olur bir parça ekmek mi. Oolanca gücümüzle ısırır EZAN okunuyor EZAN okunuyor diye koşa koşa evlere dağılırdık.
Eve vardığımızda odanın orta yerine konmuş olan sininin üzerindeki ilağane aktarılmış olan bir kazan yemeğe hücum eder aceleyle midemize indire bildiğimiz kadar indirirdik.
Bir yazar ne güzel demiş "Horantayla yemek yemek sel önünden kütük kapmaya benzer" diye.
Ramazan ayının sonuna yaklaşıldığında önünde eşek üzerinde bir heybe elinde davul Ramazan bahşişi toplamaya çıkan Apoğ Emmi'nin etrafında bizler kapı kapı dolaşırdık. Eğer öldüysen ALLAH mekanını cennet etsin yaşıyorsan sağlıklı ömürler versin Apoğ Emmi.
Hulusi Tatar İzmir
Yorumlar
hanı bu yazıda anlatılan davulcu apo dayı varyaaaaa işte o benım dedem yaaa sizinde vamı oyle bıdedenız (nerde o ekı ramazan zohurleriiiii:)
Canım kardeşim beni çocukluğuma geri gönderip telinde o güzel ramazanları tekrar yaşattığın için sana çok teşekkür eder gözlerinden öperim.Yazılarının devamını okumak dileğiyle.
duygu hanıma katılıyorum.yasayıp yozlastıkca sonu gelmiyo degil mi?
en çabuk vede hoyratça tükettiğimiz şey zaman dönüp geşmişe baktığımda en güzel günlerim köyümde geçen günler.geçmişi hatırlattığın için sagolasın hulisi abi.geçmişini bilmeyen geleceğini yaşayamaz
Büyük şehirlerde yaşadıkça yozlaştıkça sadece hikayelerden yaşayabiliyoruz bunları...Kaleminize sağlık yazılarınızın devamını bekliyoruz..
Diğer Sayfalar: 1.
Yorum Yazın