Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

ZAMAN NEDE ÇABUK GEÇİYOR

Kategori Kategori: Yazı - Makale | Yorumlar 1 Yorum | Okunma 2170 Okunma | 21 Eylül 2007 22:40:30

Yaşı kırkı geçenlerimizin hissettikleri şeylerden biride geç kalmışlık hissidir.

ZAMAN NEDE ÇABUK GEÇİYOR

   

    Yaşı kırkı geçenlerimizin hissettikleri şeylerden biride geç kalmışlık hissidir. Bu nu demekle kendi hislerimden de bahsediyor sayılırım bir bakıma.. Yani yaşım kırkı geçmiş ama ben,eski ben, çocuk ben, delikanlılık günlerimdeki benim. Yaşın ilerlemesiyle insanda değişen fazlaca bir şey olmuyor. Gençken bizden yaş c a büyüklere haksızlık ettiğim duygusu ağır basıyor. Kendime meşhur Nasrettin hoca fıkrasındaki gibi sormak, sorgulamak istiyorum. Eğer olgunlaşmak için sadece yaş yeterli idiyse sendeki bu hal ne diye.. Neden yaşına göre bir adam olamadın. Şunun bilgisinden de muafız bir bakıma,yaşlılığın ve olgunluğun insana kazandırması gereken, katması gereken şey ne ki de ona ulaşamadık diye hayıflanıyoruz  veya birileri yaşına rağmen o varsaydığımız şey onda yok diye yargılıyoruz..Efendim,kestirmeden dünyanın çivisi çıkmış ne büyük belli ne küçük  deyip işin içinden çıkası geliyor insanın ama durum vahim. Durumumuz vahim doğrusu..

   

    Hayat kırkında başlar diye bir kitap vardı.,kırk yaşamışlara hayat yeni başlıyor diye gerekçelerini sayarak öğütler veriyordu. Sosyal bilimcilerimiz, ideologlarımızın yaklaşımlarında kırk yaşın önem ve anlamı büyük..bunları demekle kendimi avuntunun seline mi bırakmış oluyorum bilmiyorum.

    

    Biz insanlar hayatın akışı içinde bir noktada,bir çağımızda kendimizi donduruyoruz gibime geliyor. Ya çocukluğumuza takılıyoruz ya ergenliğimize,yada erkenden yaşlı insanların ruh halini benimsiyoruz. Büyüklüğe özeniyoruz. Şimdi çağcıl tuzaklar daha çok, karakter göçleri, ruhsal, psikolojik sapmalar,insanları zamana ve zemine göre yüklenmeleri gereken rollerin çok çok uzağına taşıyabiliyor. Kente ayak attığım ilk yıllarda dikkatimi çekmişti-o zamanlar fazlaca meşhur dizi olmadığından –herkesin dikkatini yoğunlaştırdığı dizi karelerini süsleyen kişilerin tavır ve hareketleriyle jest ve mimikleriyle doluydu sokaklar.-herkeste kendi oluştan bir kaçış yaşanıyordu sanki..İlerleyen zamanlar, bu tavrı , bu kabullenişi artırarak geliştirdi. Şimdilerde üzüntülerimiz ,sevinçlerimiz –sırlarımız, kaygılarımız hepsi piyasa malı –bize sihirli camdan gösteriyorlar, bizlerde onlar gibi ve belki fazlasıyla telkin edilip gösterilenleri hayatlarımıza taşıyoruz. Bunları neden sıralıyorum ki..Yaş gruplarına cinsiyetlere göre bir bilgilenme ,bir eğitim ve daha acısı eğilim yok ki ..hemen herkes her şeyi talep ediyor bulduğuyla yetiniyor ve olan oluyor. Mevcut durum tutum ve davranışlardan herkes şikayet c i ama kimsenin istikametini değiştirmek gibi bir niyeti yok.

      

    Neden olgunlaşamıyoruz .yaşımızın adamı olamıyoruz derken nerelere getirdi konu bizi. Evet içinde yaşadığımız benimsemesek te  red de etmediğimiz yaşantı tarzımız sosyal yapımız ilişkiler zincirimiz olgunlaşmamıza engeller türetiyor. Olgunluk; his ve heyecanlarını kontrol etmekse,istek ve tutkularına boyun eğmemekse,. Bunu edinmemiz için gerekli ahlaki değerlerimizin yerli yerinde olması lazım. Bu ahlaki değerleri yaşatabileceğimiz bir sosyal ortam lazım, bunlar olmadan . üzerimize boca edilen bunca tahrik malzemesini nasıl alt edebilelim de olgunlaşalım. Böyle bir derdimiz varsa tabiî ki. Hormonlanıyoruz her mevsim genç kalmak için.. Tüketim kültürümüzün yaşlanmaması lazım .. hormonlayanlar bizleri, öyle istiyor çünkü.. Sanki genç kalmak marifetmiş gibi..

    

    Yaşım kırkı geçti.ama ruhum genç demiyorum.tabiki  ..Bazı geceler balkona çıkıp yıldızları seyrederken aklıma neler gelmiyorki. Tüketmiş olduğum zaman dilimi azımsanmayacak kadar uzun..hayattan ne anladım ne öğrendin derseniz kendimin bile inanmayacağı tonlarca laf dökülür dilimden ama kalbim. Evet kalbim binlerce nedamete şahit. İnsanoğluyuz. Her rüzgarın esintisi sarar bizi..Her teselli avutur yüreğimizi..Eğer insan duyduklarının peşinden giderse av olması kaçınılmazdır,Gördüklerine aldanırsada öyle.. Okumak okumak okumak belki en sağlıklı çıkış yolu..bilgilenmenin önünde de yüzlerce sınav var. Uzun lafın kısası ..

 

    İnsanın düştüğü  yerden kalkışı, emeklemesi, yürümesi derken verilen süre doluyor.  Bazen o kadar bile şansı olmuyor. Onun için insan, hayatının kıymetini bilmeli zamanı israf etmemeli, bir şeyleri yeni baştan değerlendirmek içi yaşın kırk veya elli olmasını beklememeli…

                                                                                                  

HULUSİ TAKCI

 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

yunus { 22 Eylül 2007 14:11:04 }
evet üstadım, senin yazılarını değerli kılacak olan da tam bu çelişkiler zaten. ben şu an itibarıyle işin edebi yönüyle ilgileniyorum.
yazıların devamını bekliyorum. selam ve dua ile...
Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun784 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI