Kısa boylu olmasına rağmen toprak damlı evinin kapısından başını eğerek çıktı.
Kısa boylu olmasına rağmen toprak damlı evinin kapısından başını eğerek çıktı, hala kendi kendine söyleniyordu biraz önce içerde karısıyla tartışmış o sinirle kendisini dışarıya atmıştı. Kara lastiklerini giydi kenarda duran keseri aldı harığın yanına geldi ayak parmaklarının üzerinde yükselerek aşağıdaki bahçesine doğru birisini arar gibi baktı. Önündeki küçük köprüden geçerek asırlık ceviz ağacının altında ince söğüt dallarından örerek astığı sepetlerinin kuruyup kurumadıklarını gururla kontrol etti, gururunda haklıydı bu köyde kendisinden güzel sele, sepet ören yoktu siparişleri bir an önce bitirmesi gerektiğini düşünerek sönmekte olan ocağın başına geldi. Cuma günü Gürün'den almış olduğu keçi kelleleri vita tenekesinin içinde kaynamaktaydı. Aceleyle ocağın altına bir kaç odun attı sonrada dik yokuştan bahçesine doğru hızlı, hızlı inmeye başladı.
Bahçeye inince daha dikkatli şekilde sağa sola bakındı aradığı kişiyi bir türlü görememişti , canı fena halde sıkıldı kendinden önce maşaraların tummundaki otları dersin diye gönderdiği oğlunu bulamadı siniri bir kat daha arttı. Beş çocuğundan büyük olan kızını gelin etmiş bütün bağ bahçe işi ona kalmıştı karısıda geçirdiği bir rahatsızlıktan dolayı uzun süredir hastaydı kendi işini zar zor görüyor hatta bazen başkalarından yardım istiyordu. Aslında kendide sağlam biri değildi durmadan belindeki ve ayaklarındaki ağrılardan şikayet eder ona buna dert yanardı M. Ali evin en büyük çocuğuydu henüz 10 yaşına yeni girmiş işi gücü oyun oynamak, arada bir arkadaşlarıyla ya bahçenin altındaki gölde yada boğazdaki büyük göle çimmeye giderlerdi göl gerçektende tehlikeliydi daha geçen senelerde köyden birinin oğlu bu gölde boğulmamışmıydı. Ellerini beline koyarak bahçesine göz gezdi ilerde kavak ağacına bağladığı eşeği serinlikte iştahla otluyor ara sıra üzerine konan göğelekleri, kah başındaki iri kulaklarını kah kuyruğunu sallayarak kovalıyordu. Salatalık tarlasındaki sirkelerde bayağı çoğalmıştı gün kızmadan bu otları keserlemeliydi kendinden başkasının bu işi yapamayacağını bildiği için oğluna başka görev vermişti. Mazallah oğluna şu maşaraları keserle dese ya fideleri kökünden söker yada basıp ezmediği tenek kalmazdı. Başını yukarı kaldırarak seslerin geldiği yöne doğru kulak kabarttı seslerin geldiği yöne doğru aceleyle yürüdü tahmini doğruydu. M.Ali kendinden geçmiş arkadaşlarıyla ırmakta hem şakalaşıyor hem de yüzüyordu. Oldum olası çocukların burada çimmelerine karşıydı ne kadar bunlara kızarsa kızsın hatta yakaladıklarından bir kaçının kulaklarını çeksin gene de bu göle korka korka gelirler fırsat buluncada aceleyle salatalık tarlasına dalarlar yada beni ye dercesine dalda duran kızarmış elmalara taş atmaktan beri durmazlardı adamda haklıydı sadece birkaç tane alıp yeseler bir şey değil, daha kendi bile tadına bakmadan aceleyle girdikleri bostanın altını üstüne getirirler kaçarlarkende arkada bir mezbelelik bırakırlardı.
Arkadaşları ondan önce Hacı emminin geldiğini görmüşlerdi önlem olsun diye lastiklerini ve üstlerini ırmağın karşı kıyısına çıkarırlar bir arıza baş gösterdiğinde sudan çıkıp lastiklerini bile giymeden çamaşırlarını kucakladıkları gibi üzerlerindeki sular sağa sola saçıla saçıla gözden kaybolurlardı bu seferde aynen böyle oldu ama M. Ali hariç oda kendini son anda karşı kıyıya atmıştı fakat sudan çıkınca hata yaptığını anladı lastiğiyle elbiseleri babasının kucağında karşı kıyıda duruyordu orada çakılı kaldı yoksa evel ALLAH M. Ali tazı gibi koşar değme yarışçılara taş çıkartırdı ama bu sefer faka fena basmıştı. Babası bütün sevecenliğiyle bir şey yapmayacağını gelip elbiselerini giymesini söylüyordu aslında M. Ali böyle vukuatla birkaç kez karşılaşmış sonucun nasıl bittiğini bildiği için diretiyordu ama direnci daha fazla sürmedi istemeye istemeye de olsa kaderine razı olup babasının yanına geldi. Babası bir fasıl geçtikten sonra elbiselerini verdi bu fasıl M. Ali'yi bayağı rahatlatmıştı hiç olmazsa kendine göre yinede ucuz atlatmıştı. Ama babasının siniri hala geçmemiş ağzına geleni söylüyor hem de işinin başına doğru yürüyordu artık M. Ali' şunu yap demeye gerek yoktu hemen galıcı alarak tumdaki otları dermeye başladı arada bir Hacı emmi işinin başından doğruluyor M. Ali'nin çalışıp çalışmadığını kontrol ediyordu ama işi gittikçe asmaya başladığının da farkındaydı gözü arkadaşlarının kaçtığı tarafta kalmış sözde gönülsüz gönülsüz iş yapıyordu. Kolay gelsin Hacı emmi salatalık mı keserliyorsun diye seslenen sesin geldiği tarafa ikisi birden doğrulup baktı gelen yan komşunun oğlu Mevlüt'tü "babamın selamı varda eşeğinizin işi yoksa eve iki yük odun çıkaracağız" diye eşeği istedi. Hacı emmi doğruldu sineklerinde verdiği rahatsızlıkla yatmış kumda kumlanan eşeğe baktı sonra döndü oğluna baktı Mevlüt oğlum eşeğin işi varda aha onun yerine şu M. Ali'yi alda götür dedi.
Hulusi Tatar İZMİR