Kısacık Suçatı gezimde aklımda kalan iki konu var bunlardan birincisi SU MESELESİ...
Su içinde susuzluk,
Kısacık Suçatı gezimde aklımda kalan iki konu var bunlardan birincisi SU MESELESİ diğeri ise SUÇATIHABER. Suçatıhaber’in her geçen gün biraz daha insanımız tarafından sahiplenilmesi cidden güzel bir gelişme. Ama diğer mesele yani SU MESELESİ bence daha önemli ve üzerinde mutlaka durulması, yazılması gereken bir konu.
Bundan 20-25 yıl önce devletin bütün imkanları seferber edilerek yapılan sulama kanalı bugünlerde tam anlamıyla can çekişiyor. Her şeyden önce suların paylaşımında bir adaletsizlik bulunmakta. O suya güvenerek bağ bahçe yapan birçok kimse ağaçlarının ve bahçelerinin kuruduğundan şikayetçi. Kimi vatandaşlar ısrar ve inat ile çoğu yeri patlamış, patlatılmış, yosundan su geçmez olmuş kanaldan sulama yapmakta inat ederken kimi vatandaşlar da ümidi keserek artık pancar motorlar yardımıyla kanal haricindeki kaynaklardan su almaya çalışıyor. Kanaldan su alamadığı için su motoru alanların sayısı 40-50 civarında imiş. Hatta hemşerilerimiz kampanya yapılsın diye 40 su motoru birden almışlar.
Suyun kanalda akmamasına veya çok az akıtılmasına en büyük sebep olarak herkes Aşağı Sazcıvaz köyündeki balık üretim çiftliklerini gösteriyor. Bu balık üretim çiftliklerinin sayısı sadece üç olmakla birlikte, yüzlerce vatandaşı karşısına alarak suyu göndermeyebiliyor. Ortada ciddi bir problem olduğu konusunda herkes hemfikir ama çözümü konusunda ciddi bir girişim sanırım hala ortalarda yok.
Konuyla ilgili olarak uzmanların söylediği şu; ırmağın gözünden saniyede 800 litre su kaynıyor, her bir balık çiftliği için izin verilen su miktarı saniyede 50 litre, dolayısıyla kanalda su problemi olmaması gerekiyor ama gel gör ki insanlar günlerce gelmeyen su yüzünden bahçelerini kurutmuşlar, kurutmak üzereler.
Bir taraftan susuzluk yüzünden bahçeler kururken bir diğer taraftan da su kirlenmesi söz konusu. Balık çiftliklerinden suya karışan kirlenmiş sular başta yosunlanmaya sebep oluyor hatta denildiğine göre o suyla sulanan çayırları (affedersiniz) eşekler bile yayılmıyormuş. Çok daha ilginç bir şey anlatıldı bana asırlık dut ağacı su kirlenmesinden dolayı kurumuş. Yani, ortada ciddi bir problem var ve bir taraftan susuzluk, diğer taraftan su kirliliği sebebiyle halkımız maalesef mağdur durumda.
Balık üretim çiftlikleri tabi ki olmalı ve insanlar kar etmeli ama ya diğer vatandaşlar. Adalet balık üretenin de geriye kalanın da mağdur edilmemesidir. Ayrıca, halkımız hakkını arama konusunda yeri geldiğinde en yetkili makama kadar gitmeli ve hakkını almalıdır. Adalet mülkün temelidir. Eğer biz suyun adaletli paylaşımını sağlayabilirsek memleketimiz de daha güzel hale gelecektir. Lütfen bu konuda bir şeyler yapalım yarın çok geç olabilir. Memleketten yeni geldiğim için biliyorum şu an en ciddi problem budur ve bunun çözülmesi gerekmektedir. Alternatif yollarla çözüm aramak bir nevi korkaklık gibi algılanabilir ve bundan sonra çıkabilecek muhtemel paylaşım sorunlarında bu durum aleyhimize kullanılabilecektir.
Haydi kasabam zaman birlik olma zamanı, kurutacağın her bir yaprak senden ahrette şikayetçi olacaktır, yeşerteceğin her bir yaprak ise duacı olacaktır.
Sevgi, saygı ve muhabbetle…
buna bolluk içinde yokluk denir adı üstünde su çatı ama millet bahçe sulayacak su bulamıyor.burda sıl sorumlu belediye bakıyorumda belediyenin köyde yol genişletmekten başka yaptığı iş yok.milletin bagını bahçesini talen ediyor köyde kaç araba varda yol genişletiyon yazık oluyor köyüme doğaya ve insanlarına
evet telinde bir mafyaciklar eksikti demekki buda oldu,Sanirim burada en büyük sorumluluk belediye baskanina düsüyor.
Halk meydan muharebesi yapacak degilya,kanuni yollardan halledilecek.