Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

Eylülsem istemeden kırılıyorsam...

Kategori Kategori: Yazı - Makale | Yorumlar 1 Yorum | Okunma 2583 Okunma | Yazar Yazan: osman | 06 Eylül 2007 21:07:24

Güzel bir eylül yazısı daha...

“Eylülsem istemeden kırılıyorsam…”

 “seni tanıyorum, ayak seslerinden

kulağımda eski zaman orkestraları

ben yürüyorum yapraklar eziliyor

dertlerin sigaradan uzun olduğunu

hatırlıyorum.

sen rüzgarın hüzzam bestesini duydun

dereler gördüm boz bulanık

suyun akışına bırakılmış yapraklar

sensiz inen akşam

pastel renkler verir manzaraya

bu kadar hüzün vermemeliydi sevdan

bu yükü taşıyamıyorum

aşkı... aşkı ve sonbaharı”

 

Mevsimin sarıya çalan renk cümbüşü, günlerdir salınıyor etrafta. Ağaçların hırkalarını çıkarmadaki aceleci davranmaları, daha bir heyecanlandırıyor beni. Güneşin ılık silueti beliriyor tepelerin ardından. Uzun süren Ağustos rehavetinden sonra, usulca eylülün gelişi, pır pır heyecana ram ediyor esmer suretimi...

**

Geldi yine eylül. Kırılgan türküleri hatırlattı yine. İstemeden, hiç söz söylemeden kırılmak istiyor insan bu mevsimde. Hiç aldırmadan söylenenlere, nedense herkese kırılmak istiyor insan. İstemeden, kırılmak istiyor her şeye.

Hiç istemeden, hiç aldırmadan gönül koymak istiyor insan dostlara. Destansı sükûtlardan, dingin öyküler araklamak istiyor, insan bu mevsimde…

İstemeden de olsa, kendine kırılmak istiyor bu mevsimde. Bir istiridye gibi, incimsi hatıralarla taçlandırmak istiyor yaşanmışlıkları…

 Sahi ne hoş oluyor insanın eylülde kırılması. Düşen yapraklarla söyleşip, onları hal diliyle anlamak ne hoş oluyor. Bir derviş gibi, döne döne savrulan yaprakla hüzünlenip ve o muhteşem sararmaya eşlik etmek daha bir olgunlaştırıyor insanı.

**

Bir hazin ayrılığa duçar olan gözyaşların, usulca seyri sulukunu tamamlaması gönül girdabına doğru. Hatıralar ormanına, dalıştır apansız. Avuçların üşüdüğü en son anda, anılarla ısınmadır eylül…

 “Kızımın adını Eylül koyacağım” dediğinde bir dostum, onun yüreğindeki depremleri kendi yüreğimle paylaşmak kadar yanımda, yöremde eylül.

**

Yeniden dağların sararmaya başlamasına, öksüzlüğün ve dahi yetimliğin tabiatla söyleşmesine ne de güzel eşlik ediyorsun eylül. Ah eylül, öyle melül, öyle mahzun bir yüreği anlatıyorsun ki. Bir tek eylül de mahzunlaşıyor insan nedense. Bir tek eylülde sakinleşiyor, dur durak bilmeyen adımlar. Bir tek eylülde gözlerden yaşlar akıyor, göğün şiiriyle beraber… Bir tek eylülde, yutkunuyor insan  keşkelerin ardından... Ah Eylül! Sen yok musun sen...

**

…Yılın on bir ayı, hep bu serzenişi bekliyorum nedense…Bilerek tozlandırdığım hatıraları, bir tek bu ayda çıkarıp anımsıyorum nedense. Bir tek bu ay beni, tarifsiz mutluluk okyanusuna atıyor. Ve hiç anlatamıyorum, eylülün ruhumdaki med cezirini...

“Keşkeler” onlar yok mu? Ah!... keşkeler, onların içleri yakan söyleşmesi. Hayatı ve kendimi anlamamaktaki ısrarım yok mu? Beni deli divane eyleyen eylülün gelişi yok mu?... Kendimden kaçışım ve eylüle sığınışım yok mu?..

**

“Eylülsem, istemeden kırılıyorsam.”  Neden istemeden kırılır ki insan? Neden kendini kırılmak için zorlar ki?... Neden, neden, neden?... “Aynı şeyleri paylaşmak” diyordu bir dostum. Eylülü içselleştirmek mi yoksa aynı şeyleri paylaşmak? Ya da bir yıl her daim, eylülü beklemek; kırmak ve kırılmak için.

**

Yine geldin eylül. Yine ayrılıklarla geldin. Ne varsa alıp gideceksin yine dostlarını. Turnalar çoktan hazırlığa koyulmuşlardır bile. Bir tek, yine serçelerle söyleşeceğiz kış boyu. Tabiata sunduğun, sarımtırak ayrılıklar değil mi zaten bizi kendine meftun eyleyen?

**

 Ah eylül, yine yaptın yapacağını. Geldin ve anıları serdin önümüze. Oysa ne güzel saklamaya çalışmıştık yüzlerimizi, palyaçolardan arakladığımız boyalarla.

Ah eylül, geldin ve yine yaptın yapacağını. Sormadan, danışmadan ve hiç umursamadan çıkarıverdin hüzünden ormanları karşımıza...

Ah eylül, işte yine geldin ve beni lunaparka giden bir çocuk gibi sevindirdin. Sevinmenin buruk rayihasını saldın yine içime… Yolunu gözlemekle geçirdiğim on bir ayın ardından, bir giz şiirini usulca salıverdin yüreğime… Uzunca bir aradan sonra, kekremsi anları hatırlattın yine.

Ah eylül, sen yok musun sen...

 

                                                                                  Osman ÇELİK

 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

yunus { 16 Eylül 2007 14:15:44 }
Hocam, aramıza hoş geldiniz.
Doğrusu, Eylül ayı ile "kırılganlık" arasında kurduğunuz ilgiye hayran kaldım. "kekremsi" yazılarınızı bekliyoruz. selam ve dua ile...
yunus emre
Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun750 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI