Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

Eskiye Duyulan Özlem

Kategori Kategori: Yazı - Makale | Yorumlar 1 Yorum | Okunma 2482 Okunma | 14 Aralık 2006 21:32:18

Bir bahar akşamı fuar çıkışı İzmir kemeraltında kızım Sema ile dolaşırken bir eskici dükkanı dikkatimi çekti.

Eskiye Duyulan Özlem

Bir bahar akşamı fuar çıkışı İzmir kemeraltında kızım Sema ile dolaşırken bir eskici dükkanı dikkatimi çekti. Dönüp Semaya “şuraya bir girelim kızım dedim”. Hep eskiye özlem duyduğum için bir eskici dükkanı dikkatimi çekmiş ve içeriye dalmıştık. Meğer içerideki bayanda benim gibi düşünen, benim yaşlarımda, eskiye özlem duyan bir bayanmış. Selamlaşmanın ardından eskiye özlemlerimizi paylaşmaya başladık. Birbirimizle hemen her konuda anlaşmış ve eskiye iyice dalmıştık. Bayan eskinin komşuluk ilişkilerinden, paylaşımdan bahsediyordu. Şimdi neden o özelliklerimizin kalmadığını düşündüğümüzde karşımızda doğalın yerini sanalın aldığını gördük. Bu laflar arasında bir anda kendimi çocukluğumun dünyasında buldum.

Bizler iklimi soğuk ilişkileri sıcak bir memleketin insanlarıydık. Meyve ve sebzeyi senede bir kere tadardık ama tattığımız gıdalar kendi ürünümüz, kendi el emeğimizdi. Ürünlerin her tarafında bizden bir eser vardı, yapraklarında terimiz, kökünde el izlerimiz vardı. Toprak damlı ahşap evlerimiz vardı ama evin dışından içine her tarafı paylaşımla güzelleşen bir ortamımız vardı. Yiyeceğimiz azdı ama daha çok paylaşırdık. Sadece yediklerimizi değil sevinç ve hüzünlerimizi paylaşmak ta hoşumuza giderdi. Gaz lambası etrafında toplanan konu komşu bir kişinin anlattığı hikayeyi can kulağıyla dinlerdik. Lambaya yaklaşalım derken birbirimize yaklaşır ve sıcak bir ortam oluştururduk. Birinin evi sıvanacağı zaman hemen herkes toplanırdı. Hamurumuzu kendimiz yoğurur, ekmeğimizi tandırda birlikte pişirirdik. Ekmeğin kokusu arşa yükselir inancı ile ekmeğimizi en az yedi komşuya dağıtırdık. Ekmek bile dostluğumuzu perçinlerdi. Makarnalarımızı da marketten almaz yine imece usulü kendimiz yapardık, bu iş genellikle sonbahar mevsiminde yapılır ve iş esnasında aynı zamanda köyde olup biten gelişmeler özellikle gönül işleri masaya yatırılır ve tatlı tatlı muhabbeti yapılırdı.

Biliyor musunuz biz içtiğimiz suyu bile ortak kullanırdık. Köyümüzün ortak kullandığı çeşmelerde muhabbet ortamlarımızdan biriydi. Su sıralarında muhabbet eder, dertlerimizi paylaşırdık. Şartların hepsi birleşir ve bizleri bir araya getirmeye çalışırdı. Yaptığımız hemen her iş ortak yapmaya müsait idi. Paylaşımlarımız o kadar çoktu ki yatmadan yatmaya ayrı kalırdık. Tabiat karşısında ancak paylaşımla sorunlarımızı çözebilir ve böylece ilişkilerimizi daha sağlam temellere oturturduk. Sabahları erken kalkar, işlerimizi vaktinde yapar ve hastalık nedir bilmezdik.

Gelelim dutçuluğumuza. Daha dutlar ağarmadan başına üşüşen sığırcık kuşlarını korkutmak köyün genç kızlarına düşerdi. Genç erkekler daha önemli işlere bakardı. Dutlar olgunlaştıktan sonra yine imece devreye girer ve dut toplayabilecek olan herkes o gün dut döken komşusuna yardıma gider ve o gün o komşunun dutları dökülür, dutların bazısı damda kurutulur bazısı ise cenderelerde sıkıştırılarak pekmez çıkartılır ve yayvan kaplarda dama serilirdi.

Herkes birbirinin hem doktoru, hem ebesiydi. Sıklıkla meydana gelen doğumlara şehirden doktor veya ebe getirmek mümkün olmadığı için bir gün biri diğerinin öbür gün ise diğeri berikinin çocuğuna ebelik yapardı. Kırık çıkık işlerine davar kırık çıkıklarında usta olanlar bakardı.

Haberleşmelerimiz de daha sıcak ve daha samimi idi. Bugünkü kadar gelişkin olmayan haberleşme ortamları bizi birbirimize yaklaştırır ve şehirden gelen birisinden en azından haber alabilmek için yanına gidilir ve bir muhabbet ortamı kurulurdu. Eskiden komşularla bile hemen her gün sağlanan diyalog şimdilerde ev içinde bile sağlanamaz oldu. Aramıza giren teknolojik aygıtlar bizi birbirimizden hızla uzaklaştırmada başarılı oldu.

Bir akşam üstü bana bu duyguları anımsatan insana teşekkür ederken geçmişe özlem duyanların özlemlerini paylaşmalarını bekliyor ve eski güzel günlerin en azından bir kısmının yeniden canlanmasını diliyorum.

Feyruza Öksüz

Yazar Şair
 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

yunus emre { 25 Mayıs 2007 23:31:51 }
Feyruza abla merhaba, ben Yunus Emre
Eskiye dair yazınızı okudum. Benzer duygular taşımamak mümkün değil. Ancak sanki şöyle küçük bir ayrıntı olsa gerek; o dönemlerde sizler genç, bizler de çocuktuk. Geçim derdi diye bir endişemiz yoktu. Şuçatı' da, dört mevsim bütün doğallığı ile yaşanırdı. Hayat daha basitti; hatırlarsanız trampaya dayalı bir ekonomik ilişki vardı. Öyle olduğu için de sorunlar daha azdı. Ama hayat öyle kalamazdı. Nitekim kalmadı da. Geriye dönemeyiz artık. Modern zamanların muhabbet ortamlarını kurmak zorundayız. Selam ve dua ile...
Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun521 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI