Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

TÜCCAR SÜLEYMAN

Kategori Kategori: Hikayeler | Yorumlar 5 Yorum | Okunma 3023 Okunma | 27 Haziran 2007 09:32:45

Süleyman, her zaman olduğu gibi sabahın erken saatlerinde kalktı.

TÜCCAR SÜLEYMAN

 

Eriyen kar sularının bulanıklaştırdığı Tohma Çayı o gök mavisi görünümüne kavuşmak üzere…çiçekler solmuş, çağlaya durmuş bile. Çayırlar, Nisan yağmurlarıyla boy salmış, bahçe toprakları kabarmış; işlenmeyi beklemekte. İkindi geçkini Güneş ortalığı iyiden iyiye ısıtmışken ortalıkta bir gerginlik, bir iç sıkıntısı, iyiye gitmeyen bir şeylerin havası var sanki…

…………………………………………………………….

 

Süleyman, her zaman olduğu gibi sabahın erken saatlerinde kalktı.  Gülender’de kalkmış sabah işlerine koşturuyordu. Süleyman düşünceli, hazırlanan sabah kahvaltısına oturdu. Bir şeyler atıştırdıktan sonra cigarasını yakıp uzun uzun çekti. Sonra yavaş hareketlerle toparlandı, kasketini takıp, ceketini giydikten sonra kapıya  yöneldi. Gülender geride bir şeyler söyleniyordu ancak Süleyman, O’nu duymamazlığa verip gıslevet ayakkabısını giydikten sonra bayırdan aşağıya doğru inmeye başladı. O esnada üzerinde geceliği olduğu halde ayak yolundan dönen anne Ayşe:

 

“Gediyin mi Süleymen” dedi.

 

Süleyman arkasına bakmadan:

 

“He ana” dedi ve yoluna devam etti.

 

Birbirine bağlı o büyük anahtarları şıkırdata şıkırdata yürüdü ve dükkanın kapısını “bismillah” diyerek açtıktan sonra geçip sandalyesine oturdu. Günlerden Cuma. Tavana yakın rafta duran Filips marka radyoyu açtı. Her Cuma olduğu gibi Türkiye İş Bankası’nın hazırlamış olduğu “Bir Özel Tanıtıcı Reklam” kuşağı yayınlanıyordu. Bir halk hikayesi tabii ki. Bu hikayelerin konusu genelde aşk oluyordu. Ancak, Süleyman için nedense hiç te çekici gelmiyordu bu hikayeler. Nasıl gelsin ki. Kalabalık bir ailenin en büyüğüydü. Sinirli mi sinirli bir baba.  Erken denebilecek yaşta  evlenmiş, beş kız, dört oğlan çocuğu olmuştu. Kızları gelin etmiş, küçük oğlan hariç diğerlerini de evlendirmişti. Şimdi ise hem mevcudu devam ettirmek hem de yeni işler yapmak istiyordu. Büyük oğlu Mehmet’i  Almanya’da çalışan kaynının kızıyla evlendirmesi isabetli olmuş; Mehmet çalışmaya , para kazanmaya başlamıştı. Alman Markı ile epey iş yapılabilirdi. Öncelikle şu dükkanı yıkıp yerine betonarmeden daha gösterişli bir bina yapmayı, dükkanı da bu binaya taşımayı düşünüyordu. Boş kalacak yerleri de kasabanın öğretmenlerine kiraya verebilirdi. Süleyman bütün bunları düşünürken, sabahın erken saatlerinde Malatya, Diyarbakır, Muş, Van taraflarına yolcu taşıyan 302 Mercedes otobüslerinin geçişleri başlamış, Mahmut Amca da BMC minübüsü ile pazara ilk seferini yapmak üzereydi. Bu yolculardan bir kaçı Süleyman’ın dükkanına girip çıktılar. Kapıya çıkan Süleyman, şoför Mahmut’a:

 

“ Mahmut, bugün ben de bir şeyler getireceğim dükkana, haberin olsun” derken Şoför Mahmut, tamam dercesine kafasını salladı. Geçip tekrar sandalyeye otururken işleri düşünmeye başladı; dükkan, bağ bahçe işleri…yaylaya da gidip şu derme çatma evin  bakımının yapılması gerekiyordu. Ya geçen seneden elde kalmış, satılamayan islim kabuğu, pekmez, koyun yünü ne olacaktı? Diye düşünürken bir  Yenice Sigarası daha yaktı. Sigara dumanı tavana doğru nazlı nazlı yükselirken içeriye enişte Mehmet Ali girdi. Selam verdi, gülümserken biraz da çekinir vaziyette:

 

“Süleyman gucca, bir kilo şeker, bir paket de çay verir misin?” dedi. Süleyman selamı aldıktan sonra yanan sigarasını camekanın bir kenarına koyup, çuvaldaki Kayseri Şekerinden bir kilo tarttı, raftaki çay paketlerinden de bir tanesini alıp Mehmet Ali’ye uzattı. Bir an göz göze geldiler. Mehmet Ali:

 

“Ağa borç defterine yazar mısın?” dedi, titrek sesle. Süleyman çekmeceden borç defterini, biraz da sinirlice çıkardı ve çay, şeker bedelini borç hanesine yazdı. Kafasını kaldırdığında Mehmet Ali çoktan kaybolmuştu.  Bu kez, gülümserken, gümüş dişleri görülüyordu.

……………………………………………………………………………………….

 

Öğle saatleri… Cuma vakti yaklaşıyor. Süleyman, yolun öbür tarafındaki çeşmeden abdestini almak için dışarı çıktığında, asfalt yol boyunca, şahrasında taş yüklü  eşeği ile birlikte ilerlemekte olan Hamit Osman Emmi ile karşılaştı. Evet, semer üzerine atılı olan ve yük taşımakta kullanılan, ağaçtan yapılma basit bir eşya olan şahrada taş taşımak ne demek siz bilir misiniz? Büyük bir sabır ve tevekkül demek olmalı herhalde… şahra, ben diyeyim altı  siz deyin yedi adet taş alır ancak. Gerçi Osman Emmi genellikle bir de semerin ortasına koyar ancak düşmemesi için düz bir taş olması gerekir. Kış aylarını hariç tutarsak, işlerin müsait olduğu zamanlarda Osman Emmi’yi bir ayağı aksayan eşeği ile muhakkak taş taşırken görebilirsiniz. Biriktirdiği taşlarla, salatalık, domates, biber, patates, lahana vb. sebzeleri yetiştirdiği o güzelim bahçesini bizim Tohma’nın taşkınlarına karşı duvarla çevirmiştir. Hey gidi Osman Emmi! Sabrın, azmin efendisi… selamlaştıktan sonra, çeşmede abdestini alan Süleyman dükkana döndü. Ezan okunmaya başlamıştı. Dükkanı kapadıktan sonra hızlı adımlarla camiye doğru yola koyuldu.

………………………………………………………………………………………….

 

Saat 1400 suları… Mahmut’un minibüsü ile dükkanın ihtiyacı olan bazı ihtiyaç malzemelerini Gürün’den getirdi. Ancak vazgeçilmez ihtiyaçlardan olan ve  traktörle getirilebilen bir varil gazı traktörden indirmek bayağı sıkıntılı oldu. İnsan gücüyle aşağıya indirmek mümkün olmadığından traktörün arkasına yine kullanılamaz durumda olan büyücek araç lastiği  konmuş ve varil o lastiğin üzerine doğru iteklenmiş ancak seken varil az kalsın lastiğin üzerine değil zemine düşecekti. Neyse ki bu işte kazasız belasız atlatılmış ancak Süleyman’da bayağı yorulmuştu.. Malzemeleri dükkana istifledikten sonra oturdu.Yenice Sigarasından yaktı ve içten çekişlerle içmeye başladı.

………………………………………………………………………………………………….

 

İkindi vakti yaklaşmak üzere. Yunus’u dükkana bıraktıktan sonra Kozluk’a giderek bahçeyi gözden geçirmeye niyetlendi. Köprüden geçtikten sonra bahçe yolunda yavaş yavaş ilerlerken Hamdi Emmi de  artık imar ettiği bahçesinde son düzenlemeleri yapıyordu. Hamdi Emmi, çalıdan çırpıdan geçilmeyen tarlayı bahçeye çevirmiş, çıkan taşları da Tohma’nın taşkınlarına karşı set olarak kullanmıştı. Öyle ki molozların arasına diktiği çalılar kök salmış, bahçeye sel sularının taşmasını önler hale gelmişti. Sonuçta öyle güzel bir bahçe ortaya çıkmıştı ki geç güze kadar salatalık, domates, fasulyeyi burada bulmak mümkündü. Artık Cin Deresi’nin etrafındaki bahçeye gelmişti. Çoğu zaman olduğu gibi in cin top oynuyordu. Henüz meyve sebze çıkmadığı için  Deli Kadir Emmi’de  Kozluk’a gelmemişti. Yukarı köyün imamı Ali Hoca’nın o derinden gelen ezan sesini duydu. Öyle bir ezan ki insanı, dalıp uzaklara götürüyor uzadıkça uzuyordu. İkindi namazına  abdest tazelemek için Tohma’nın kenarına doğru ilerlerken sol göğsünde müthiş bir yanma hissi ile irkildi. Çömeldi, kollarındaki gömleği dirseklerine kadar katladı. Niyetlenip ellerini yıkamaya başlamıştı ki sendeledi ve sağ yanı üzerine düşüp öylece kaldı.

……………………………………………………………………………….

İkindinin sıcağı, üzerinde taşıdığı gerginliği böylece atmıştı….

…………………………………………………………………………………

 

Suçatı Beldesi’nde Tüccar Süleyman olarak kendini kabullendiren amcam, vefat etmişti.  Genç yaşta,  kimsenin O’na yakıştıramadığı ölüm gerçeğiyle, ihtimal verilmeyen bir zamanda bu dünyadan ayrılmıştı. Kasabamız da müteşebbis bir insanını kaybetmişti. Amcam ailesi üzerinde de temel otoriteydi. Vefatından sonra birlik bozuldu. Her kardeş, kendi yolunu çizmek durumunda kaldı. Allah O’na rahmet eylesin.

 

…………………………………………………………………………………………………..

 

Hamit Osman ve Hamdi Emmiler de vefat ettiler. Allah onlara da rahmet eylesin. Bahçelerini merak ediyorsunuz değil mi? Evet, o güzelim bahçeler ne yazık ki onlardan evvel, çoktan vefat etmişlerdi!

 | Puan: 10 / 1 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

şeyda { 18 Aralık 2007 22:49:08 }
merhaba :ben şeyda bu sulalenin bir ferdiyim. süleyman dedemizi bizlere htırlattığı     için yunus amcaya teşekkür ederim. devamını bekleriz       saygılarımla
şeyma { 16 Aralık 2007 13:28:42 }
tüccar süleyman benim annannemin   babası benim    annennem nahibe başpınar çok güzel olmuş    
teşşekkürler [:p)]
adem { 16 Ekim 2007 17:59:48 }
selam amcaoglu ben adem. nasilsin gecmis bayraminiz kutlu olsun. yazi icin tesekürler. gercekten iyi olmus. devami bekleriz yenge ve cocuklara selamlar
beyhan { 15 Ekim 2007 23:55:25 }
geçmiş bayramınız kutlu olsun ben halan kızı beyhan yazılarınızı okudum çok duygulandım çok güzel olmuş elinize yüreğinize sağlık eski günlerimize götürdü bizi yenge ve yiğenlerime selam yazılarınızın devamını istiyoruz
Süleyman Emre { 11 Ağustos 2007 21:54:05 }
Selamun aleyküm Yunus abi,
ben Almanya dan toklu Tüccar Süleymanin torunuyum, Süleyman (Mehmet in Oglu).

Bu güzel yazi icin senden Allah
razi olsun senden.

Seninle irtibata gecebilirsek sevinirim. Bana mail adresini gönderirsen sevinirim.

Kendine iyi bak
Sevgi ve saygilarimla
Süleyman Emre
Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun1022 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI