Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

Polemik

Kategori Kategori: Yazı - Makale | Yorumlar 1 Yorum | Okunma 1872 Okunma | 31 Mayıs 2007 08:36:41

Polemik, içerdiği mananın ötesinde bir zamanlar bir derginin adıydı.

Polemik

 

   Polemik, içerdiği mananın ötesinde bir zamanlar bir derginin adıydı. 90’lı yıllarda yayınlanan ve ülkemizde hatırı sayılır bir entellektüel yazar kadrosuna sahip olan “Türkiye Günlüğü” ekibi bir ara “Polemik” adında bir dergi çıkarmış ve bir hayli de ses getirerek önemli bir okur kitlesine ulaşmıştı. Çok düzeyli münazaraların yapıldığı bu dergiler bir süre sonra tıpkı diğer fikir, sanat, edebiyat dergileri gibi ömrünü tamamladı ve yayın hayatından çekildi. Ülkemizde tanzimattan bu yana, sağda veya solda çok sayıda derginin, 80 öncesi ve sonrasıyla fikir hayatımıza çok önemli katkılar ve tecrübeler sağladığını düşünüyorum. 90’lı yılların sonu Türkiye’de bu manada dergiciliğin de sonu oldu diyebilirim. Günümüzde ise hepimizin malumudur, fikri tartışmalar veya polemikler artık medya ve internet aracılığıyla yapılmaktadır. Tabi ki bu durum, kaçınılmaz bir gerçeklik olarak kendini göstermiştir. Cümlelerin “sayın kırca” diye başladığı yıllardan bugüne kadar gelinen süreci bir hayli benimsemiş durumdayız. Bu biraz da yazılı kültürden ziyade şifahi kültürle beslenmeye meyilli bir toplum oluşumuzdan kaynaklanmaktadır.

   

   Bu değerlendirmelerim işin kronolojik tarafıydı. Günümüze gelecek olursak, gelişmelerin müspet yanları mutlaka vardır. Ancak bütün bu değişimlerin paralelinde gelinen noktada, toplum hafızası ne yazık ki fikri bir kirlenmeye maruz bırakılmak istenmektedir. Esasında benim dikkat çekmek istediğim nokta da burasıdır. Fikri münazaraların hangi araçlarla yapılıyor olduğundan çok, bugün neyi tartışıyor olduğumuz çok daha vahimdir. Üstad Cemil Meriç’in kısa ve öz bir aydın tarifi vardır, “Kendi fikrini söyleyebilen kişi aydındır” der. Yüce Yaratıcının, yeryüzünün en şereflisi olarak bize biçtiği rol de budur. Biz galiba bu özelliğimizi kaybettik. Fıtratımıza uygun davranışlar sergilemek yerine, bugün birilerinin bize biçtiği rolleri oynayarak, çabucak birbirimizi düşman veya suçlu ilan etmekte, bir başkasını kolayca “öteki”leştirmekteyiz. Kendi fikrimiz doğrultusunda beyanat vermeyenleri sessiz kalmakla veya korkaklıkla itham etmekte, herkesi kendimiz gibi düşünmeye zorlamakta, birisinin kullandığı sözü “hayır bunu söyleyemezsin o bizim sloganımızdı” diyerek bırakın kelimeleri, cümleleri esaret altına almaya kalkışmaktayız. Hepimizin ittifak noktası olan Bayrağımızı bile bir ayırım aracı haline getirdik. Türk filmlerinin alışık olduğumuz final sahnelerinde “sevgilim, ne kadar da çok birbirine benzeyen yönlerimiz varmış” denir ve mutlu sona ulaşılırdı. Şimdi ise “ne kadar çok ayrışan yönlerimiz varmış” diyerek; Özünde ve aslında bir olan bu milletin evlatlarına mutsuz bir gelecek inşa etmeye çalışmaktayız. Daha vahim olanı ise bu söylemleri toplumda tanınmış ve örnek olabilecek kişilerin dillendirmesidir. Saydığım bu olumsuzlukların müsebbibi olarak birilerini suçlamak kolaycılığına düşersek bu kısır çekişmelerin bir parçası olmaktan da kendimizi alamayız. Tek sevindirici gelişme ise benim gördüğüm kadarıyla milletimizin bu gibi kamplaşma modellerine pek de itibar etmediğidir. Bu sözleri sarf ederken toplumu küçümsemek veya toplum mühendisliğine soyunmak gibi düzeysiz bir duruş sergilemekten de son derece kaçındığımı belirtmek isterim. Siyasi olarak bir görüşü bir duruşu benimseyebiliriz hatta o görüşün temsilcisi de olabiliriz, ancak beklediğimiz bir sonucun çıkmaması durumunda “halkın kandırıldığını ve yanlış karar verdiğini” söylemek bu halkı tanımamaktır, dahası halkı aşağılamaktır. Bilakis benim âcizane fikrim, Milletimiz, yazılan bütün senaryolara rağmen, kendisine sunulan bütün çatışma alanlarına rağmen “ortak aklı” sayesinde bunların üstesinden gelmiştir.

  

   Bu noktada Suçatı Haber olarak bizlere de çok görevler düştüğü kanaatindeyim. Hepsi birbirinden değerli çok sayıda yazılar, mesajlar yayınlanmakta, zaman zaman da tartışmalar olmaktadır. Bu da bizim fikri açıdan zengin olduğumuzu gösterir. Zaten herkes aynı fikirde olsaydı bu siteye bile gerek kalmazdı. Ancak, birbirimizi daha doğru anlamaya biraz ihtiyacımız var galiba. Ben kendi adıma söylüyorum zira çoğu zaman isteklerine boyun eğdiğim bir benlik bir nefis taşıyorum. Meselenin özünde biraz da bu benlik kaygısı yatıyor. Tarihte insanlığa yol göstermiş, bugün bile herkesin örnek aldığı Mevlana, Yunus ve Hacı Bektaşlara baktığımızda, kendilerini toplumun en alt tabakasında gördüklerini, işe önce kendi nefislerini terbiye ederek başladıklarını görürüz. Bir büyüğün dediği gibi:

 

Akile çeşmi insaf gibi mizan olmaz,

Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz.

 

   Hülasa tartışma, münazara, polemik ne dersek diyelim. Ama bunu birbirimizi anlayarak, gerektiğinde kendi hatalarımızı görerek yürütelim, Saygılar.

 

Emrullah TOPRAK

Mayıs–2007

Melikgazi/KAYSERİ

 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

zehra,nesibe ,zeynep tuba { 22 Haziran 2007 02:36:24 }
gerek kişiliğinle gerekse yeteneklerinle gerekse yazılarınla biziher zaman şaşırttın ve onure ettin
teşekkürler amca
Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun43 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI