Salına salına iniyor yüreklere Nisan yağmurları
“Bilmem şimdi kaçıncı yaşındayız baharın
Her nisan yağmurlarında başlangıç derken
Zamanın kanatlanmış döngüsünde erken
Takvim yapraklarında tek tek tükenen
Nisan yağmurlarında sağılırcasına
Yine sırılsıklamım.”
Nisan işte…
Salına salına iniyor yüreklere Nisan yağmurları. Çisil çisil divanelikler kaplıyor gönülleri. Ağır aksak sessizliklerin, umarsız bildirisi iniyor ufuklara. Dağ dağ, türkü türkü, umutlar yayılıyor çiçeklere.
Yağmurla dalıyor zaman keş kelere, yağmurla yağıyor Nisan şiirleri gönüllere...
**
Nisan işte…
Umutlu gülüşlerin, soy destanı doğuyor yarınlara. Avanak ıslatan diye, alaysı şiirler kaplıyor kırgın suratları. Çisil çisil bir adam, dalıyor yağmurun bereketine. Bir adam, çisil çisil bir türküyü mırıldanıyor usulcacık... Bir adam, adımlarını bırakıyor Nisanın usul usul damlalarına…
**
Nisan işte…
Yağmur yağıyor Nisan’ın kollarından. Tenha, öyle tenha bir kenarda, bir çocuk tay taylıyor adımlarını. Bir çocuk, mini mini ellerini açıyor damlacıkları yakalamak için… Bir damla göz kırpıyor çocuk yüreğe. Bir tebessüm iniyor yanacıktan usul usul…Bir tebessüm karışıyor damlaların ziyafet sofrasına…
**
Nisan işte…
Nisan’ın salınışı kaplıyor bozkır yürekleri. Bozkır yürekleri, yağmurun çisil çisil şiiri kaplıyor. Dalıyor gözler, serçelerin pır pır yağmura ram olmalarına.
Dalıyor yürekler, bembeyaz bir siluetin sessizce salınışına...
**
Nisan işte…
Bahar sultanının sarayından inen iki leyleğin, tak tak anımsatması geleceği. Bembeyaz bedenlerinde taşımaları bereketin nişanelerini. Sabahın en erkeninde, yusfçukların kadife seslerine eşlik etmeleri sebepsiz.
**
Nisan işte…
Yağıyor yine yağmur, göğü kıskandırırcasına... Toprağın epeyce söyleşmesi var herhalde damlalarla. Damlalarla, umudun söyleşmesi var herhalde. Damlalar, damlalar, sukutun münzevi yarenleri.
Nisan’ın, ılgıt ılgıt, apak kiraz dallarını okşaması. Okşaması elmaların, filizleri. Susması ebemkuşağının, güneşin merhametiyle...
**
Nisan işte…
Nisan... Çisil çisil inen şiirin, yürek çığlığı. Deli ırmakların, yatağına kıvrılması... Kirli düşlerin, kaldırımlarda parçalanması...
Bembeyaz hayallerin, usul usul yüreklere inmesi...
Nisan işte... Nisan’ın deli yağmurları... Yağmurların bitip tükenmez türküsü... Nisan işte, çıkıp gideceklerin ve çekip geleceklerin mevsimi...
**
Nisan işte…
Nisan işte, apak kiraz dallarına, rengârenk salınışı yağmurun. Sıra servilerin, patlamaya hazır tomurcuklarının ebemkuşağıyla söyleşmesi usulca.
Nisan işte, kıyıda köşede tozlanmış fotoğrafların, bir el çabukluğu ile Kızıl ırmağın kollarına bırakılması. Katar katar turnaların, ilk yağmurlarla beraber, sukutlarında anlatılmaz gizler taşıyarak çıkıp gelmeleri.
Nisan işte, utangaç bozkır delikanlılarının, dillendiremedikleri nağmelerini, sipsilerle çocuklaştırmaları...
Nisan işte...
Osman ÇELİK
slm ben ist bulda yasiyorum yelkenliyim sitenizi begendim birisini bulmak istiyorum ama bulamiyorum kendisini cok seviyorum ama bulamiyorum oda sucatida adi elvan bu kadar soyliyeceklerim kib bye
Memleketimizde yaşadığımız bahar, özellikle de nisan ayının göz yaşları ancak bu kadar güzel anlatılabilrdi.Bu edebi yazıyla gönüllerimize hitap ettiniz.Teşekkürler sevgili kardeşim.