henüz baharken...
Kategori: Yazı - Makale |
4 Yorum |
2285 Okunma | 28 Mayıs 2012 22:33:21

Yunus Emre ağabeye teşekkür ediyoruz...
GÜNLÜK'TEN
...iki bina arasındaki parke yolda yürürken şükrediyordum. bahar güneşine karışan ılık rüzgara, henüz açmakta olan gül'e, akşam yağan yağmuru üstünden atmaya çalışan ve daha da canlanmış olan çimene, sürgün veren çam, akasya, söğüt ve kavak ağaçlarına...şükrediyordum Allah'ıma; bütün bu güzellikleri bize bağışladığı için. bir an çimenlerin üzerine sere serpe uzanmak, yapraklar arasından kendine yol bulan güneş ışıkları ile oynaşmak geldi içimden. ana caddenin yanında, misafirhaneye giriş, çıkış güzergahında kendine yer bulabilmiş bu mütevazi yeşillikteki vurdumduymaz tavrım, dikkat çekmez miydi? imrenmez değilim doğrusu; bazı insanlar görürüm ki kendi halinde uzanmış, öylece yatıyor, hatta bir türkü tutturmuş gidiyor.
oysa, evet oysa sazcağız'da bakilerin bahçesinde veya mutufta bir söğüdün gölgesinde beni miskin miskin kestirmekten ne alıkoyabilirdi ki? hepi topu haydar emmi veya mulla emmi harık başı cılga yoldan geçerlerken, uzun havayı andıran konuşma tarzlarıyla seslenirler, sen de oralı olmazdın hespsi o kadar. hatta nevruzlar da bir koşu mesafesinde, kendilerine selam verecek yanık yüzlü çocukları bekliyordur. senelerdir beklemekten belki de mahzunlaşmışlardır kim bilir...
say'ın kuytularına sıkışmış belli belirsiz beyazlıklar, artık vedaya hazırlanan kar kütükleri olmalı. neden oralara hiç gidemedim, neden ellerimi o beyaza hiç dokunduramadım, neden say hep uzakta kaldı ki...heyhat, ilk çıktığım sivas yolculuğunda say işte aşağıda, sanki bir adım mesafede. olamaz say böyle kendini hemencecik teslim edemez. çalı dere, anıklı dere...bahar şırıltılarınızı kim dinliyor? üzerinizden geçen ne hasan ne de lütfiye var artık da...
...
bina yanındaki banka oturup şu devasa romanla güreşmekti amacım! nerelere gittik böyle. anlayabilmiş değilim; farklı beldelerde senelerim geçti ancak neden illa da köy, neden; cevabını arar dururum.
banka oturdum. güvercinler ve kel kargalarla hemen dost olduk. umarsızca yanıbaşımdan geçip az ötedeki suluktan doya doya içiyorlar. bahar yeli iş başında; yaprakların şekline göre farklı tonda müzikler, ortalıkta arzı endam ediyor. romanı açtım. kaldığım yerden devam ediyorum. o da ne? noktasız, virgülsüz uzadıkça uzayan cümleler ve sayfalar...Oğuz Atay, Tutunamayanlar...turgut, selim'in o meşum vefatı üzerine, arkadaşının ölümü üzerinde iz sürüyor. bunu yaparken farkında olmadan kendi hayatını da sorguluyor. yani turgut, selim'in, selim de turgut'un peşinde. hayatlar üzerinden yerleşik değerlerin mizahi bir sorgulaması yapılıyor aynı zamanda. bütün bunlar öyle bir tablo ortaya çıkarıyor ki sürekli arayış hali, sürekli çelişkiler, doyumsuzluklar, yaşanan düş kırıklıkları sonucunda gelen güvensizlikler. hatta var olmanın, hayatta olmanın hiçleşmesi, adeta "şey"leşmesi. ortamlardan sürekli uzaklaşma isteği ve sonucunda ilginç şekilde içe çekilme. geçmeyen ve geçmeyecek bir hastalığın varlığına olan kuvvetli inançla hayatın daha da anlamsızlaşması ve...
"kitabı sonunda bitirdim.romanın, post modern türk edebiyatının başlangıcı için örnek teşkil ettiği, don kişot'taki panço'nun, ustalıkla romanda olric'e dönüştürüldüğü de söyleniyor. bütün bunlar işin tekniği. ancak, hayat nedir, insan niçin yaratılmıştır, ölüm ve sonrası ne anlam ifade eder gibi sorulara islam inancı çerçevesinde cevap bulamayan mahzun ruhların, nasıl da perişan olabildiklerini selim ve turgut üzerinden görmek mümkün." yunus emre/ankara
SUÇATIHABER İyi Günler Diler...
Facebook Sayfamız Zengin İçeriği ile Sizi Bekliyor ...
Yorumlar
Kıymetli Yunus,henüz alışma aşamasında olduğun Ankara ortamında bu değerli yazıyı ilettiğin için teşekkür ederim.Bakıların ada,Mutuf,Kistikan yokuşu,Mezarın sırt,Çörtenlik Hasan ve Lütfiye siz kaldıkları için yas tutuyorlardır herhalde.
Değerli Yunus Ağabey,
Bu yazınız da en az diğerleri kadar güzel, içten ve samimi. Psikolojik durumunuzu, ruhunuzdaki memleket izlerini çok güzel anlatmışsınız yine. Ruhunuzda derin tesirleri bulunan memleketin de bana göre bir ruhu var ve o ruhu da sizin gibi değerli insanların yazıları tesiri altında bırakıyor. Memleket muhabbeti simetrik bana göre, siz ne kadar onu seviyorsanız o da sizi o kadar belki biraz daha fazla seviyor. Memleket için geçerli olan şey memleket insanı için de geçerli. Yazınız için teşekkürler.
Merhaba kardeşim.Görüşmiyeli hayli oldu msn ile ve face ile aran yok herhalde. Ankaradamısın hayırdır.
Hafızamızın bizi daima geçmişe çağırdığı veya geçmişin anılarıyla avuttuğu demleri yaşıyoruz. Biz gurbette değiliz gurbet içimizde.. Masaüstümde karlı bir sazcağısuyu resmi..ve yarım kalmış tamamlanmamış eksikliği hissedilen anılar.Yaşın ilerlemiş olmasının verdiği tedirginlik.Eskiye ve gidenlere duyulan özlem ve yapamadıklarımız konusundaki ruhumuza çöreklenen duygular. Ne romanlar anlatır hissettiklerimizi ne biz romanlara sığarız.Kardeşim görüşmek üzere Kal sağlıcakla..
halim
{ 29 Mayıs 2012 09:38:24 }
yunus kardeşim güzel yazın için teşekkürler.yalnız ankara ibaresini düşmüssün yazının sonuna. madem ankaradasın neden görüşemiyoruz.
Diğer Sayfalar: 1.
Yorum Yazın