Bir bahçeniz olsun; bahçeniz de gülleriniz olsun,
Bir bahçeniz olsun; bahçeniz de gülleriniz olsun, göz yaşlarınızla sulayın, O’nun (s.av.) ikliminde açsın, O’nun nurundan beslensin, muhtaçlara, müştaklara gül verin, Gönlünüzden, gönül bahçenizden verin; eliniz gül kokulu olsun, yüzünüz Gül’sün.
Bir gülde sen ver!
O’na yürüyen, Veysel Garani misali, çölde yanan ayaklarınız,volkan gibi kavrulan yüreğiniz olsun.
Yaşlar süzülen gözleriniz olsun; O’nun yoluna bakan, Bahira gibi.
Sevinçleriniz, heyecanlarınız olsun; Uhud gibi titreyen kalplerle…
Düşleriniz olsun, gidin O’nun asrına oturun mescidin de sohbetini dinleyin.
O’nunla müşerref rüyalarınız olsun uyanmak istemediğiniz.
O’na yazılmış beyitleriniz, mısralarınız, şiirleriniz olsun
Dest- bûsı arzûsuyla ger ölürsem dostlar
Kuze eylen toprağım sunun anınla yare su
(Fuzuli)
N'ola tâcım gibi başımda götürsem daima
Kademi resmini ol Hazret-i Şâh-ı Rasülün
Gül-i gülzar-ı nübüvvet o kadem sahibidir
Ahmedâ durma, yüzün sür kademine o Gül'ün
(I.Ahmed)
Firakınla kavrulur çölde kum taneleri
Ahuların içinde sevdan akkor gibidir
Erdemin, bereketin doldurur haneleri
Sensiz hayat toprağın sırtında ur gibidir
Şemsiyesi altında yürürsün bulutların
Sensiz, yükü zehirdir en güzel imbatların
……………….
Yağmur, duysam içimin göklerinden sesini
Yağarsın; taşlar bile yemyeşil filizlenir
Yıldırımlar parçalar çirkefin gölgesini
Sel gider ve zulmetin çöplüğü temizlenir
Yağmur, bir gün kurtulup çağın kundaklarından
Alsam, ölümsüzlüğü billur dudaklarından.
(Nurullah GENÇ)
Yazan: İsmail TAKCI