Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SİVAS'TA BAHAR

Kategori Kategori: Yazı - Makale | Yorumlar 2 Yorum | Okunma 1832 Okunma | Yazar Yazan: hidayet | 17 Nisan 2012 14:34:03

Bahara ve herkese merhaba,

Bahara Merhaba
Çetin geçen bir kışın ardından bir bahar daha geldi alına, salına ve nazlana nazlana. Baharın geleceğine cami avlusunda ötüşen kuşları ilk gördüğümüzde de inanmıştık ama onun hemen ardından gelen kar yağışı bu inancımızı bir nebzecik yaralamıştı. Ama her zaman olduğu gibi bilmeliyiz ki Allah'ın yarattığı düzene göre Sivas bile olsa şehrin adı en geç Nisan ayında gelecek bahar inşallah…
Biz çocukken çağlayı eriği kayısıyla ilişkili bilir ve iman ederdik, gurbette geçirdiğimiz yıllar içerisinde çağla deyince bizim aklımıza badem çağlası, erik deyince de bizim eskiden can erik dediğimiz gelmeye başladı. Ne tuhaf şu kültürler, birinin dediği diğerini tutmuyor. Ya da kültürel zenginlik dedikleri acaba bu mu, her şeye farklı isimler takma. İsim ve kültürler arasında ilişki olduğunu diller konusunu çalışırken de duymuştum gerçi. Çok derine girmeyelim efendim, geçenlerde bir markete daldım. Malum artık marketler manav vazifesi de görüyor, manavlar nereden geçim çıkaracaksa??? Uzaklardan çağla yazısını gördüm, yaklaştım, yaklaştım, o ne hakiki çağla, bizim çocukluğumuzda Ziya dedenin kayısı ağacından doyası yediğimize benzer çağla. Önceki yıllar pek göremediğim çağlayı görür görmez acaba tadı nasıldır diye kimselere sormadan bir ısırdım. Evet evet bu tam da Ziya dedenin kayısı ağacından toplanmış olmalı. Belleğim o ağacın söküldüğünü bana hatırlatana kadar acaba olabilir mi ki modunda git geller yaşadım. Sadece bir şey uymuyordu bizim kasabada henüz çağlalar olmuş olamazdı…
Bahar gelince neler yapmazdık ki eskiden, bağ ve bahçe işlerini saymazsak bolca dışarılarda gezinir, oyunlar oynar oynar bitiremezdik. Şimdiki çocuklara üzülüyorum. Bizim dışarılarda oynadığımız kadar içeride oynama imkanları yok, varsa yoksa televizyon ve internet. Fazla oynadıklarında ise gardiyan gibi onlara kızıyoruz, iyi ama bu çocuklar ne yapacak. Evimiz de eskiden olduğu gibi müstakil değil ki bırakalım çocukları çıksın oynasınlar. Bir teselli okul evimize yakın da en azından büyük oğlan okul bahçesinde top koşturuyor, belki de top onu koşturuyor…
Biraz çocukları biraz da eşimle kendimi düşünerek hafta sonu eşime dedim ki kalk hazırlan doğa ile baş başa kalalım. Nasıl, nereye derken hazırlanmaya başladık bile. Uzun zamandır adını duyduğumuz ama bir Sivas'lı olmamıza rağmen görmediğimiz Paşa Fabrikası piknik alanını aramaya başladık. Aradık, sorduk, birilerinin peşine takıldık derken cenneti bulduk. İstanbul'da piknik yeri var burada neye yok diye söylenip oturuyordum ama paşa fabrikası bütün güzelliğiyle bize hoş geldin edince "ösür dilerim Sivas" demek zorunda kaldım. Valla memleketim diye demiyorum bu ne güzel piknik alanı böyle, inanın deniz olmadığı halde deniz manzarası olan yerlerden bile güzel. Maşallah suphanallah. Her bir taraftan şırıl şırıl akan sular, tertemiz bir hava, ata binen çocuklar, bütün kamelyaları dolduran hemşerilerim ve hayranlık içerisinde orayı temaşa eden bizler… güzelmiş be…
Girişten güzel kokular geliyor, açık hava ve yorgunluk nedeniyle acıkan bizler kokuyu takip ederek en az piknik alanı kadar güzel restorana geçiyoruz. İstiyoruz alabalıkları ve afiyetle ve şükürle yiyoruz. Çünkü nimete şükür onun devamını getirir inşallah. Yemek yerken sağa sola bakmaya devam ediyoruz. Girişte kule zannettiğimiz yerden ezan sesi yükseliyor, her bir taraftan camiye akın eden genç yaşlı, bay bayan epeyce bir insan. Gitmediğime hayıflanıyor ve inşallah bir dahakine diyerek çaylarla birlikte devam ediyoruz sofraya…
Valla ben Darende'nin ortamını da çok beğenmiştim ama inanın burasını daha çok beğendim. Bağrı açık bir alan olması mı, memleketim olması mı burayı bana sevdiren bilemiyorum ama kim yaptıysa eline sağlık güzel çalışma yapmış. Bu arada İstanbul köprülerini andıran asma köprü ve tren raylarını andıran yürüyüş parkuru ve adım başı yer alan spor alanları burayı iyice hoş bir hale getirmiş.
Baharı Sivas'ta karşıladık, ümit ediyorum Gürün ve Suçatı hatta Sazcağızsuyunda da daha büyük güzellikler ile karşılar ve güzellikleri gördükçe daha fazla şükreder ve şükredenlerden oluruz inşallah. Bu arada bahar sadece çalışma ile değil aynı zamanda piknik ile de güzel, hatta daha güzel. Piknik sever dostlarla inşallah pikniklerde buluşur ve sohbetler ederiz.





SUÇATIHABER İyi Günler Diler...

Facebook Sayfamız Zengin İçeriği ile Sizi Bekliyor ...
 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

abdurrahman engin { 24 Nisan 2012 12:20:27 }
Sivas hayatıyın ilk baharını yaşıyor,yaşadıklarını bizimle paylaşıyorsun.Sivasımızın kışının sert olmasına rağmen unutulmayan güzellikleri olduğu gibi baharıda yaşamadım ama güzel olmalı.Bahsi geçen paşa fabrikası piknin yerini 1975 yıllarda almanyada tanıştığım bir arkadaşın vesilesiyle görmüştüm. O zaman çok perişan bir haldeydi.Ağaçlar susuzluktan kuruma noktasına gelmiş, oturacak bir gölgelik yer yok .Suçatı gibi yeşil,bol sulu bir yerden arayı o halde görünce arkadaşa bişey demedim fakat pek hoşuma giden bir yer olarak beğenmemiştim.Sizin bahsettiğiniz vede başka sivaslı arkadaşların söylediğine göre çok güzel olmuş .Nasip olursa bu yaz görmek istiyorum.Güzel yazın dolayı teşekkür ederim sağlıcakla kal.
İsmail TAKCI { 17 Nisan 2012 16:01:26 }
Sivas'ta ilk kışımızı geçirdik, kış ortasında nadim olduğum zamanlar oldu ;) gelen siz misiniz dercesine kar ayaz son yılların en şiddetlisiydi belki de, kampuste öğle saatlerini beraber geçirdiğimiz ama sivaslı olmayan arkadaşlar 'sivasın baharı güzel olur' demişlerdi bu umutla baharını bekledik sivasın... bahar birden ve çok muhteşem geldi o kadar kar birden kalktı havalar ısındı, ve nisan yağmurları...nisan yağmurlarından sonra güneşin yansıttığı pırıltılar, görmeye değer...

''Nisan akşamlarını ıslatırken yağmur
Bahar, şarkılarını söylerken karanlığa
Çalan her kapıya `sensin` diye koşmalıydım.''
Dursun Ali Erzincanlı

Nerdeyse bahar nisanla özdeşleşmiştir nisan denilince şairin yukardaki sözlerini hatırlarım hep; rahmet peygamberinin de Nisan da doğmuş olması Allah'ın rahmetinin bir tecellisi..gine nisan ve yağmuru şaire esin kaynağı olmuştur..

''Yağmur, seninle biter sususluğu evrenin
Sana mü'mindir sema; sana muhtaçtır zemin
Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım
Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın
Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım''
Nurullah Genç
Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun287 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI