Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SON MUHACİR

Kategori Kategori: Portreler | Yorumlar 10 Yorum | Okunma 2604 Okunma | Yazar Yazan: emrullah | 31 Ocak 2012 06:58:00

Emrullah hocamıza güzel yazısından dolayı teşekkür ediyoruz.

Değerli Üstadımız Emrullah Toprak beyefendiden muhteşem bir yazı. SON MUHACİR, gerek edebi açıdan taşıdığı değerle gerekse tarihi bir vesika olması niteliğiyle oldukça başarılı bir yazı. Sizleri daha fazla heyecanlandırmadan yazıyı paylaşalım; SON MUHACİR isimli yazıyı okumak için TIKLAYIN >>>

 | Puan: 10 / 4 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

İbrahim Takcı { 16 Mart 2012 14:27:30 }
Kasabanın tarihine ait, puzzle’ın kayıp parçaları gibi önemli gördüğüm güzel yazılarınızdan birini daha, -“SON MUHACİR”i- babam Kadir TAKCI ile beraber okuduk. Okurken babam çok duygulandı.Muhittin amcayı yakinen tanımanın ötesinde hikayede geçen “jandarma çavuşu” ile ilgili kısım O’nu çok etkiledi. Zira bu jandarmalar, dedemi almaya gelen kişilerdir, henüz çocuk yaştaki babamın feryad figanı arasında merhumu götürürler. Peşlerinden koşarak çok ağlar. Koca Ali emmi(Sazcıvaz suyundaki Ali TAKCI) merhum avutmaya çalışır. O gelişlerinde Muhittin amca da o mekanda bulunur. Ankara’da ki kayıp akrabalarla irtibat ; o diyalog ve tanışmanın vesilesi ile sağlanır.Bu anlamlı anekdotu sizinle paylaşmak istedim. Yazılarınızın devamını dilerken selam ve saygılarımı sunarım.
Mehmet ÖNDER { 14 Şubat 2012 10:46:58 }
Komşum Rahmetli Muhittin emmi hakkında yazılan yazıyı merakla okudum.Bu yazıyı kaleme aldığınız için çok teşekkür ederim,Hakikatençok değerli bir insandı Allah gani gani rahmet eylesin mekanı cennet olsun
yunus emre { 04 Şubat 2012 12:38:40 }
emrullah hocam merhaba,

yazınızı okuyalı bir kaç gün oldu. ancak, dingin kafa ile mesaj yazmak için bekledim. öncelikle bu emek ürünü yazınızdan dolayı size teşekkür ediyorum. belgesel- edebiyat nitelikli yazılarınızın devamını bekliyoruz.

muhittin amcayı tanımamıza, bilmemize rağmen böyle bir geçmişe sahip olduğunu bilmiyordum doğrusu. ancak o mahcup ve mütevazi halinden epey bir çileye sahip olduğu belliydi, sanki. sulu gözleri, bembeyaz sakalı ile hatırlıyorum. torunu şirazi ile de sınıf arkadaşı oldum ki şirazi de doğrusu o dedenin torunu idi; efendi, ağıbaşlı, büyümüşte küçülmüş...

anadolu biraz da bu demek; saklı hayatlarla bezenmiş, yoğrulmuş. kim bilir daha nice böyle kaleme alınmayı bekleyen hikayeler var. aslında süreklilik biraz da böyle sağlanıyor, yazının önemi de burada. inşallah bu konudaki çalışmalar artarak devam eder. bir toprak parçasının vatan haline gelmesi de böyle sağlanıyor olmalı. emeğinize saygı duyuyor, yeni yazılarınızda buluşmak ümit ve temennisi ile teşekkür ediyorum.

Hidayet Takcı { 03 Şubat 2012 13:26:52 }
Değerli Hocam,

Neden bu kadar uzun süre beklediğini, yazıyı okuyunca anladım, böylesi çalışmalar iki dakikada çıkacak değil ya.

Ama hocam yazılarınızın başarısı nedeniyle sizi daha sık okumak istiyoruz. Bu sadece benim değil inanın herkesin isteği. Sizden daha fazla ilham alabilmek dileğiyle, elinize sağlık...
selim { 02 Şubat 2012 23:57:23 }
Emrullah hocam, merak üzüntü sevinç heyecan hayranlık ve daha bi sürü duygu yoğunluğuyla okudum! Mükemmelsin..
Eline sağlık..
mehmet toprak { 02 Şubat 2012 15:55:40 }
Değerli Emrullah hocam çok emek harcamış Epey emek harcanmış yazınızı okudum epeydir yazınızı göremiyorduk beklediğimize değdi çok orjinal olmuş Rahmetti Muhittin amcanın yukarı köydeki hayatını pek bilmiyorum ama Oğlu Rahmetli eniştemiz Zeki Abinin evindeki yılları biliyorum buna benzer hikayeleri dinledik ama sizinki çok derli toplu olmuş tekrar emeğiniz için teşekkür ediyorum devamını bekliyorum şahsınızda tüm Suçatı haberde yazan ekibe saygılarımı sunar bu vesile ile Muhittin amcanın Torunları Şirazi ve Niyazi Beylere selamlarımı sunarım
Cemal TAKCI { 01 Şubat 2012 20:01:47 }
Emrullah hocam; kasbamızın tarihi, insanlarımızın özellikleri ve geçmişte yaşanmış bir olay ANCAK BU KADAR GÜZEL ve AKICI BİR DİLLE anlatılırdı.Eline ve yüreğine sağlık. yazının başından itibaren az sonra neler olacak diye merakla okudum. Hele ortalarda bulunan camideki insanların fotoğraflarını görünce çok heyecanlandım. O fotoğrafta babam vardı (Enver TAKCI) Ayrıca diğer insanları da tanımaya çalıştım. Çoğu hakkın rahmetine kavuşmuş ÖLENLERE ALLAH RAHMET EYLESİN . Kasaba halkı geçmişte yaşadığı sıkıntılar sonucubirbirine kenetlenmiş, sevdiğni tam sevmiş, arasına aldığı insanları ise iyice tartıp tanıdıktan sonra kabullenmiş ve hiçbir zaman ötekileştirmemiştir. Ne zamanki hayat şartları zorlaşıp gurbete çıkmak zorunlu hale gelmiş işte o zaman insanlar arasındaki bağ zayıflamaya başlamış. Ama yine de geçmiş ve doğduğu yöreyi unutmamış her gittiği yerden memleketle bağlantısını koparmamıştır. Emrullah hocam özel bir isteğim var; camideki insanların olduğu fotografı e-mail adresime gönderebilir misin? Şimdiden teşekkürler
İsmail TAKCI { 01 Şubat 2012 10:27:03 }
93 Harbi toplumun yaşadığ ıbüyük bir felaket! Sakarya Üniversitesindeyken birim arkadaşımın düğününe gitmiştim bir saati aşkın yokuş çıktık dağ tepe aştık ıssız bir dağın başına vardık köy bolu sınırında, sordum arkadaşa başka yer bulamadınız mı bu dağın başına köy kurulur mu? bizim dedelerimiz 93 harbinden düşman korkusundan Trabzondan kaçarak buraya gelmişler, demişti.

Hulusi abininde dediği gibi 'emanete sahib çıkmak' görevimiz, vatansız kalmak vatanında parya olmak zilletini yaşatmasın Allah (c.c.)

Emrullah hocam, kaleminize kuvvet, akıcı ve yormayan uslubunuzla nefis bir yazı okuduk teşekkürler,varolun.
Hulusi Takcı { 31 Ocak 2012 12:54:30 }
Emrullah kardeş yazını tarihsel ve edebi yönden değerlendirmek başka bir konu o konularda hayli başarılısın. Beni sevindiren veya okurken hissedip duygulandığım konu vatanımızın toprağımızın ruhuna kurmuş olduğun yakınlık . Bu topraklar, üzerinde doğup büyüyüp hayatımızı ikmal ettiğimiz yerin başka bir anlamı var inancımızla ruhumuzla şekillenen ve bütünleşen. Bu ayrıntıyı farketmeden ne bu vatana olan borcumuzu ve nede bu vatanı bize emanet edenlere karşı olan sorumluluğumuzu nede imanımızın anlamını kavramamış oluruz. Köklerimizin camideki resmide çok şey ifade ediyor seçiş şeklinde. Biz inancıyla var olan bir milletiz. Kalemine sağlık kardeş selamlar
ABDURRAHMAN ENGİN { 31 Ocak 2012 08:07:14 }
Emrullah Hocam: Son Muhacir ismini verdiğin bu yazı nede güzeldi.Hayatta ki gerçekleri ne kadar da güzel tasvir etmişsin.Hikâyedeki kahramanın evladından Zeki'yle,Kasabamızın emektar imamlarından Ali hocanın talebelerinden iyi bir ikiliydik.Allah rahmet eylesin.tedirbenin dibindeki evde çok hatıralarımız var.Yatıya kaldığımız günler bile çok olurdu.Abisi İzzet koreye giden gazilerden ilkiydi.Ordan getirdiği ,şişme yatağı ilk defa çocuk hafızamla orda görmüş hayran olmuştum.İşin bir başka boyutu,bahsi geçen o ev!Babamın ana tarafından dedesine aitmiş.Oğlu olmadığından kızlarda gelin olunca evi satma durumunda kalmışlar. Dedenin lağabı (Part bekirmiş)Bizlere güzel yazınla eskileri yaşattığın için teşekkürlerimi bir kere daha sunar sağlıklı ,başarılı bir hayat geçirmeni,Rabbimden niyaz ediyorum.Güzel yazılarını okumak ümüdüyle.
Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Gürün ve Suçatı'nın daha iyi bir hale gelebileceğine inanıyor musunuz?
Evet
Hayır
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun518 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI