BİR ROMAN BİR HİKAYE
Kategori: Anı |
4 Yorum |
2562 Okunma | 25 Aralık 2011 23:11:00

Bir kış yazısı ancak bu kadar güzel olabilir...
Kar ve fırtına… Tipi, beldeyi çoktan etkisine aldı. Hemen çoğu toprak binadan oluşan evler adeta gözden kayboldu. Asfalt yoldan nadiren geçen yolcu otobüsleri adeta inleyerek ilerlemeye çalışıyor! Mahallelerden karşılıklı duyulan köpek sesleri… Tipi, komşu ziyaretleri için cesaret bırakmadı. İlk akşamdan gözler uykuda.
...
Kapı önündeki çıplak ağaçlardan uğultular yükseliyor. Kar taneleri iki küçük cama sürekli darbeler yağdırırken, dış kapı aralığından içeriye kar püskürüyor. İlk akşamdan yemek yenildi. Ortalık toplandı. Öğrencilerin isteksiz çalışmalarından sonra, gaz lambası kısıldı ve duvardaki yerini aldı. Sessizlik. Dışarıdaki kâh azalan, kâh artan uğultuyu dinlemek ve odanın emniyetine sığınmak ne güzel! Yataklar da serildi. Büyük abla yine biraz çapraz serdi ama önemli değil. Bir an evvel yatağa girmeli, nefeslerle soğuk yorganlar ısıtılmalı. Küçük için sorun yok, ağabeyine sarılacak ve hemen ısınacak. Hatta buna gerek bile yok. O nasıl olsa bu ürkütücü havayı dağıtan ya komik bir hareket yapacak veya sözler söyleyecek ve uyumak üzere olan horantayı gülümsetecek.
Biraz daha büyük olanı ciddiyetle doğruldu. Cam önünü hemen hemen tamamen kaplamış olan grundig marka radyonun düğmesini çevirdi. Dalga ayarlarıyla biraz oynadıktan sonra yatağına döndü. Derken, önce düşük sonra yükselen bir klasik müzik sesi eşliğinde olgun bir bayan sesi “bir roman bir hikâye” tekrar devreye giren ve sonra susan müzik. Artık, gecenin ve sessiz odanın hâkimi radyo. Bayan devamla” sayın dinleyicilerimiz… Romanını kaldığımız yerden okumaya devam ediyoruz”
Evet, bayan sabırla okumaya devam ediyor. İkili diyalogların pek olmadığı, daha ziyade insanın iç dünyasını; coşkularını, hüzünlerini, aşklarını, hayal kırıklıklarını konu alan romanlar… Spikerin sesi roman kahramanının ruh haline göre farklı tonlara bürünüyor; yerine göre ağlamaklı, hüzünlü, nefret dolu yerine göre ise neşeli… Anlatım en fazla beş on dakika sürüyor ve devreye giren ve gerçekten de konu ile uyumlu müzik eşliğinde program sona eriyor. Radyoyu açan tekrar kalkıp kapatıyor ve gece kaldığı yerden devam ediyor.
…
Büyükçe bir oda, duvar tarafında sönmüş bir soba. Duvarda asılı, fitili biraz daha içeri çekilmiş gaz lambası ve orta yerde uykuya dalan horanta. Evin kedisi soba kenarındaki minder üzerinde…
…
Ve sabah… Oda buz gibi. Kimse kafasını yorgan altından çıkarmaya cesaret edemiyor. Küçük pencereler karla kaplanmışken tipi yerini büyük bir sessizliğe bırakmış. Her taraf beyaz. Sokaklarda küçük kar tepecikleri… Dam evler, adeta bir çift gözü andıran pencerelerinin haricinde sanki kara gömülmüş. Bacalardan ürkek dumanlar yükselmeye başladı bile. Evin kadını erkenci. Kürekle kapı önünü açmakla meşgul. Serçeler de erkenci. Çoktan küçük dallarda görülmeye, kardan açılan yerlere hop inip hop kalkmaya başladılar bile. Hatta bir tanesi, grundig radyonun antenindeki kar öbeğini çoktan silkeledi.
Ortanca kız kalktı. Sobanın külünü aldı. Tutuşturmalık kındığı ön tarafa, ince çubuk odunları hemen arkasına, daha geriye ise kalın odunları, bunların da üstüne tezek kırıntılarını koydu ve yaktı. Odayı sobanın gürültüsü kapladı. Ne güzel, bu havada okula da gidilmez değil mi abi? Birazdan sokakta çocuklar görülecek, tipinin oluşturduğu ürkütücü ortam nasıl şen şakrak hale getirilir, gösterecekler. Sinirli büyükler daha bir hoş görü ile bakıp gülümseyecekler. Evet, Yusuf Emmi, Tüccar Süleyman, Bakkal Fahri, marangoz Aşır Emmi kapıda gözüktüler. Belde, tipili gecenin sabahına merhaba dedi.
…
Yunus EMRE
|
Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy |
Yazdır
Yorumlar
"Bir roman bir hikaye"... bir gün inşallah sizin hikayelerinizi de radyolardan veya daha modern bir ortam olan internetten dinleriz inşallah. Hatta ben acizane bir teklifte bulunsam; çok değerli hikayelerinizden birini kendi sesiniz ile kaydetseniz ve onu sitemiz üzerinden paylaşsak nasıl olur.
Bu arada, multimedya konusunda yetenekli genç kardeşlerimiz vardır mutlaka aramızda, sesinize müzik te kattılar mı, valla süper bir yapım olabilir.
Saygılarla,
Bu güzel yazıları okurken evet yaa bir zamanlar böyle güzellikler vardı, şimdi hepsi hayal oldu diyoruz hikayede geçen aktörlerin bir çoğu bu dünyayı terketti onları rahmetle anıyor makamları cennet olsun diyoruz.Kasabamız günden güne eriyor. her yıl bir kaç evin kapısına kilit vuruluyor.Halm beyinde düşün telin yollarına adlı yazısında değindiği gibi yukarı köyde üç beş yaşlı adamdan başka kimsecikler yok aşağı köyde ,yukarıya göre biraz kalabalık göze çarpıyor fakat zamanla o da azalacak ,gidenin yerine gelen yok.Allah encamımızı hayr eylesin.bu yorumla kimseyi karamsarlığa salmak istemiyorum ama gerçekler böyle. yunus beye teşekkür ediyorum eline sağlık.
Zaman bir değirmen misali öğütüyor bizi. Sonra savuruyor, kimimizi alemi bekaya, kimimizi diyarı gurbete... Bir gün bir kar tanesinin peşine takılıp aynı bütünün parçalarını toplamaya çalışıyor zihnimiz. Bir varmış bir yokmuş diye başlayan nine masalları, radyolu günler, haftanın çocuk şarkısı ve işte yaşanmış gerçek bir "Bir roman bir hikaye" Teşekkürler Yunus abi...
Yazıyı okurken 80li yıllara gidip geldim. Gerçekten geçmiş günler çok güzel tasvir edilmiş. Şimdi gurbetteyim ve ACABA bu hayat şimdi de devam ediyor mu? diye kendime sormadan edemedim. Yüreğine sağlık. Çok güzel bir yazı olmuş.
Diğer Sayfalar: 1.
Yorum Yazın