GÜZ MEKTUBU
Kategori: Yazı - Makale |
5 Yorum |
2349 Okunma | 20 Kasım 2011 12:56:28

Yunus Ağabeye teşekkür ediyoruz...
GÜZ MEKTUBU
Yine sessizce geldiler. Kah öbek öbek, kah topluca. Gökyüzünü kaplayınca da damlalarını düşürmeye başladılar. Yine sessizce. Öyle ki ancak dikkat edildiğinde fark edilebilen bir sessizlikle. Hayır, öyle yürek hoplatarak, başları pencere önlerine toplayarak değil. Sağanak şeklinde gelip, oluklardan, dereden tepeden topladığı kuvvetlerle sele dönüşme şeklinde hiç değil. İnsanı dakikalarca altında yürütecek kadar iddiasız. Gri bulutlar artık daimi misafirlerimiz. Çam, kestane, ıhlamur, zeytin, söğüt, kavak ağaçlarının yorgun yapraklarından süzülen damlalar da…o damlalar ki çoktan mahcuplaşan güneşin iddiasız ışıklarını fırsat bilip güz arkadaşı soğuk esintilerle birleşince o yeşil yaprakları nasıl da sarartmaya başladı. Hatta içlerinden en narini olan ıhlamur, dayanamayıp yapraklarını döktü bile. Hoş, işte çam ağacı olduğu gibi ayakta. İğne yaprakları her daim yeşil. Gerçi onunda iç dallarında kurumalar yok değil ama pek te belli etmiyor!
Sadece ağaçlar mı? Mekanlar da epeydir kasvetleşti. Şu devasa şehirde büyük küçük binalar, her çeşit araçlar, binalar arasında kendine yer bulabilmiş tepecikler de bir çarpılmışlığın, bir değişimin izlerini taşır hale geldi sanki. Her şey, herkes yorgun. Belki muhasebe zamanının mahmurluğu…
…
Artık güz işleri epey toparlanmış olmalı değil mi anne? Sazcıvaz’daki bahçelerden el etek çekeli epey oldu. Patatesler söküldü, çeleler çekildi. Maşara tumplarında kalan güz yeşillikleri derildi. Yazdan sağda solda kalan kuru odunlar, bir traktör yapılarak getirildi. Hatta bunlar doğranarak alt gözlerden bir tanesine dolduruldu bile. Bulgur gibi dağılan, suni gübresiz yetiştirdiğin patatesten beş on çuval hatırlı komşulara satıldı. Geri kalanlar zahirelikte duvarın dibine istif edildi. Soğanlar kurutuldu. Onlar da birkaç çuval yapılıp patateslerin yanına konuldu. Kurutulan dut, kayısı ve üzüm küçük çıkınlarda bir köşede yerlerini aldılar. Ha, başta kuru fasulye olmak üzere değişik renk ve ebattaki diğer fasulye çeşitlerini de unutmayalım. Kırmızımsı, belli belirsiz beyaz şeritler taşıyanı daha bir özenle poşetlenip bir kenara konuldu bile. Nasıl olsa yapılacak ilk ekşili köfte yemeğinde lazım olacak…
Zahireliğe giriş kapısının hemen solunda, uzun salondaki unluğu hatırlatmaya gerek yok sanırım. Borç harçta olsa bir şekilde alınan buğdaydan yapılan un, bulgur, gendime çoktan unluktaki yerini almış olmalı.
Yazın bahçelerden biçilen yonca ve çayırlar, kapı önünde ağız, burun, boğaz tozlar içerisinde kaldığı halde doğranmış olarak yine alt kattaki odalardan birine yerleştirilmiştir. Otluğun son misafiri de sararan çele yaprak ve fideleri olmalı… Üzüm bağları bozulalı da epey olmuştur. Olgunlaşması güze kalan başta balma kara üzüm olmak üzere sert kabuklu razakilerden toplayıp mezradaki akrabalara her zaman olduğu gibi güz hatırası olarak götürdünüz değil mi? Yine karşılığında peynir, yumurta, yün veya güz elmasından verdiler mi? Anacığım, biliyor musun en çok mezraya bu iş için yapılan yolculukları severdim. Neden dersen, herhangi bir iş kaygımız olmaz, dayımlarda bir süre kalır, güzel sohbetler yapılır, hele de akşam karanlığına kalmadan dönülürdü.
Geriye ne kaldı anacığım? Şu karşı geçedeki bayır yüzündeki yer değil mi? Orası nasılsa yakın. Küçük maşaralarda kalan patates ve çele sorun değil. Her ne kadar başlayan yağmurlar adam akıllı ıslatmış olsa da zaman zaman sökülüp, toplandığı için şöyle bir ellenmesi yeter. Geldik eve… Dışarı işleri bir şekilde toparlandıktan sonra evin güz bakımını da yapabildin mi? Odaları, asfalt yolun kenarından getirdiğimiz beyaz toprağı bulamaç yapıp sıvadın mı? Evin dışındaki kelleri kapatıp, örtü döşeği de bir şekilde elden geçirmiş olmalısın. Kışı senin yanında geçirmek isteyen sığıntı kedilerin de geldi mi anne? Hani şu haddini bilen, kesinlikle evin asıl kedisinin yerini alma iddiası taşımayan, alt katta odunlukta veya otlukta zamanını öldürüp süt sağım zamanlarında ürkek bakışlarla sağında solunda dolaşan kediler… Bu bağı bir türlü anlayamamışımdır. Sen onları beklersin, onlar ise bir şekilde seni bulur.
Bütün bu işlerin arasında şöyle bir fırsatını bulup ta bir zamanlar kapı önündeki yeşilliğin nasıl da böyle geçip gittiğini, yaprakların sararıp solduğunu, balkona yerleştirip henüz içeriye almadığın sobada demlediğin çayı yudumlarken gözleyebildin mi? O nasırlaşan elindeki çay bardağının sıcağına aldırmayıp tam da karşıda duran sivri tepeyi derin bakışlarla süzdün mü?
…
Heyhat! Artık yoksun. Ama olsun. Hasretle ellerinden öpüyorum.
Oğlun.
Yunus Emre
Yorumlar
İsmail
{ 29 Kasım 2011 14:23:30 }
Doğadan topraktan el çekme hızla ilerliyor orta çayır mevkisine giderken iki harık arasında kalan mutuftaki bahçeleri, Rahmetlik Hasan Emmi Lütfiye bibi Mulla emmi Nurettin emmi ve şu an yarım yamalak sürdürmeye çalışan Haydar emmiler imar ederlerdi şimdilerde virane olmuş hali, görenleri, hüzünlendirir 'kolay gelsin' diyecek kimsenin olmayışı sahiblerine rahmet çıkarttırırcasına kimsesiz, sessiz..
Güz Mektubu başlığa bayıldım başlıkta ihtar edici manalar var her güz mektubunu sunar alabilenlere, sararan yapraklarıyla görkemli ağaçlar nasılda bir kemiğe dönüşüverirler ...sonra sabırla bekler baharı,haşri bekleyenler gibi...
Üstad eline sağlık Sivastime deki yazınızı da okuduk 'kar düşünceleri'; haddim olmayarak bir düzeltme yapacağım :) mezramızın doğru adı Sazcağız suyu, sazcıvaz olarak bahsedilmiş.
Saygılarımla.
Siyah beyaz bir film izlemiş gibi oldum yazıyı okuduğumda. Yazılarınız o kadar canlı ki bunu resme benzetmek mümkün değil.
Güzel günlerin filmi de güzel oluyor, fakat sizin ustaca anlatımınız da ayrıca saygıya değer.
Bizi bu tür güzel yazılardan mahrum etmemeniz temennisiyle.
Selam ve saygılar,
Kıymetli Yunus;Bizleri yıllar öncesine götüren helede aile içerisinde bizzat yaşayan birisi olarak hatıralarımızı hatırlatan güzel yazın için teşekkür ederim.Rahmetli annemizin yılboyu devam eden zahmetli yorucu pekte maddi karşılığı olmayan yaşantısı vardı.Sadece anneminmi genelde kasaba halkı aynı durumdaydı.Ben olta ile balık tutmaya giderdim,ırmak boylarında derilip biçilmedik çayırlık gremezdim.Şimdi ise biçilmeyen çayırlıklar ve kendi gelen çalı çırpılıklardan ırmak kenarına yaklaşılmıyor,zaten ırmakta kalmamış balıkta.Ben kasabamızdaki bağ bahçe işlerinin önemli ölçüde terk edilmiş olmasını sosyal güvencesi ,maaşı olmayan eski neslin çoğunun rahmetli olmasına,sonradan yetişen nesillerinde şehirlere gidip iş güç sahibi olmalarına bağlıyorum.Kasabamızda halen yaşayan pek çok ailede halihazır emekli maaşı alıp geçimini sürdürünce bağ bahçe işleri eskisi gibi yapılmıyor.Gözlerinden öper yazılarını beklerim.
abdurrahman ağabey merhaba...
yorumunuz için teşekkür ediyorum. ne yaparsınız ki hayat bir yönüyle böyle işte...bazı yerler gelişip abad olurken bazı yerler de viraneleşebiliyor. hepsi bir ibret ve ders vesilesi aslında...
ağabey, kalpte ve gönülde yaşayan güzellikleri yüze, simaya yansıtan ender insanlarıdan birisi olduğunuzu söylemeliyim. kendi adıma sizin gibi bir büyüğümüzle sonradan da olsa tanışmış olmaktan kısa sürelerle de olsa sohbet etmiş olmaktan büyük mutluluklar yaşadım.
...
her daim sevgiyle kalın...
YUNUS HOCAM.Aylardır beklediğimiz güzel yazılarından birini, heyacanla okudum.
Beni,bizleri yıllar öncesine götürüp gezdirdin.Evet ,bir zamanlar bunları aşkla, zevkle yaşadık.Bunları yaşayanların sayısı hızla azalmakta.kasabamızın o unutulmaz güzellikleride her geçen gün unutulmakta. Bu yaz uzun bir yaz tatili yaptım.Bir defasında ,Eniştem Durdu Yurtsevenle ırmağın kenarına inip eski,hatıraları yadedek dedik,çimdiğimiz yerleri höre çaldığımız çayırları bir daha ğörek dedik.O eski güzelliklerden eser kalmamış. Irmağa bile ulaşamadık.Her tarafı sazlık olmuş ırmak nerden akıyor onubile tahmin edemedik. bu duruma üzülüyoruz elbette. İnsanlarımız bile başkalaşmış,bir hoş geldini çok görüyorlar.daha zıyade gürbetçiler bir biriyle kaynaşanlar.NÜfüsumuzda hızla azalmakta,Bununda çaresi yok gibi.Başta hasan abim ve lutfiye yengem olmak üzere tüm yakınlarımıza,vede kasabadan ahirete intikal edenlere ALLAH rahmet eylesin ,makamları cennet olsun. yeni yazılarınızı okumak ümüdiyle iyi günler diliyorum...
Diğer Sayfalar: 1.
Yorum Yazın