Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

MUHTEŞEM YÜZYIL

Kategori Kategori: Yazı - Makale | Yorumlar 17 Yorum | Okunma 5992 Okunma | Yazar Yazan: osman | 21 Ocak 2011 00:31:22

Osman Bey'den bir yazı

Muhteşem Yüzyıl

Yeni bir dizi Muhteşem Yüzyıl. Zaten hayatları, dizilere rehin verilmiş insanların takip edebileceği, yeni içi boş bir dizi. Dizi yayına girer girmez, bizim muhafazakâr camia aslan ve kaplan kesildi adeta. Neymiş? Vay efendim Osmanlı’ya hakaret varmış. Tarih çarpıtılıyormuş… Kanuni Sultan Süleyman, böyle anlatılmamalıymış…

***

Şaşayım ben. Sıcacık evlerinizde, zevki sefa içinde oturun, adamların yaptığı diziyi eleştirin. Tarihinizi küçük düşürmelerine bakın… Dev bütçeyle çekmişler diziyi ve içi boş eleştirilerle, harcanan paranın belki de on katını kazanacaklar. Helal olsun adamlara. Akıllılar vesselam…

Allah aşkına, eleştiri yapanlara sormak isterim. Sizin hiç sanat, kültür, sinema,kitap, tiyatro gibi bir derdiniz oldu mu?..

Hiçbir sanat kitabı okuyup, sinema filmi için senaryo yazmaya kalkıştınız mı ki diziyi eleştiriyorsunuz?

Niye, çünkü sanat karın doyurmaz türü bir yaftanın ardına yıllar yılı sığınıldı. Yıllar yılı sinema ve tiyatro hep ihmal edildi. Bir film, bir dergi, bir gazete hangi muhafazakâr tarafından “çıkarsız” desteklendi?

Milli ve manevi değerlere sadık olduğunu ifade eden iş adamları tarafından, hangi kültür, sanat, çalışmasına kaynak aktarıldı?

Üniversitede öğrenci iken, arkadaşlarımla kültür sanat kaygısı gütmeye çalışan bir dergiyi, cep harçlıklarımızı birleştirerek, iki sene zor yaşattık. Reklam için, çalmadığımız kapı kalmadı.

Çoğu sanat boş iş dedi. Başka işiniz yok mu dedi. İlgisizlik nedeniyle nice proje atıl kaldı.

Alın işte, adamlar çekerler tarihinizi küçük düşüren bir dizi ve siz de, paşa paşa sıcacık koltuklarınızda, çekirdek çıtlata çıtlata seyredersiniz. Çünkü siz, sizin anlam bütününüzü ifade eden bir etkinliğe destek vermezsiniz. Tarihini sevmekte, gazetenin verdiği ve evinize astığınız bir padişah posterinden öteye gidemez.

Küçük küçük katkılarla, ortak bir gayreti bile beş on yıl yaşatamayız biz. Her yerde, muhafazakâr söylemi dillendirenler, iş icraata gelince ortada gözükmezler ve iki kuruş para destek için onlarca bahane dağı oluştururlar.

Çünkü benim de içinde bulunduğum ve sık sık eleştirdiğim muhafazakâr camianın sanat diye bir derdi hiç olmadı. Kaç yönetmen, ilgisizlik nedeniyle köşesine çekildi haberiniz var mı? Kaç sanat erbabı küserek, uzleti yaşam kıldı kendisine?

Sanat, kuytu salonlarda yapılan sünnet düğünlerinde, tavuk dürüm arası dinlenilen ilahiler sanıldı. Avurtlarını şişiren ilahicilerin, güzeli öğütlemek varken, milleti cehennemle korkutmaktan öteye gidemeyen, bir dar alan zannedildi sanat...

Düğün ve sünnetlere, muhafazakâr olunduğu ispatlanmak için, mehter ve sema gösterileri tertip edip gösterişe gösteriş katıldı ve bu güzel değerlerin de içi boşaltılıp anlam derinliği zedelendi.

İki odalı evler yetmedi; üç oda, dört oda o da yetmedi, iki yüz metre kare evlerde sefaya düştünüz. Lüks ev, lüks araba derken, büyüdükçe büyüdü açlıklar… İçlerdeki açlık büyüdükçe, dünyevileşme de sardı bütün benliği…

 ***

Alın işte Muhteşem Yüzyıl. Ailecek seyredin… Toplu mekânlarda ise, yalancıktan eleştirin. Çünkü daha iyisini, en iyisini, en iyisinin en iyisini yapmak için hiçbir özveri göstermediniz.

Haydin, arabanızı bir üst modele çevirin. Yıkayın, cilalayın saatlerce eliniz belinizde seyrederek onu kutsayın. Çok odalı lüks bir ev için canhıraş çalışın. Her elbiseye bir çanta, her takıma bir ayakkabı alın…

Uğraşın, didinin, yırtının, çırpının kıytırık bir dünya için… Nasıl olsa hiçbiriniz, bu dünyanın içinden sağ çıkamayacaksınız…

 

                                                                                    OSMAN ÇELİK


 | Puan: 10 / 25 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

Suçatı Haber { 01 Şubat 2011 22:47:06 }
Değerli Site Sakinleri,

Osman Çelik beyefendinin yazısı diğer yazar arkadaşlarımızın yazısı gibi değerli bir yazı olup üzerinde uzun zamandır fikirler beyan edilmektedir. Öncelikle bu kadar mesaj üzerine Osman bey'in uzun süredir doğan cevap hakkını kullanmasını bekliyoruz. Çünkü olay tahminler üzerinde yürümeye başladı. Bunun son bulması da Osman Bey'in bu yorumlara vereceği cevap ile olacaktır. Dolayısıyla, Osman Çelik kardeşimiz yazısı ile ilgili bir yorum yazmadıkça yazı üzerine yapılacak diğer yorumlar, adaletli olamayacağı için konulmayacaktır.

Saygılarımızla,
yıldıray şimşek { 01 Şubat 2011 18:46:35 }
Bayan KARABAĞ;

Osman beyin yazdığı yazıyı kendi ruhsal özgür düşünce alanımda sahip olduğum kelime haznemdeki duygularımla alkışladım. Osman beyin yazısı kısa ve öz olarak vermek isteği mesajı insanların derin düşünce sisteminde de sorgulayarak her bir bireyin özgür düşüncelerinde bir şeylerin farkına varılması için yazıldığını fark ettim. Bunun üzerine kişinin bu yazıyı yazmasındaki amacı kendimce sorguladım. Bu sorgulama beni kendi beynimde bir yolcuk yapmamı sağladı. . Bu düşünce zaman diliminde İslam öncesi dönemlere kadar beynimin bana çizdiği rotayı takip ederek bir sonuca varacağıma inandım. İslam öncesi dönemlerde insanlar kutuplaşmış olarak yaşıyordu her bir kavimin bir putu yada inandığı yersel ve göksel tanrıları vardı. İnsanlar farklık gördüğü   canlı yada cansız varlıklara tapıyordu. Allahın peygamber gönderip İslami bu insanlar için bir din olarak kuranı bu dinin kitabı olarak gönderdiğinde yeryüzünde insanların huzuru yakaladığı sevginin hoşgörünün bilginin, saygının, insana olan sevginin oluştuğu birlik ve beraberlik içinde kardeşçe yaşamaya başladığı hepimiz tarafından bilinmektedir. Osman bey yazısının başlarında ben bunu düşündüm. Sonra bugünlere getirdi yazı beni. bugünde toplumda kutuplaşmalar sevgisizlik, saygısızlık, hoşgörüsüzlük hat safhada. Hatta Allahın dini sapasağlam aramızda yaşarken insanlar birbirinin inançlarını sorgulamaya başladı. Toplumda dünya maddi nimetleri ön planda. Toplumun belli bir kısmı bir ev yada bir araba cenderesi içinde Yaşamını idame eder hale geldiler. Yada insanlar sahip olduğu araba yada ev yada maddi imkanlar çerçevesinde değer görmeye başladı. İşte bu durum insanları manevi değerlerden uzaklaştırdı.
Zaten yazar yazısının sonunda bu dünyanın sonunda her birey için ölüm olduğunu hatırlatıyor. İnsanların kendilerini manevi değerlerden uzak tutan dünya maddi nimetlerin bu dünyada kalacağını Ahi ret hayatına sadece amellerimizi ve birde sahip olduğumuz bilgi kütüphanesini götüreceğimizi bir pedogolojik formasyon senteziyle anlatmış. Burada ben ne bir dine saldırı nede suçatı halkına bir hakaret yapıldığını görmedim. Zaten kendiside cihan padişahı Kanuni sultan süleymanın harem sahnelerinden rahatsız olduğunu belirtiyor ve siz Müslümanlara sesleniyor. Bu film çekilinceye kadar nerdeydiniz.diye bu benim yorumum. Burada sadece insanları düşünmeye iten satırlar var. İşte ben bunu alkışladım. Ayrıca kendi sinide hiç tanımam. Bir arkadaşlığımda yoktur. Ben her zaman insanları sorgulamaya düşünmeye iten bütün yazıları alkışlarım.

Bayan karabağ

Benim alkışlama nedenimi anlattıktan sonra şimdi size şu soruyu sorayım. Ben sizdenim o bahsettiğiniz kesimden değilim ibaresini neye göre yazdınız. Hayatınızın belli bir döneminde benim ve ailemin yanın damı yaşadınız. . Bir yazıya yaptığım yoruma göre benim bir sınıfa mensup olarak suçlamanıza hiç anlam veremedim. Bir Müslüman bir Müslümanı okuduğu bir kitap yada bir yazı ve bunun yanında yaptığı bir yorum nedeniyle sınıf ayrımına tabi tutarak hedef göstermek insan olmanın olgusuna ve sosyal psikoloji ahlakına yakışmaz. Eğer bunu tahminde bulunarak yazdıysanız. Tahmine dayalı atılan şans oklarını İslam hiçbir zaman tasvip etmez. Ve bunu şirk olarak adlandırır. Ama çalıştığınız kuruma baktığımda bunu normal karşılıyorum. Çünkü sahip olduğunuz ezoterik bilgiler sizin bunu yapmanızı sağlıyor.
İşte bu düşünçe tarzı Toplumu bölüyor ve kısır tartışmalara iterek kavga ortamı yaratıyor. Ben bu durumları hiç sevmem . Allaha emanet olun.

SAYGILARIMLA

Firdevs Karabağ { 01 Şubat 2011 10:50:42 }
tutarsızlıkla ve haksız suçlamayla dolu bir yazıdan nasıl olumlu anlamlar çıkardınız anlamış değilim. "evet aynen dediğiniz gibi" diye bu yazıyı alkışlarken "ben de sizin gibiyim, eleştirdiğiniz toplumun içindeyim ama onlar gibi değilim" demeyemi çalışılıyor?! burda sanatla ilgilenmeyenin sanatı eleştirmeye hakkı yok denmiş, ne kadar yanlış bir yargı, bir ürün sizin beğeninize sunuluyorsa onu eleştirme hakknızda doğar. bu filmler, diziler de sanatı kuytu salonlarda yapılan sünnet düğünlerine sıkıştıran halk için yapılıyorsa onlar da kalkıp eleştirebilir. insan sahip olduğu değerleri her alanda koruma hakkına sahiptir, ve kendi bilgileri, kültürü dahilinde yapar bu savunmayı. kimse kalkıp onları aşağılayarak, kendi ilgi alanını yüceltip bunla ilgilenmemeyi eksiklik gibi göstererek onları suçlayamaz.
hem bu kıytırık dünyada bırakın bir kısımın sanat algısı da eksik kalsın, dert bu mu??
hulusi takcı { 30 Ocak 2011 19:38:39 }
arkadaşlar yorumların genelinde göze çarpan bir acelecilik hissi.ve vay hocam bu tür yazılarda yazabiliyon iması. osman beye ayıp etmiyormuyuz ya. onlarca yazısında hikayelere sıkıştırılmış aynı ruh hali yokmuydu.neyse yine birileri alınıp feveran edecek ben yine osman kardeşe duyarlılığı ve meseleye hassas bir noktadan bakışından dolayı teşekkür edeyim
yıldıray şimşek { 25 Ocak 2011 17:15:33 }
sevgili osman bey sizi alkışlıyorum. gerçekleri haykırmak bilgili insanların işidir. nedenese her yakşan seçimde böyle diziler yayınlanır. yada eski hikayeler hep ortaya dökülür. geçmişiyle yaşayan milletler hep yok olmuştur.
İsmail TAKCI { 25 Ocak 2011 12:57:56 }
Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdadıma saldırdı mı,hatta boğarım!...
-Boğamazsın ki!
-Hiç olmazsa yanımdan kovarım.
Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördümmü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırmada geç git, diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
İrticanın şu sizin lehçede ma'nası bu mu?
                                        Mehmet Akif Ersoy

Ecdada saldırmak bu milletin iftihar tablosu tarihi şahsiyetlerin hayatlarını bugünün şehvet ve çıkarları doğrultusunda yorumlamak, olduğundan farklı göstermekte ki amaç 'İşte bak övündüğünüz tarih ve kahramanlarınız böyle yaşamışlar' dercesine o ruha sahib insanları rencide etmek, geçmişinden vurup bugününü yok etmek.



Ayşegül ERGİN { 25 Ocak 2011 12:46:29 }
Tabiri caizse "Toat Gibi Bir Yazı" olmuş Hocam...
Aklınıza, gönlünüze sağlık...
hıdır kaya { 24 Ocak 2011 11:54:23 }
burda ne malum dizinin içerigini nede kanuninin özelini tartışmak yerine dikkat edilmesi gereken husus; "ülkemizdeki tarih dersleri neyi hedefliyor" tarih i bir ilim olarakmı işliyoruz, yoksa yeni nesillere sadece, çok af buyrun gaz vermek seansları olarakmı işliyoruz... tarih ilminde eger gerektiginde eleştirme, yanlışlardan "ibret alma" yoksa, ilim olmaktan çıkar ve avuntu hikayelerine dönüşür... velhasılı kelam tarihi ölçüp tartarak yanlışlarından ve dogrularından ibretler alarak, ısmarlama bilgilerle degil dogru tarih bilgileriyle bilgilenmek ümidiyle... selamlar...
irem { 23 Ocak 2011 13:51:56 }
Bu yazıya katılmıyorum...
yunus emre { 23 Ocak 2011 12:27:30 }
osman hocam merhaba,

evet, ben de şarırdım. doğrusu sizi hep edebiyatçı kimliğinizle görmeye alıştığımızdan olsa gerek, son yazınız beni de şaşırttı. tabii ki gündelik hayatta olup bitenlerle ilgili görüşler olabilir. bunların dile getirilmesinde bir sakınca yok. önemli olan, tartışmaların medeni ölçüler içerisinde cerayan etmesi.

hocam, tabii ki eleştirilecek yönlerimiz çok. muhafazar kesimin sanatla ilgisi malum. olaya sosyolojik verilerle yaklaşırsak karşımıza çok farklı değişkenler çıkar. ama amacımız şimdi bunları tartışmak değil. yinde de nerede ne tür hatalar yapıyoruz demekte fayda var.

yinde de sizden edebi yazılar bekliyoruz. çünkü hepsi hepimizden bir şeyler söylüyor, hepsi de adeta birer harç vazifesi görüyor. selam ve dua ile...
Diğer Sayfalar: 1. 2. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun835 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI